Gazetevatan.com » Yazarlar » Kandil’i söndürmek...

Kandil’i söndürmek...

26 Haziran 2018 Salı


“Ağır git ki yol alasın...”

Türk atasözü

TSK’nın hazırlıkları uzun bir süre önce başlayan ve giderek genişleyip Kuzey Irak’ın derinliklerine doğru ilerleyen Kandil harekatı seçimlerin gölgesinde kalmış gibi görünmekle birlikte terörle mücadelede hayati bir öneme sahip.

PKK’nın yıllardır merkez, eğitim ve lojistik üssü olarak lider kadrosuna ev sahipliği yapan Kandil’in ulaşılamaz olduğu algısının kırılarak güvenli cephe gerisi özelliğini kaybetmeye başladığı yaşadığımız günler PKK açısından psikolojik eşik olarak ciddi bir kırılma noktasına eşlik etmeye aday görünüyor.

Her askeri harekatın siyasi bir hedefi olması gerekliliğinden yola çıkarak bu hedefe zarar verebilecek ve cephe hattındaki komutanları zaman baskısı altına alacak söylem ve açıklamalardan kaçınmanın bir zorunluluk olduğuna önceki yazılarımızda değinmiş, kamuoyunda beklenti çıtasını erken bir zamana endeksleyerek yükseltmenin elde edilecek başarıyı gölgeleme riskinden söz etmiştik.

Bu bağlamda askeri harekatın hedefindeki Kandil’i tanımamız; operasyonun hangi koşullar altında gerçekleştirildiğini bilerek rasyonel bir değerlendirme yapılması açısından önem taşıyor.

Kandil, sanılanın aksine tek bir dağ ya da yükselti değil. Zağros sıradağlarının uzantısı olan Kandil aslında bir dağ silsilesi, en yüksek yeri 3587 metre, taban alanı ise 3377 kilometre kare. Türkiye sınırına uzaklığı kuş uçuşu 89 , karadan 110 kilometre... Irak-İran sınır hattının ortasından geçtiği Kandil’in doğu yamaçları İran, batı yamaçları Irak topraklarında. İran tarafındaki en büyük yerleşim yeri Piranşehir, Irak topraklarında ise KYB bölgesinde yer alan Süleymaniye..

Kandil’in eteklerinden başlayarak doruklarına kadar olan alanda aralarında PKK’lıların da yaşadığı 300’ü aşkın köy bulunuyor. Derin vadiler, mağaralar, engebeli, kayalık ve sarp topoğrafyasının doğal bir koruma kalkanı oluşturduğu Kandil’de PKK’nın yıllar boyu oluşturduğu ve yerleri bilinen kamplar, mevziler var.

Cerablus ve Afrin’le karşılaştırıldığında gerek mesafe ve alanın büyüklüğü gerekse topografik koşullar ve PKK açısından taşıdığı psikolojik önem nedeniyle daha uzun süreli ve dikkatli bir harekatı gerekli kılan Kandil’in, PKK tarafından TSK’ya karşı savunulması ve elde tutulması mümkün değilse de planlanan sonuç ve kamuoyu beklentilerinin gerçekleşmesi için aceleci olunmaması gerekiyor.

Çok daha zor bir coğrafya olmasına karşın TSK’nın Suriye harekatlarına oranla sahip olduğu en büyük ve farklı avantaj; alanı çok iyi tanıması, bölgedeki büyük aile ve aşiretlerle yıllardır kurduğu bağ ve ilişki ile yüksek teknolojiyi ustalıkla kullanabilen çatışma deneyimli profesyonel kadrolarıdır.

Kandil’in söndürülmesinde İran, Bağdat ve IKBY’nin tutum ve işbirliğinin önemini gelecek yazımızda irdelemek üzere.

(Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçim sonuçları ile yeni sistemin ülkemiz Türkiye ve tüm halkımızın aydınlık geleceğinde bir dönüm noktası olması dileği ile...)