Gazetevatan.com » Yazarlar » Ödenmesi gecikmiş bir borç

Ödenmesi gecikmiş bir borç

05 Haziran 2018 Salı


“Hayattaki gerçek mutluluk budur: Yüce olduğunu kabul ettiğiniz bir amaç için var olmak..”

Bernard Shaw

Onların cenaze törenlerini hiç görmedik.. Ne yazılı basında ne de televizyonlarda...

Yaşamlarını adadıkları ay yıldızlı bayrak Onlara son yolculuklarında hiç eşlik etmedi...

Oysa  Onlar, o bayrağın simgelediği kutsal değerler  uğruna canlarını vermişlerdi, gözlerini bile kırpmadan..

Konuşmalar, selam duran üniformalar, saygı atışları yoktu Onların cenaze törenlerinde.,. Çünkü tören yoktu...

Onların ölümleri basında hiç haber olmadı.. Arkalarında bıraktıkları acılı eşleri, çocukları, anne, babalarını hiç tanımadık.

Yaşam öykülerini hiç öğrenmedik, niçin, nasıl ve nerede öldüklerini bilmediğimiz gibi...

Onların bir şehitlikleri de yok, şehit olmadıklarından değil, şehitlikleri olmaması gerektiği için...

Mezar taşlarında Onları onurlandırıp ayrıcalıklı kılacak ay yıldız da kazılı değil, kutsal bildikleri ay yıldızın sonsuza kadar dalgalanması için canlarını vermiş olmalarına rağmen...

Yılın belli günlerinde Onlar için anma törenleri düzenlenip, onurlu yolculuklarının son durağı olan mezarlarına kırmızı karanfiller konmuyor.

Onların kahramanlık öykülerini hiç dinlemedik. Herkes konuşurken en fazla konuşabilecek olan Onlar hep sustular.

Gün geldi yaralandılar, belki sakat kaldılar, ama kimse onları bir bayram günü ellerinde hediye paketleriyle ziyaret edip ülke adına şükranlarını sunmadı. Sunamadı daha doğrusu, çünkü haberleri yoktu, haberlerinin olmaması gerektiği için...

Onlar bir ayrıcalığın arkasına saklanmadan hep içimizden biri gibi yaşadılar, ama ülkeleri Türkiye için bizim bilmememiz gereken pek çok şey yaptılar. Gün geldi, görev başında şehit düştüler ve biz Onları hiç tanımadık...

Bu ülke uğruna şehit düşenleri onurlandırmış, şehitleri ile onurlanmıştır. Törenler düzenlenmiştir Onlara, bayrağımızla sarmalanmışlardır o kutlu son yolculuklarında.

Ama Onlar fazlasıyla hak ettikleri halde bunların hep dışında kaldılar... Kalmaları gerektiği için...

Gölgelerin bu sessiz tanıklarına, Devletin antikorlarına görevlerini sorarsanız  “Cumhurbaşkanlığı mensubuyum” derler kısaca...

Ve Onlara bir şükran borcumuz vardır... Varlıklarını duyumsadığımız halde tanımasak da...