Gazetevatan.com » Yazarlar » PYD-İdlib- Kıbrıs -3-

PYD-İdlib- Kıbrıs -3-


“Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa yarını kaybederiz.”
Churchill
 
Suriye’de, Duma’da kimyasal silah kullanıldığı ve kirli sicili nedeniyle Rusya ve İran dışında tüm parmakların Esad rejimini işaret ettiği günlerde Pentagon, Harry Truman uçak gemisi eşliğinde yedi destroyer ve ikmal gemisinden oluşan taarruz grubunun Akdeniz’e gitmek üzere Norfolk’tan ayrıldığını açıklamıştı. 
 
Pentagon’un, Iwo Jima gemisi liderliğinde dört destroyerden oluşan amfibik grubunun 2500 deniz piyadesi ile birlikte 28 Şubat’ta Cebelütarık üzerinden Akdeniz’e girdiğini açıkladığı dikkate alındığında ABD, bölgede önemli bir amfibi ve vurucu gücün sahibi olacaktır. 
Akdeniz’de; Türkiye, Fransa ve Yunanistan’ın aralarında bulunduğu kıyıdaş ülkelerin dışında Rusya, ABD, İngiltere, Norveç, Danimarka, Almanya’nın da savaş ve istihbarat gemilerinin bulunduğu düşünüldüğünde bir yönü ile iç ve kapalı bu denizin tarihinde az belki de hiç rastlanmayan bir güç gösterisine tanık olduğu söylenebilir. 
 
Bu güç gösterisinin tek nedeni Suriye sorunu ve Rusya’nın asırlık bir rüyayı gerçekleştirerek Tartus üssünde 49+25 yıl süreyle kalıcılaşarak sıcak denizlere inmesi midir?
İtalyan Eni, Fransız Total, Norveç Nobel, Amerikan Exxon Mobil ve Katar Petroleum şirketlerinin;
 
Mısır, İsrail ve özellikle Kıbrıs’ta GKRY ile anlaşmalı olarak ihtilaflı parsellerde petrol arama çalışmalarının bu güç yığınak ve gösterisinde hiç mi payı yoktur?
 
Geçtiğimiz aylarda İtalyan Eni şirketine ait Saipem adlı sondaj gemisinin ihtilaflı münhasır ekonomik bölgelerde arama yapması Türk Deniz Kuvvetlerince engellenmiş, konu Yunanistan ve GKRY tarafından AB’ye taşınmıştı.
 
Şu anda Akdeniz’e girmiş bulunan ve Kıbrıs’a doğru seyir halinde bulunan ABD Exxon şirketi sondaj gemisinin ihtilaflı 10 numaralı parselde arama çalışmalarına başlayacağı, Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı unsurların izlemeye aldığı geminin halen Larnaka açıklarında seyreden Amerikan savaş gemilerince korumaya alınacağı haberleri, Akdeniz’de yoğunlaşan çok amaçlı ABD deniz gücü ile bir arada düşünüldüğünde bölgede bir ikinci hararet yükselmesi gündeme gelecek görünmektedir.
İlginç nokta, Exxon Mobil’in 10 numaralı parselde arama çalışmasında ortağının Katar Devlet Petrol Şirketi olması ve şirket Ceo’su Saad Sherida Al-Kaabi’nin, GKRY Başkanlık Sarayında düzenlenen imza töreninde “Saygıdeğer Kıbrıs Hükümeti (GKRY olarak okuyabilirsiniz) ile vardığımız anlaşmanın uluslararası alanda ayak izlerimizi Doğu Akdenize taşıması bölge için son derece büyük imkanlar yaratacaktır.” şeklinde 05 Nisan 2017’de yaptığı açıklama..
 
Exxon Mobil’in Akdeniz’de ilk kez sondaj çalışması yapacağı, şirketin eski CEO’sunun önceki ABD Dışişleri Bakanı Tillerson olduğu, Trump’ın ise ABD’yi ticari bir işletme olarak gördüğü ve ABD’nin bölgede imaj ve prestij kaybetmesine neden olabilecek girişimlere tepki verebileceği düşünüldüğünde soru; barometrede olası düşmenin adada yeni çözüm dayatmaları ile Kıbrıs açıklarında “kusursuz bir fırtınaya” dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
 
Dilerseniz bütün bu gelişmelere Yunanistan’ın, Türkiye ile istikşafi görüşmelerin sürdüğü bir dönemde Ege’de, iyi komşuluğa aykırı ve hukuk dışı girişimlerini de “ısınma antrenmanları” olarak ekleyebilirsiniz.
 
Ufuk hattında birikmeye başlayan fırtına bulutları ve olası yansımaları şimdilik kaydı ile bunlar...