Gazetevatan.com » Yazarlar » Deyr Ez Zor’dan Kudüs’e...

Deyr Ez Zor’dan Kudüs’e...

08 Aralık 2017 Cuma


“Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.”

Çin Atasözü

Geçtiğimiz günlerde Deyr ez Zor’un el-Salihiya mahallesinde “Fırat Doğu Bölgesi Yerel Yönetim Birinci Toplantısı” adı altında YPG’lilerle Hmeymim üssünde görevli Rus General Yevgeni Poplavski’nin amaçlı olarak basına sızdırılan! fotoğraflarının ne ifade ettiği üzerinde durmaya hazırlanıyorduk ki kendimizi bir anda Kudüs’te bulduk.

Trump’ın,Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklaması Dante’nin İlahi Komedya’sında tasvir ettiği cehennemin hem de en korkutucu yedinci kat kapısının açılması anlamında..

Beyaz Saray, aslında 1995 yılında Amerikan Kongresinde kabul edilen ancak Clinton, Bush ve Obama dönemlerinde uygulamaya konulmayan bu kararı, Trump’ın seçim kampanyasında verdiği sözü yerine getirerek Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanmasına yönelik bir adım olarak niteleyip aklımızla alay ederken uluslararası hukuk kuralları ve BM kararlarını yok saydığını da açıklamış oluyor.

Doğu Kudüs’ün İsrail tarafından işgal edilmiş olmasının yasa dışılığı ile ilgili BM Güvenlik Konseyi’nin 478 sayılı kararı orta yerde durur ve neredeyse tüm dünya ülkeleri karşı çıkarken bu eylemi ile Trump, ABD’ni gücün hukukunu uygulayan bir ülkeye dönüştürmüş bulunuyor.  

Suudi Arabistan ve İran arasında Yemen’deki vekalet savaşının Husi’lerin Riyad ve BAE’ye orta menzilli balistik füzeler göndermesi ve Suud’larla anlaşan eski devlet başkanı Salihi’nin öldürülmesine vardığı, İsrail’in son bir hafta içinde iki kez Suriye’de, İran’ın kurmakta olduğu askeri üsse hava harekatı düzenlediği, İran-Suudi Arabistan arasındaki rekabetin Körfez ülkelerini içine çekecek sıcak bir çatışmaya doğru seyrettiği, Türkiye’nin sınırları boyunca oluşturulmasına çalışılan terör koridoruna sesinin giderek yükseldiği bir dönemde, İslam dünyasının çok hassas olduğu Kudüs’ü bütün bu gelişmelerin odak noktasına koymak eğer büyük bir planın işaret fişeği değilse ABD’nin son dönemlerde hatalar zincirinin en büyük halkası olmalı.

Vatikan’dan Yeni Zelanda’ya, İngiltere’den Almanya ve Fransa’ya hatta 478 sayılı kararın sahibi BM’e kadar anonim bir tepki ile karşılanan bu karar karşısında, 6 Nisan’da Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olarak tanınması karşılığı Batı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul edeceğini açıklamış bulunan Moskova’nın alışılmadık sessizliği “bekle gör” politikasının bir yansıması değil de sahnelenen oyunun bir parçası ise bölgede “Çanların Kimin için Çalmaya Başladığı” ve okların sonunda nereye yöneleceği yüzeye yansımaya başlamış görünüyor.

Türkiye; çok dikkatli, serin ve soğukkanlı olunması gereken yeni bir dönemecin daha eşiğine gelmiş bulunuyor.