Gazetevatan.com » Yazarlar » İdlib ve Kerkük

İdlib ve Kerkük


“Işık görünmeden renk görünmez.”

Mevlana

Irak, Suriye, İran, Kuzey Kore, Somali, Yemen, İspanya, Rusya, ABD ve bütün bunların yansıması olarak çok yakın bir gelecekte Türkiye’de önümüze çıkacak renkleri görebilmek için ışığa hiç bu kadar ihtiyacımız olmamıştı.

Irak’ta Başbakan İbadi’nin, Barzani’yi siyaseten daha da zayıflatmak ve bağımsızlık hayallerine son vermek üzere Kerkük’e başlattığı harekat, İran’a yakınlığı ile bilinen KYB’ye bağlı peşmergelerin pasif tutumları sonucu ilerleme kaydederken Türkiye açısından başkaca tehlikeli renklerin belirmesine eşlik ediyor görünüyor.

Bu renklerden birincisi İran güdümlü ve olumlu bir sicili bulunmayan Haşdi Şabi güçlerinin Türkmen ağırlıklı Tuzhurmatu ve Tazehurmatu’ya yönelmesi. İkincisi ise KDP tarafından reddedilmiş olsa da PKK’nın Kerkük’te fotoğraflarla kanıtlanan varlığı ve köşeye sıkışmış görünen Barzani’nin PKK ile yakınlaşma olasılığı...

İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Kuzey Irak’ta bulunduğuna ilişkin haberler, Türkiye ile İran arasında ilişkilerin geldiği noktada Haşdi Şabi’nin Türkmenlere yönelik güç kullanımını engellemeye yönelik bir uygulamanın sinyali ise birinci tehlikenin rengi beyaza dönüşebilecektir.

Ancak Barzani’nin, bağımsız Kürdistan’ın kalbi olarak nitelediği, Körfez Harekatının başladığı günlerde tapu ve nüfus kayıtlarını imha ederek yıllar içinde demografik yapısını değiştirerek Kürtleştirdiği Kerkük’ü kaybetmemek ve Ankara’ya karşı bir pazarlık kartı elde etmek için PKK ile yakınlaşabileceği, olasılık senaryoları içinde yer almayı sürdürüyor.

İsrail’in Barzani’ye verdiği koşulsuz destek, ABD’nin Suriye’de PKK’nın izdüşümü PYD ile ilişkisinin vardığı boyut düşünüldüğünde, Büyük Kürdistan’ın inşası için böyle bir yakınlaşma komplo teorisi olmanın ötesine taşacak verileri içinde barındırıyor.

Bu nedenle Astana süreci bağlamında TSK’nın, rejim ve muhalif güçler arasında çatışmasızlık sağlama görevi ile Suriye’ye girdiği ve HTŞ’nin anlaşmalı olarak boşalttığı alanlarda ilerleyerek İdlib merkeze yöneldiği şu günlerde ortamın provokasyonlara açık yapısı ve bu yapının anahtarlarına kimlerin sahip olduğu dikkatle izlenmesi gereken bir başka renk olarak ortaya çıkmaktadır.

Goethe’nin son nefesinde söylediği “Işık, biraz daha ışık...” sözleri günümüzde Mevlana’nın deyimi ile önümüzdeki renkleri görerek güvenle yaşayabilmek için her zamandan çok daha fazla bir önkoşula dönüşmüş bulunuyor...