Gazetevatan.com » Yazarlar » Kıbrıs’ın sessizliği

Kıbrıs’ın sessizliği

29 Ağustos 2017 Salı


“En kötü karar, kararsızlıktan daha iyidir.”

Anonim

Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarının çöktüğü Crans Montana Beşli Konferansı ve BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin görevinden istifa etmesinden sonra adaya egemen olan sessizlik devam ediyor.

Eide’nin istifasının, üstlendiği misyonun başarı şansını tüketmiş olmasından mı kaynaklandığı yoksa New York’ta “Cyprus News Agency” ile geçtiğimiz aylarda yaptığı mülakatta kullandığı talihsiz ifadeler nedeniyle mi gerçekleştiği tartışma konusu olsa da yerine halen bir atama yapılmaması, BM’in de Kıbrıs konusunda bir “metal yorgunluğu” yaşadığının göstergesi olmalı.

Eide, New York’ta verdiği mülakatta; “en başından beri benim inancım çağdaş egemen bir devlette Garanti Antlaşması ve müdahale hakkına yer olmadığı ve bunların hemen kaldırılması gerektiği” sözleriyle hem de müzakerelerin devam ettiği bir dönemde yetkisini aşmak bir yana hassas ve tartışmalı bir konuda KKTC eski müzakerecileri Ergün Olgun ve Osman Ertuğ’un tepkileri ve basın açıklamalarına karşın düzeltme yapmayarak açıkça taraf olduğunu belli etmiştir.

1960 ortaklık Kıbrıs Cumhuriyetinin 1963’den günümüze GKRY’nin işgali altında bulunduğunu göz ardı eden BM Kıbrıs Özel Danışmanının bu taraflı tutumu aslında TC ve KKTC’nin kendilerine kurulan hangi tuzakların üstesinden geldiğinin bir ibret vesikasıdır.

Hayalet kent Maraş

Crans Montana ile bu ve pek çok benzerinin geride kaldığı yaşanan dönemde KKTC’deki sessizlik nasıl sonlandırılır sorusuna yanıt arandığında akla ilk gelen Kapalı Maraş olmaktadır.

Her nedense hemen tüm müzakerelerde geri verilmesi gündeme gelen Gazi Mağusa’nın bitişiğindeki Maraş; zamanın tahribatına direnerek ayakta kalmaya çalışan onlarca lüks otel, pansiyon, rezidans, villalar, restoran, kafeler, beyaz kumları ve turkuaz deniziyle Kıbrıs’ın en güzel sahillerine sahip, KKTC Güvenlik Kuvvetlerinin koruması ve BM Barış Gücünün gözlemciliğinde 43 yıldır kimsenin yaşamadığı ve girmediği yasak ve hayalet bir kent.

17 yabancı banka şubesinin bulunduğu, bankalardaki kasaların mühürlenerek belli bir noktada toplanıp Güvenlik Kuvvetleri, Polis ve Maliye Bakanlığı personelinin 24 saat koruma ve denetimi altında olduğu,(bu arada kasaların çoğunun 43 yıldır kilitli ve hiç açılmamış olduğunu da not edelim) mühürlerin her ay üçlü bir komisyon tarafından BM Barış gücünün gözlemciliğinde kontrol edildiği Maraş’taki tesis ve gayrımenkullerin hemen tamamı Rumlar ve üçüncü ülkeler vatandaşlarına ait.

Bu noktada akla ilk gelenler, gerekli alt yapı hizmetleri KKTC tarafından üstlenilerek mülk sahiplerine tesislerini işletmeye açmaları çağrısında bulunulup kimi özendirici sübvansiyonların eşliğinde Maraş yeniden yaşam ve yerleşime açılamaz mı ya da KKTC bir açık pazara dönüştürülmesi gerçekleştirilemez mi sorularıdır.

BM yaptırımlarının devam ediyor olması nedeniyle aşılması gereken hukuki sorunların varlığı bilinmekle birlikte çok taraflı temaslarla yapıcı formüller üretilmesi hiç mi mümkün değildir?

Bu arada her defasında Rumlar tarafından talep edilen Maraş’ın (Varosha) neredeyse tamamının Osmanlı Vakıflarının mülkü olduğu da unutulmamalıdır.

Umarız Kıbrıs’taki sessizlik mutlu bir doğumun kuluçka süresi olsun...

“Vatan okurlarının 30 Ağustos Zafer Bayramımızı içtenlikle kutlarım.”