Gazetevatan.com » Yazarlar » Eide niçin konuşuyor?

Eide niçin konuşuyor?

26 Temmuz 2017 Çarşamba


“Bazen sesini duyurabilmen için susman gerekir.”

S.Lec

Crans Montana’da, Rum tarafının ‘Güvenlik ve Garanti’ başlıklarında ‘sıfır asker-sıfır garanti’ taleplerinden vazgeçmemesi üzerine Kıbrıs çözüm müzakerelerinin çökmesini izleyen günlerde BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide dikkat çeken iki açıklama yaptı.

İlk açıklamasında müzakerelerin çökmesini ‘ortak bir başarısızlık’ olarak niteleyen Eide, ikinci açıklamasında çökme nedenini ‘asker sayısında kilitlenme’ ye bağladı.

İsviçre’de masaya oturulduğu andan başlayarak Rum tarafının müzakerelerin çökme sorumluluğunu, Fransız Total ve İtalyan Eni petrol şirketleriyle varılan tek taraflı anlaşma gereği 13 Temmuz’da başlayacak sondaj çalışmalarına Türkiye ve KKTC’nin vermesi olası sert tepkiye endekslediği ve bu kurgu Türk Dışişlerince öngörülerek ustalıklı hamlelerle bozulduğu halde Eide’nin sorumluluğu paylaştırma ve Türk askeri sayısını tek engel gösterme çabası gerçeklere aykırı ve tarafsızlıkla bağdaşmayan talihsiz bir açıklama..

Hele KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, 20 Temmuz’da Kıbrıs Barış Harekatı’nın 43’ncü Yıldönümü törenlerinde yaptığı konuşmada “Tüm iyi niyetli gayretlerimize rağmen, iki kesimli bir Federal çözüme ulaşılamamışsa, bunda “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini kendine rehber edinmiş Kıbrıs Türk Halkının sorumluluğu yoktur” sözleri henüz çok tazeyken..

Öyle anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Kıbrıs Türk Halkının ilanihaye sonuçsuz müzakerelere mahkum ve mağdur edilemeyeceği” açıklaması, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun 19 Temmuz’da adayı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Akıncı, hükümet üyeleri ve siyasi parti temsilcilerinin de katılımı ile gerçekleştirdiği ‘izlenecek yol haritasına ilişkin arama toplantısı’ başta Rum tarafı olmak üzere kimi çevreleri hayli telaşlandırmış durumda..

Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı federal ortaklık hedefinin Crans Montana’da sonlandığı gerçeği kabul edilerek, Kıbrıs Türk Halkının yeniden belirsizliklerle dolu bir sürecin içine itilip çok değerli zaman ve enerjisinin tüketileceği kısır döngü yerine artık KKTC’nin geleceğini biçimleyecek ortak akıl, rasyonel düşünce ve güçlü bir siyasi önderliğin rehberliğinde yeni bir yapılanmaya ivedilikle geçilme zamanı gelmiş bulunmaktadır.

KKTC’de yetişmiş, eğitimli ve donanımlı insan kaynaklarının zenginliği, ortak bir gelecek tasarımı, vizyon ve “etkin bir yönetim ve güçlü bir ekonomi hedefi” doğrultusunda Türkiye’nin de desteği ile harekete geçirildiğinde bugüne kadar Rum tarafının hakimiyetçi uygulamaları nedeniyle sonuç vermeyen müzakerelere bağımlı kılınan Kıbrıs Türk Halkı çoktandır hak ettiği yaşam kalitesine kavuşacaktır.

Değişen paradigmalar doğrultusunda neler yapılabilir sorusuna Cuma günü yanıt aramak üzere..