Gazetevatan.com » Yazarlar » Amerika’nın söylemedikleri

Amerika’nın söylemedikleri

04 Temmuz 2017 Salı


"Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler."

Wiezlaw Brudzinski

Son günlerde YPG’ye verilen silahlar konusunda ABD’den gelen yatıştırıcı ancak inandırıcılık ve samimiyeti kuşkulu üstelik çelişkili açıklamalar, Türkiye’nin son günlerde işaretleri yoğunlaşan olası hamlelerinin yarattığı endişeden kaynaklanan  ‘ikna çabaları’ kimliğinde.

ABD Savunma Bakanı Mattis, YPG ile işbirliğinin geçici ve zorunluluktan kaynaklandığını, verilen silahların geri alınacağını açıkladığı mektubun hemen ardından Rakka harekatı sonrası belirlenecek hedeflere bağlı olarak örgüte silah verilmesinin süreceğini ve silahların geri alınması için ‘ellerinden gelen çabayı göstereceklerini’ söylerken yarattığı çelişkinin farkında değil gibi görünüyor.

YPG’ye verilen silahların cins, miktar ve seri numaralarının Türkiye’ye iletilmesi ise pratikte bir anlam ifade etmeyen ayrı bir yatıştırıcı zaman kazanma taktiği.

Günümüzde yeterli paranız ve doğru noktalara ulaşan bir ilişki ağınız varsa dilediğiniz cins ve miktarda silah ve mühimmatı rahatlıkla elde edebilir, bu silahların kaynağını belirsizleştirerek seri numaralarını aynı rahatlıkla silebilirsiniz.

Algı yönetimi

Dikkatlerimizin ustalıklı bir algı yönetimi ile YPG’ye verilen silahlara yöneltildiği  günümüzde, Amerika’nın söylemedikleri ya da gündeme getirilmesini engellemeye çalıştığı, sorunun özünü oluşturan konulara gelindiğinde yakın gelecekte yaşanacaklar ufuk hattına düşmeye başlamaktadır.

PKK’nın Suriye izdüşümü olan PYD, müttefiki ABD tarafından geçici ve zorunlu olduğu ifade edilen, -ancak zorunluluk nedenleri bir türlü söylenmeyen- verilen silahların geri alınacağı açıklanan, DEAŞ ile çatışmalarda ciddi kayıplarla sonuçlanabilecek bir işbirliğini salt Suriye’de konumunu güçlendirmek ve kendisini legalize etmek için mi gerçekleştirmektedir?

Verilen başkaca sözler yoksa PYD/YPG  çok ağır maliyetli, üstelik geçici olarak tanımlanan bir işbirliğinin altına imza atacak kadar naif  ve öngörüsüz olabilir mi?

ABD Özel Kuvvetleri tarafından eğitilen, gelişmiş silah sistem, araç ve gereçlerini kullanmasını öğrenen, düzenli ordu konumuna doğru yol alan, DEAŞ gibi gayrı nizami harp taktiklerini çok iyi kullanan bir düşmanla çatışarak gerek konvansiyonel anlamda gerekse meskun mahal muharebelerinde ciddi bir deneyim kazanan, askeri planlama ve icra aşamalarında önemli mesafe alan bir YPG’nin, sınırlarımıza bitişik bölgelerde yaratılıyor oluşudur esas tehdit ve tehlike.

Bu tehdit ve tehlikenin güçlenerek kalıcılaşmasına ve uygun bir ortamda doğrudan Türkiye’nin güvenliğine yönelmesine asla izin verilmeyeceği umarız bu planın müelliflerince biliniyor olsun.

Suriye’de adım adım ikinci bir Kuzey Irak oluşturulmak istenmesinin artık saklanamaz boyutlara ulaştığı yaşanan dönemde yine umulur ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığı ve bağlayıcı uyarıları istenmeyen gelişmeler açısından dikkate alınıyor olsun.

Fırat Kalkanı ile birinci bölümü kısmen bozulan oyunun sahnelenen yeni bölümünün bu defa perdenin kapatılmak üzere bozulacağı Atlantik ötesinden görülüyor mu bilinmez ama çiğnene çiğnene tadı kaçan dostluk sakızı adına yine de hatırlatalım istedik.  

Sevr anlaşması ile batırılamayan bir geminin şimdi batacağını ummak ne gaflet..