Gazetevatan.com » Yazarlar » Son terörist

Son terörist

30 Haziran 2017 Cuma


Dünyanın her yerinde kabul edilen tanımlamalara göre bir ordu için zafer, düşmanın tümüyle yok edilerek kalan unsurların teslim olmasıdır. Gerilla savaşı veren bir örgüt için ise zafer mücadelelerini sürdürülür kılmaktır.

Bu tanımlamalara yer vermemizin nedeni PKK’nın eylem coğrafyası olarak seçtiği bölgede son yılların en ağır darbelerini almasından sonra yöneldiği taktik değişikliklerdir.

Gerek insan gücü gerekse lojistik desteklerinin önemli bir bölümünü güvenlik güçlerinin baskılı son operasyonları ile kaybeden ve alanda hareket imkan ve kabiliyeti sınırlanan PKK’nın “kıdemli ve ders alarak öğrenen” bir örgüt olarak kendisini mevcut koşullara uyarlayarak yeni gibi görünmekle birlikte aslında geçmiş uygulamalarına geri döndüğü görülmektedir.

PKK eylemselliğinin başlangıç yılları ve orta dönemde bazen sayıları yüzlerle ifade edilen gruplarla gerçekleştirilen askeri birlik, karakol, köy, mezra baskınları çoktandır gündemden düşmüş ve bir kez daha yinelenmesi mümkün olmayan bir konuma indirgenmiş durumda.

Gerek güvenlik güçlerinin sağladığı alan hakimiyeti, gerek TSK’nın mücadelesinde kullandığı ileri teknoloji ürünü araç ve gereçler ve en önemlisi sahada mücadelenin ön saflarında profesyonel ve eğitimli birliklerin yer alması ile en üst düzeyde tanık olunan siyasi kararlılık, PKK’nın ilk ve orta dönem taktik uygulamalarını imkansızlaştırmış bulunduruyor.

Oysa etnik ayrılıkçı ve yığınsal kimlikli bir örgüt olan PKK, varlığını sürdürebilmek ve gerek mensupları, gerekse sempatizan kitlelere mesaj verebilmek için eylemselliğine devam etme zorunluluğundadır.

Çünkü eylem gerçekleştirme imkan ve kabiliyetlerini kaybeden terör örgütleri, amaç ve hedeflerinden uzak düşmeye başladıklarında motivasyonlarını ve katı disiplinlerini kaybetmeye, önce hantallaşmaya sonrasında gevşeyerek çözülme ve dağılma süreçlerine savrulmaktadırlar.

Bu nedenle PKK’nın tespit edilmeyi önlemek amacıyla çok küçük gruplarla kendileri açısından yüksek risk taşımayan tuzaklama, pusu, vur-kaç tarzı eylemlere yönelmesi, güvenlik güçlerinin beklediği ancak mücadelenin doğası gereği verilen kayıplar nedeniyle kamuoyunun beklemediği bir gelişme olmalı.

Bu beklenmeyeni besleyen en önemli neden ise alanda verilen mücadelenin başarısı konusunda herkesin hemfikir olduğu ve olumlu sonuçlarının görüldüğü bir ortamda, örgütün eylem gücünün kalmadığı, bitirildiği, belinin kırıldığı gibi söylemlere yetkili ağızlarca sıklıkla başvurulması.

Bu söylemler ister istemez biten bir örgütün niçin hala güvenlik güçlerine kayıp verdirebildiği sorusuna eşlik ettiği için, mücadelenin desteklenerek yüceltilmesi yerine istemeyerek de olsa olumsuz bir psikolojinin doğmasına neden olabilmektedir.

Terörizmle mücadelede güvenlik güçlerinin motivasyon ve başarılarını destekleyerek kamuoyunu bu mücadelenin paydaşı kılma ve moralini yükseltme yolunun hamasi retoriklerden çok gerçekçilikten geçtiği unutulmamalıdır.