Gazetevatan.com » Yazarlar » Katar; görünen ve gerçekler

Katar; görünen ve gerçekler

20 Haziran 2017 Salı


“Küçük parçalarına ayırabildiğiniz takdirde, en güç meseleyi bile kolaylıkla çözebilirsiniz.”

Henry Ford

02 Haziran günlü yazımızda Trump’ın Suudi Arabistan ziyaretinde, ABD-İslam Ülkeleri Zirvesi’nde yaptığı konuşmadan bir alıntıya yer vermiştik.

Tahran’ı sert bir şekilde eleştiren Trump, konuşmasında “vicdan sahibi milletlere İran’ın yalnız bırakılması ve izole edilmesi” çağrısında bulunmuştu.

Trump’ın yönlendirici ve cesaret verici çağrısı sonucunu hemen vermiş olmalı ki, aralarında geçmişi yıllar öncesine dayalı anlaşmazlıklar bulunan Suudi Arabistan, Mısır ve BAE’nin öncülüğünde, bölgede İran’la iyi ilişkilerini sürdüren tek ülke olan Katar ağır bir ambargo uygulanarak “vicdanlı olmaya” davet edildi.

Radikal ideolojinin finansmanı konusunda Arap liderlerin Katar’ı adres gösterdiğini açıklayan Trump’ın ülkesi ABD’nin, terörizme destek vermekle suçlanan Katar’a üstelik tüm bu yaşananların hemen ardından 12 milyar dolarlık silah satışını imzalaması ve ortak askeri tatbikat yapması Makyavelizm’in doruk noktası olmalı.

Kaldı ki ABD’nin Ortadoğu’da en büyük üslerinden birisi olan El Ubeyd, Katar’da (başkent Doha’ya 20 km.) ve bu üs Suriye, Irak ve Afganistan dahil olmak üzere pek çok ülkeye yönelik hava harekatlarının yönetildiği Müşterek Hava Operasyonları Karargahı.

Suriye’de terör örgütü DEAŞ’a karşı Türkiye’nin tüm itirazları ve işbirliği önerilerini elinin tersi ile iterek kendisine bir başka terör örgütü olan YPG’yi müttefik seçen ABD’nin, Katar’ın terörizme destek verdiği suçlamalarına katılması ise çıkarların kirlettiği etik değerlerin gömüldüğü dünyamızın bir başka örneği.

Katar’ın diğer Arap ülkeleri, özellikle Müslüman Kardeşler ve Hamas’la ilgili Mısır ve Suudi Arabistan’dan görece bağımsız politikaları nedeniyle terbiye edilmesi ve İran’ın bölgede daha da yalnızlaştırılması amaçlarının ön plana çıktığı yaşanan krizin, her nedense üzerinde yeterince konuşulmayan bir başka nedeni daha var.

Güney Pars...

Katar’la İran’ın hükümranlıkları altındaki sularda bulunan ve dünyanın en büyük doğal gaz rezervi olduğu uzmanlarca ifade edilen (43 trilyon metreküp) Güney Pars Sahası’nın Tahran ve Doha tarafından ortaklaşa kullanılıyor olması..

Körfez İşbirliği Konseyi’nin Katar’ı Güney Pars sahasında İran’la işbirliği yapmaktan vazgeçirme çabalarına karşın Doha’nın, Suudi Arabistan’ın ardından Körfez’in en zengin ülkesine dönüşerek maddi olanaklarını siyasi güce dönüştürme olasılığı, terörizme destek öykülerinin arkasına gizlenen önemli bir neden.

Bu nedene Katar’ın, enerji nakil hatlarına sahip olmaması nedeniyle doğal gazı LNG formunda deniz yolu ile ihraç ettiği, Katar gazının boru hattı ile Suudi Arabistan-Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması projelendirmeleri üzerinde çalışıldığı (Doğu Akdeniz Boru Hattı) eklendiğinde, Katar’ın kendisine dikte edilecek koşulları kabul bağlamında terbiye edilmesi ayrı bir önem taşımaktadır.

Türkiye’nin bir süredir Katar’la, Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak alternatif bir boru hattı üzerinde durduğu da anımsandığında gerek yaşanan kriz gerekse Katar’da kurulması planlanan askeri üs ayrı bir anlam ve önem kazanmaktadır.

Bölgede üzerinde durulan ve Türkiye’yi dışarıda bıraktığı için Ankara’nın soğuk durduğu bir ikinci boru hattının İran-Irak-Suriye olduğu ve her iki projede de Akdeniz’e çıkış noktasının Suriye’yi işaret ettiği mevcut fotoğrafa eklemlendiğinde bölge dışı güçlerin dahil olmasıyla Irak ve Suriye’de sahnelenen büyük oyun daha da netlik kazanmaktadır.

Görünenle gerçeklerin çok farklı olduğu, dengelerin dengesizlik üzerine inşa edilerek sağlandığı Orta Doğu’da, en karmaşık gibi görünen sorunlar bir cerrah titizliği ile parçalarına ayrılarak tüme varım yöntemi izlendiğinde yaşananlar üzerindeki giz perdesi aydınlanmaya başlamaktadır.