Gazetevatan.com » Yazarlar » Kıbrıs Beş’ten büyüktür

Kıbrıs Beş’ten büyüktür

13 Haziran 2017 Salı


Önümüzdeki günlerde Katar ve İran gibi yeni sürprizlerle karşılaşılmazsa Türkiye’nin önünde iki kritik tarih bulunuyor.

Eğer gerçekleşirse 28 Haziranda Cenevre’de toplanacak “Beşli Konferans” ve  IBKY tarafından 25 Eylülde yapılacağı açıklanan “Bağımsızlık Referandumu”.

Başlangıcından günümüze her defasında çöken ve her defasında küllerinden yeniden diriltilen Kıbrıs sorununa çözüm müzakerelerinde olumlu ya da olumsuz sona yaklaşıldığı söylenen şu günlerde tarafların pozisyonları netlik kazanmış durumda.

2017’de GKRY’de yapılacak Başkanlık seçimlerine adaylığı kesinleşen Anastiadis’in taktiği Rum tarafını Annan Planı’nın üzerinde kazanımlarla tatmin edememesi halinde müzakereleri olabildiğince uzatmak ya da Türk tarafını suçlayacak bir zemin yaratarak masayı devirmek..

Aanastiadis’in müzakereleri uzatmak istemesinde bir ayrı neden de Fransız Total ve İtalyan Eni şirketleri ile imzalanan anlaşma gereği Türkiye ile GKRY arasında Münhasır Ekonomik Bölge konusunda ihtilaflı 6’ncı parselde 13 Temmuz’da kuyu açma çalışmalarına başlanacak olması.

Anastiadis’in umudu, Rumların bu konuda  tek taraflı adımlarından rahatsızlığını defalarca açıklamış olan Türkiye’nin sert bir tepki vermesi ve Türk tarafını suçlayarak müzakereleri bir kez daha çökertme fırsatını yakalaması.

Türk tarafı ise 28 Haziran Beşli Konferansını, Anastiadis’in sıkışmışlığı nedeniyle köprüden önce son çıkış olarak gördüğünü kayda geçirerek görüşmeleri kısa sürede sonlandırmadan ya da çözüme ulaşmadan Cenevre’den ayrılmamaktan yana...

Güvenlik ve garantiler

Konferansın ana konusu ise Türk askerinin adada varlığını ifade eden Güvenlik ve Türkiye’ye tek taraflı müdahale hakkı veren Garantörlük sorununda düğümleniyor.

Yunanistan ve GKRY, Garantörlük anlaşmasının sonlandırılması ve adanın askersizleştirilmesini talep ederken bir diğer garantör ülke olan İngiltere Kıbrıs’ta mevcut iki egemen üssü ile kendisini garanti altına aldığı için bu konuda  sessizliğini koruyor.

GKRY, adadaki nüfus dengesi nedeniyle (yüzde 80 Rum, yüzde 20 Türk) “sıfır asker-sıfır garanti” talebinin gerçekleşmeyeceğini gördüğü için prensipte KKTC’nin de karşı çıkmadığı günün koşullarına uyarlanmış formüller üretiyor.

Bu formüllerden birincisi AB’nin, diğeri ise BM Güvenlik Konseyinin BM Şartnamesinin 7’nci bölümü kapsamında garantörlüğü ve adada çok uluslu güç konuşlandırılması.

Yunanistan ve GKRY’nin (Kıbrıs Cumhuriyeti) AB üyesi, Türkiye’nin ise AB dışında olması nedeniyle birinci formülün kabul görmeyeceğini düşünen Anastasiadis “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” taktiği ile BM Güvenlik Konseyi kartını masaya sürmeye hazırlanıyor.

Ancak “Dünyanın beşten büyük olduğunun” Türkiye’de en yetkili kişi tarafından defalarca seslendirildiği dikkate alındığında KKTC ve Kıbrıs Türk halkı, BM Güvenlik Konseyi Daimi üyelerinin varlığı tartışmalı insaf ve vicdanlarına herhalde terk edilmeyecektir.

Hele bu üyelerin aralarındaki görüş farklılıkları ve çıkarlarını koruma refleksi ile  Veto kartını sıklıkla masaya sürdükleri anımsandığında..

Kaldı ki Rum tarafı varılan mutabakata karşın daha şimdiden yeni koşullar ileri sürmeye başlamıştır. Bu koşullar ve Anastiadis’in KKTC’ye bakışını belirleyen “merdi Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” örneği açıklamaları ile Cuma günü devam etmek üzere..