Gazetevatan.com » Yazarlar » Binbir gece masalları...

Binbir gece masalları...

30 Mayıs 2017 Salı


“Can sıkmanın sırrı her şeyi anlatmaktır.”

Voltaire

Masal bu ya... Bir ülkenin zalim hükümdarı Şehriyar her gece bir cariyesi ile evlenip sabah olduğunda boynunu vurdururmuş. Sonunda sıra başvezirin güzel kızı Şehrazat’a gelir. Şehrazat ölümden kurtulmak için hükümdara masal anlatıp, sabaha karşı masalı en heyecanlı yerinde keser. Masalın sonunu merak eden Şehriyar, Şehrazat’ı öldürmekten vazgeçer ve bu 1001 gece, Şehriyar Şehrazat’ı azat edene kadar sürer. 

Sonu Binbir Gece Masalları kadar meraklı olmasa da Türkiye’nin neredeyse 20.000 gün ve gecedir süregelen özgün bir masalı var... Şehriyar rolündeki AB ile süregelen “Tam Üyelik” masalı...

Anımsanacağı üzere Türkiye’nin AB’ye üyelik yolculuğu 54 yıl önce o zamanki adıyla AET ile 12 Eylül 1963’te imzalanan Ankara Anlaşması ile başlamış, 14 Nisan 1987’de ise tam üyelik başvurusu yapılmıştı...

O günden beri  süregelen müzakereler, inişli-çıkışlı ilişkiler, karşılıklı ağır eleştiriler, açılan-bloke edilen başlıklar, Türkiye’den yıllar sonra üyelik başvurusu yapıp  Birliğe kabul edilen ve Türkiye’nin kabulü için oy hakkına sahip olan ülkeler, gece niyetine gündüz vakti Ankara’da havai fişek gösterileri ile ilgili kronolojiyi kaç kişi anımsar bilemeyiz ama bilinen Ankara’nın  Brüksel yolculuğunun başladığı gün dünyaya gelenler bugün 54 yaşındalar  ve olasıdır ki aralarında torun sahibi olanlar bile vardır...

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin önüne çıkarılan engeller hakkında bugüne kadar din faktöründen, bölgesel kalkınmışlık farklılıklarına, kültür ayrılıklarına, yoğun nüfusun hazmedilme kapasitesine, yerleşik ön ve kalıp yargılara kadar doğru ya da yanlış pek çok şey söylendi. 

Masalın sonunu belirleyecek söylenmeyen tek şey ise Türkiye’nin tam üyeliğinin gerçekten istenilip istenilmediği...

Gerçi bu konuda samimi davranan ve Türkiye’nin tam üyeliğe kabul edilecekmiş gibi yapılıp aldatıldığını, bunun dürüst bir davranış olmadığını söyleyen liderler olmadı değil...

Tıpkı Türkiye’nin AB yolculuğunun tam üyelikle değil imtiyazlı ortaklık durağında sonlanması gerektiğini açıklıkla söyleyenler olduğu gibi...

Masalın devamı...

İnsanlar doğaları gereği olmasını istedikleri şeylere inandıkları için aykırı görüş, uyarı ve seslendirmeleri genellikle dikkate almama ya da duymama eğilimindedirler. Belki de  hatamız bu oldu... Ucu açık uzun, ince bir yolun sonunda Türkiye’yi  kabul edecekmiş gibi davrananlara  bizde zaman zaman  girmeyi gerçekten çok istiyormuş  gibi  yaparak bu oyuna ortak olduk...

Oysa tam üyelik müzakerelerinin başlamasına karar verildiği günlerde AB adına yapılan bir açıklamayı duygularımızdan arınarak gerçekçi bir şekilde değerlendirmiş olsaydık belki de hiç hayal kırıklığı, kırgınlık ve kızgınlık  yaşamayacaktık.

Binbir Gece Masallarının en çarpıcı bölümü olan o açıklamada şöyle bir cümle vardı; “Türkiye’yi mümkün olan en güçlü bağlarla AB limanına demirleyeceğiz...”

Bu cümlenin çevirisi ise özellikle Birleşik Krallığın Brexit kararından sonra kapalı kapılar arkasında konuşulmaya başlanan Türkiye’nin tam üyeliği yerine bir tür imtiyazlı ortaklıkla AB’ne dahil edilmesiydi... 

Ne zaman olur bilinmez ama bir gün gökten mutlaka üç elma düşüp onlar muradına erecek, bize de imtiyazlı ortaklık kerevetinde oturmak kalacak...

Voltaire’in dediği gibi can sıkmanın sırrı  bu olmalı...