Gazetevatan.com » Yazarlar » İkinci Ruhani dönemi

İkinci Ruhani dönemi

23 Mayıs 2017 Salı


Geçtiğimiz hafta İran’da gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimini geçerli oyların yüzde 57’sini (23.5 milyon) alan Ruhani kazandı. Katılım oranının yüzde 70 gibi İran için alışılmamış bir düzeye yükseldiği seçimde Ruhani’nin en güçlü rakibi muhafazakar aday Ayetullah İbrahim Reisi ise yarışı ikinci sırada yüzde 37 oy ile tamamlayarak elendi.

İran’da ruhani sıralamada Huccetul İslam rütbesine sahip olan Hasan Feridun Ruhani 2013’te ilk kez katıldığı cumhurbaşkanlığını seçimini oyların yüzde 51’ini alarak kazanmıştı.

Reformist kanadın adayı olarak girdiği son seçimde oy oranını az da olsa artırmış görünen (yüzde 6) Ruhani’nin, oy dağılımına bakıldığında özellikle kentsel alanlarda etkili olduğu görülmektedir.

Bu sonucun İran’ın mevcut konumu ve geleceği açısından ne ifade ettiğini yorumlayabilmek için İmam Hamaney’in desteğine sahip olduğu söylenen Reisi’nin geçmişini anımsamak gerekmektedir.

Kerec, Hemedan, Tahran savcılıkları görevini çok küçük yaşlardan (18) başlayarak üstlenmiş olan Reisi, 1988’de Humeyni tarafından kurulan dört kişiden oluşan bir komitede görev almış, rejim ve devrim aleyhtarı 3-4000 kişinin idam kararını imzalamıştır. 2014-2016 yıllarında İran Başsavcılığı görevini yürüten Reisi, ülkenin yönetsel ve ekonomik yapısında son derece önemli bir yere sahip vakıflardan (Bonyad) Meşhed merkezli Astan-i Kudsi Rezevi’nin-ki İran’da en güçlü vakıfdır- başkanı olup ayrıca ruhban sınıfında Ayetullah rütbesine sahiptir.

Ruhani ve Hamaney

İran’ın sosyo-politik ve sosyo-ekonomik yapısı bağlamında sahip olduğu bu çok önemli özellikler ve avantajlara karşın Reisi’nin seçimi Ruhani’ye karşı büyük bir farkla kaybetmiş oluşu İran halkının gelecek beklentilerini açıklıkla ortaya koymuş bulunmaktadır.

Nitekim Ruhani seçim sonuçlarının belli olmasından sonra yaptığı ilk açıklamada reformları sürdürme ve radikalizmi engelleme kararlılığına vurgu yaparak özgürlüklerin genişletileceği, ekonomik açılımlara ağırlık verileceği ve dünya ile etkili bir etkileşim kurulacağının sözünü vermiştir.

Ne var ki Ruhani’nin İran halkının özgürlüklerine yönelik kısıtlamaları kaldırması, İran’ın dünyaya açılımı konularında yapabilecekleri, yönetsel yapı üzerinde mutlak bir otorite ve denetim gücüne sahip İmam Hamaney’in çizeceği sınırlar içerisinde kalmaya mahkum görünmektedir.

Kaldı ki Ruhani, seçim kampanyalarında reformist kimliği ile tanıtılmış olsa da aslında pragmatist bir felsefeye sahiptir. Uluslararası topluluk ve sisteme entegre olmadığı sürece İslam Devriminin başarılı olamayacağına inanan Ruhani’nin sahip olduğu ılımlı politika anlayışı ile, reformist ya da muhafazakarlıktan çok merkezci olduğunun söylenmesi daha doğru olacaktır.

İkinci Ruhani döneminin bölgesel ve küresel barış açısından başarısının taşıdığı önem umarız Suudi Arabistan’ı askeri açıdan aşırı güçlendirerek bölgede çok tehlikeli bir denge arayışına girmiş görünen Trump tarafından da biliniyor olsun.

***

“Milliyet Gazetesi’nin 67’nci yılını içtenlikle kutlarım.”