Gazetevatan.com » Yazarlar » Trump ve Kore

Trump ve Kore

19 Mayıs 2017 Cuma


“Gerçeğin hakkını sadece hatalar verir.”  J.Bernard

“Kahraman Türk Evlatları, size şahsım, ordum ve Amerikan milleti adına teşekkür etmek için gelmiş bulunuyorum. Görevinizi fedakarlıkla yaptınız. Eğer düşmanı durdurmak için kahramanca çarpışmanız ve mukavemetiniz olmasaydı ordum kuşatılarak çok zor duruma düşecek belki de imha olacaktı.”

1950 yılı Kasım ayında Kore-Sosori kentinde düzenlenen madalya töreninde yapılan bu konuşma, 27-29 Kasım 1950 günleri Kunuri’de 400 şehit vererek Türk Tugayı tarafından Çin Halk Ordusunca imha edilmekten kurtarılan Amerikan 8’nci Ordu Komutanı General Walker’a ait.

Anımsanacağı üzere Güney ve Kuzey Kore arasında başlayan, sonraları Çin’in de dahil olduğu savaşa Türkiye 12 Eylül 1950’de İskenderun’dan Pusan’a hareket eden 5090 personelden oluşan tugay gücünde bir kuvvetle katılmış, 721 şehit, 2147 yaralı verilen savaş sürerken 18 Şubat 1952’de NATO üyeliği onaylanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan-Trump görüşmesinin 64 yıl önce sona eren Kore Savaşı ile ilgisinin ne olduğu merak edilirse diplomasinin ince mesajlar üzerine kurulu gri dünyasının labirentlerinde dolaşmamız gerekmektedir.

Niçin Kore vurgusu...

Beyaz Saray’da ikili görüşme sonrası liderler kameraların karşısına geçtiklerinde Trump konuşmasına Kore savaşında Türk askerlerinin kahramanlıklarını anımsatarak başladığında özellikle PYD konusunda her iki tarafın mevcut pozisyonlarından geri adım atmaması üzerine buna basit bir gönül alma ya da yumuşatma taktiğinin ötesinde anlamlar yüklenmesi gerektiğini düşündük.

Trump’ın Suriye politikasını bütünüyle Pentagon’a bıraktığı, bunun Türkiye tarafından bilindiği ve Süleymaniye’de yaşananların travmasının belleklerdeki yerini koruduğu bir dönemde, iki ülke askerlerinin sahada karşı karşıya gelerek bir yol kazasından sakınmalarının önemi dikkate alındığında Türk ordusuna birinci elden yöneltilen övgü ve saygı anlaşılır olmaktadır. Hele Washington’un IŞİD temsilcisi McGurk’un Türkiye tarafından 4 milyon TL ödülle aranan PKK’lı Ferhad Şahin ile Kobani’de çekilen fotoğraflarının servis edildiği şu günlerde...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington’a Pekin üzerinden geçtiği ve Çin Halk Cumhuriyeti ile ortak projeler üzerinde çalışmaların başladığı bir dönemde 64 yıl önce Kore’de Çin’in doğrudan, SSCB’nin dolaylı taraf olduğu savaşın övgü dolu sözlerle anımsatılması, Türkiye’nin dış politikasında çeşitlenme ve yakınlaşmalara karşı ilişkilerinde odak noktasının neresi olması gerektiğine ilişkin ince bir gönderme olabilir mi sorusu da akla gelmektedir.

Trump’ın konuşma metninin profesyonel bir kadro tarafından hazırlandığı dikkate alındığında çok gerilerde kalmış olmasına karşın Kore vurgusuna özellikle yer verilmesinin taşıdığı mesajlar herhalde meslekleri bu mesajları çözmek olanlarca değerlendiriliyordur.

Üzerinde çok konuşularak yorum yapılan ve konuşulmasının süreceği anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinin, görüşmelerin kaç dakika sürdüğü gibi içerikten yoksun sığ değerlendirmeler yerine öze yönelik ve Türkiye-ABD ilişkilerine katkı koyacak analizlere ihtiyacı olduğunu ve gelinen noktada her iki ülke açısından aralarındaki tüm anlaşmazlıklara karşın ilişkilerin derinlik ve genişliğinin “nokta” konulmasına izin vermediğini belirtelim.