Gazetevatan.com » Yazarlar » 24 Nisan…

24 Nisan…

18 Nisan 2017 Salı


“Öyle horozlar vardır ki, güneş onlar öttükleri için doğuyor sanırlar.”

L.Dumont

Ermeni diasporası ve Ermenistan’ın, 1915’de Osmanlı döneminde uygulandığını iddia ettikleri sözde soykırımı dünya genelinde andıkları 24 Nisan uzun yıllardır Türkiye için sancılı bir günü ifade eder. Dikkatlerin ABD Başkanının yapacağı konuşmaya kilitlendiği ve konuşmasında soykırım (genocide) sözcüğünü kullanıp kullanmayacağının merak edildiği bir gündür 24 Nisan.

Başkanlığı döneminde Obama, tıpkı Clinton ve Bush gibi Amerikan diplomasisinin ürettiği formüle sığınmış, her yıl 24 Nisan’da yaptığı geleneksel konuşmasında ‘soykırım-genocide’ sözcüğünü kullanmadan Türkiye’yi, Ermeni diasporasının soykırım yerine kullandığı ‘Medz Yegern’ (büyük felaket) sözcüğünü kullanarak Ermeni dünyasını tatmin etme yolunu seçmişti.

Soykırım sözcük ve kavramı, Polonya asıllı Amerikalı Yahudi hukukçu R. Lempkin tarafından ilk kez 1944 yılında kullanılmış, 1948 yılında yine Lempkin’in müellifi olduğu Soykırım Sözleşmesi ile çok ağır bir suç olarak BM literatürüne girmiştir. O güne kadar soykırımı ifade etmek için Ermenilerin Medz Yegern sözcüğünü kullandıkları dikkate alındığında, Obama her ne kadar İngilizcedeki karşılığını (genocide) kullanmamış olsa da Ermenilerin anlayacağı şekilde soykırım demeyi sürdürmüş, Clinton ve Bush ise ‘katliam-massacre’ nitelemesini tercih etmişlerdi.

 Bu yeterince açık tutumun anlamlandırılması zor bölümü ise ABD Başkanlarının konuşmalarının Türkiye’de, ‘bu yıl da soykırım demedi’ yorumları ve açığa vurulmasa da derin bir nefes alınarak memnuniyetle karşılanmış oluşudur.

Trump ne söyleyecek?

Yeni bir 24 Nisan’ın üstelik davranışlarının öngörülmesi güç yeni bir ABD Başkanı döneminde kapının zilini çalmak üzere olduğu bir sırada Türkiye’de merak dozu yükselmekle kalmayacak, Trump’ın kullanacağı sözcük ve vereceği mesaj ya mevcut anlaşmazlıklara bir yenisini ekleyecek ya da başka bir kazaya uğramadan onarım gerektiren hasarlı yola devam edilecektir.

 Başkanlık koltuğuna oturması ile birlikte Amerika Ermeni Ulusal Komitesi’nin (ANCA) Trump’ın Ermeni Soykırımı’nı kabul etmesi için Amerika genelinde bir imza kampanyası başlattığı, Senato ve Temsilciler Meclisinde konunun bir süredir ısıtılmakta olduğu Dışişleri Bakanlığının yakın takibinde olsa gerektir.

Türkiye’ye büyük acılar çektiren FETÖ elebaşısı ve kurmay kadrosunun herhangi bir yaptırıma muhatap olmadan ABD’de ikametlerini sürdürmesi, PKK’nın bir alt kuruluşu olduğu konusunda en küçük bir kuşkunun bulunmadığı PYD’nin üstelik Türkiye’ye verilmeyen silahlarla teçhiz edilerek ABD Özel Kuvvetlerince eğitilmesi ve Menbiç’te TSK’ya karşı koruma altına alınması, Kobani’de alternatif üsler kurulması, Rakka’da bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütü ile kol kola girilerek her türlü normatif değerin çöpe atılmış olmasının zehirlemeyi sürdürdüğü Türk-ABD ilişkilerinin yeni bir krizi tolere etme kapasitesini sınamanın zamanı olmadığı herhalde Washington’da biliniyordur.

Umulur ki Mayıs ayında gerçekleşecek NATO zirvesinde bir araya gelecekleri açıklanan Erdoğan-Trump görüşmesinin üzerine 24 Nisan gölgesinin düşmemesi, iki ülke arasındaki ilişki rotasının yeniden sakin sulara yönlenmesinde öncü bir adım olsun..