Gazetevatan.com » Yazarlar » Sorunlu çocuk

Sorunlu çocuk

11 Nisan 2017 Salı


“Hatalar gerçeğin komşuları olarak yaşarlar ve bunun için bizi aldatırlar.”

Tagore

Çevresindeki sorunların Türkiye’ye olumsuz yansımalarını etkisizleştirmek için sürekli arayış içinde olan Ankara’nın, ABD’nin Suriye müdahalesinin gölgelediği yeni bir çocuğu daha oldu. Üstelik bu sorunlu çocuk diğerlerinden çok farklı.

Çünkü Türkmen ağırlıklı yapısına karşın nüfus ve tapu kayıtları imha edilen, demografisi  Kürtler lehine değiştirilen Kerkük, kaybedilişinden günümüze Türkiye’de kapanmayan bir yaranın adresi..

KYB’li Kerkük Valisi Necmettin Kerim’in 14 Mart’ta Kerkük’te, kamu kurumları ve resmi yazışmalarda Kürtçenin Arapça ile birlikte kullanılması ve kamuya ait binalara Irak bayrağı yanı sıra IBKY bayrağının da çekilmesini zorunlu kılan İl Meclisi kararını açıklamasıyla başlayan kriz boyut değiştirerek tırmanıyor. (41 sandalyeli Kerkük İl Meclisinde karar 9 Türkmen ve 6 Arap üyenin boykotuna karşın 26 Kürt üyenin oyu ile kabul edilmiş, Irak Anayasasına göre 3/2 çoğunluk şartı çiğnenerek 28 Mart’ta uygulamaya konulmuştu.)

İBKY’nin seçimlere hazırlandığı bir dönemde KDP ve KYB arasında iktidar mücadelesi ve ekonomik çıkar çekişmesinden kaynaklanan kökü çok derinlerdeki Kerkük krizinin, Türkiye’de ilk değerlendirmelerin aksine Barzani tarafından yaratılan değil beklemediği bir anda Barzani’yi içine çeken bir oyun olduğunu not edelim.

Musul’un IŞİD tarafından işgal edilmesini izleyen dönemde KDP’nin etki alanını fiili olarak genişletmesi, Barzani’nin bağımsızlık konusunu sıklıkla gündeme getirmesi, bölgedeki rafineri tesislerinin KDP denetiminde olmasının rahatsız ettiği KYB’nin güçlü olduğu Kerkük üzerinden bir hamle yapması konuyu yakından izleyenler açısından sürpriz bir gelişme olmamalı.

Nitekim Barzani, KYB’nin kendisini köşeye sıkıştıran bu hamlesine karşı bağımsızlık için referandum  kartını bekletmeden sahneye sürerek durumu KDP lehine dengeleme arayışına girmiş görünmektedir.

Ne var ki Irak’ta mevcut güç dengeleri üzerinde etkili aktörlere bakıldığında Kerkük üzerinden sahnelenen ve Türkiye’yi de içine çeken oyunun rengi giderek bulanıklaşmaktadır.

KYB’nin kontrolü altında bulunan Kerkük’te son dönemlerde daha da görünür hale gelen PKK varlığı, Kerkük çevresinde yoğunlaştığı gözlemlenen Tahran güdümlü Haşdi Şabi güçleri ve KYB’nin öteden beri İran’la yakınlığı mevcut fotoğrafa eklendiğinde yaşananları gerek amaç gerek zamanlama açısından rastlantı teorisi ile açıklamak güçleşmektedir.

Bu değerlendirmeye KYB’nin müzahir tutumuna karşın KDP’li peşmergelerin zaman zaman Sincar’da PKK ile çatıştıkları, Türkiye ve Barzani’nin ayrı nedenlerle de olsa Sincar’da PKK varlığına karşı oluşları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde sıklıkla “yeni harekat hazırlıkları,terör örgütlerine sürprizler, sıcak bir yazdan” söz ettiği de eklemlendiğinde Menbiç’te sahnelenen oyunun bir benzeri başka aktörler eliyle  Irak’ta perde açmış  gibi görünmektedir.

Kerkük’ün IBKY’ye eklemlenmesi ve bir Kürt kentine dönüştürülmesine pek çok ayrı nedenle sessiz kalması mümkün olmayan Türkiye ile iktidarını güçlendirerek korumak için Kerkük’ten vazgeçmesi olanaksız gibi görünen Barzani içine çekildikleri bu usta işi oyunda, oluşturulması belli ki körüklenecek bir alçak basınç alanında karşı karşıya gelirlerse, kurgulanan oyun ilk hedefine ulaşmış olacaktır.

İkinci hedefin ne olduğu merak edilirse görüş alanımıza İran’ı da dahil ederek Sincar’a dikkat edilmesi gerektiğini söylemekle yetinelim. Çünkü gerçeklerin başlangıçtaki hatalara karşın mutlaka ortaya çıkmak gibi özelliği vardır…