Gazetevatan.com » Yazarlar » Kriz yönetimi

Kriz yönetimi


“Zamanında davranmasını bilmedikten sonra koşmanın bir faydası yoktur.”

La Fontaine

Son aylarda neredeyse her gün bir başkası ile karşılaştığımız krizlere yer verdiğimiz bu köşede yaşanan krizlerin nasıl yönetilebileceğine değinmemenin bir eksiklik olacağını düşündük.

Son dönemlerde sıklıkla kullanılan “kriz” sözcüğü, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde; “Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplum veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran” olarak tanımlanıyor.

Bu bağlamda krizin; “bir sistem veya işleyiş ile hayatın alışılmış normal düzeninin dışında beklenmeyen bir anda ortaya çıkan, sistem ve hayatın akışında olumsuz etkileşimlerinin önlenmesi/ giderilmesi için ivedi uygun karşı önlemler alınmasını gerektiren bir durum” olduğunun söylenmesi eksik ancak yanlış bir yaklaşım olmayacaktır.

Çünkü kimi kaynaklarda vurgulanmasına ve genel anlamda kabul görmesine karşın krizin “beklenmeyen durumlarda ve ani olarak ortaya çıkan ve mutlaka kayıplarla sonuçlanan bir olgu” kimliğini yansıtan görüş ve kabullerin, günümüzde yaşanan krizlerin nicelik ve niteliklerine bakıldığında bütünüyle doğru bir görüşü yansıttığı tartışma konusu olmayı sürdürmektedir.

Boğa yılanı, kobra yılanı

Nitekim ülkesel ya da ülkelerarası düzlemde yaşanan ekonomik ve politik kimlikli krizlerin tanımlanmasında kullanılan “boğa yılanı ve kobra yılanı” nitelemeleri, krizlerin ani olarak ortaya çıkabildikleri kadar önceden sinyaller vererek yavaş yavaş gelişebileceklerinin de bir göstergesidir.

Örneğin Türk Hava Sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesini izleyen kriz, beklenmeyen/ani oluşan karakteri ile Kobra Yılanı türü krize örnek olarak verilebilir. PYD’nin Kobani’den sonra Cizire ve Telabyad’ı ele geçirerek Afrin’le birleşme ve Türkiye’nin Suriye sınırı boyunca bir koridor oluşturma çabalarının yarattığı kriz ise zaman içindeki gelişmelere bakıldığında boğa yılanı türü krize örnek oluşturmaktadır. Kerkük’te resmi devlet dairelerine IKBY bayrağı çekilmesi ile başlayan ve önümüzdeki günlerde KDP (Mesud Barzani) ve KYB (HeroTalabani) arasında tansiyonu yükselterek Bağdat ve Ankara’yı da içine çekeceği anlaşılan krizin başlangıç sinyallerinin Kerkük’te nüfus ve tapu kayıtlarının imha edildiği günlere uzandığı düşünüldüğünde bir ayrı boğa yılanı türü kriz yaşandığını söylemek mümkündür.

Ne yapılmalı?

Ne var ki nitelik ve niceliği her ne olursa olsun önleyici zaman aralığında, doğru ve etkin bir biçimde proaktif ve akılcı yöntemlerle yönetilen krizlerin yıkıcı ve zarar verici olmaktan çok fırsat pencereleri de açarak kazanımlara eşlik edebildiği de unutulmamalıdır.

Günümüzde sınırların, devletlerin yalnızca coğrafi egemenlik alanlarını belirlediği, bunun dışında kalan hemen her alanın siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik etkileşimlere açık hale geldiği düşünüldüğü ve dünyanın her neresinde oluşursa oluşsun, bir krizin sınır aşan etkilerinden hiçbir devlet ya da ulusun mutlak koruma altında olmadığı anımsandığında krizlere hazırlıkla olma ve yönetme yeni bir anlayış ve uygulama konseptini zorunlu kılmaktadır.

Bu nedenle günümüz krizlerini yönetebilmek için; türü her ne olursa olsun oluşma aşamasında krizin sinyallerini almak ve doğru okumak, hızlı ve etkin kararlar alarak uygulamaya koymak, kriz yönetim sürecini planlamak ve örgütlemek, iletişim ve eşgüdüm sağlamak, süreci denetim altına alarak krizin etki alanı dışına çıkmasını ve domino efektini engellemek gerekmektedir.

Çünkü yaşanan örneklere bakıldığında uzun süreli ve yüksek maliyetli krizlerde toplumun başlangıçtaki destek ve direncinin, sürenin uzaması ve maliyetin yükselmesine koşut olarak azalmaya başladığı görülmektedir. Bu durum ise yönetenler üzerinde yarattığı baskı nedeniyle yaşanan güçlükleri çarpan etkisiyle katlamakta, zaman baskısı ve toleransın azalması kriz yönetim sürecinde hata yapma payını yükseltmektedir. Bu bağlamda kriz yönetim sürecinin planlama ve örgütlemesinin öngörülü ve en kötü senaryoları içeren bir biçimde yapılmış olması başarılı sonuç elde etmenin en önemli etmenleri arasında görülmektedir.

Zamanında davranılmaması halinde koşmanın bir yararı olmadığının örneklerini görebilmek için çevremize bakmak yeterli değil mi?