Gazetevatan.com » Yazarlar » Kıbrıs ve ENOSİS krizi

Kıbrıs ve ENOSİS krizi


“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur.”

P.Drucker

BM Kıbrıs arabulucusu Eide’nin KKTC ve GKRY’ne sunduğu, kesilen müzakerelerin canlandırılmasına yönelik dört aşamalı yeni plan Türkiye gündeminin aşırı yoğunluğu ve farklı önceliklerinden olsa gerek medyada çok fazla yer bulmadı.

10 Şubat’ta aşırı sağcı Rum Ulusal Cephesi’nin (ELAM) 1950 ENOSİS Plebisitinin orta dereceli Rum okullarında çeşitli faaliyetlerle anılmasına ilişkin tüzük değişikliği önerisi 56 üyeli GKRY meclisinde 16 ret oyuna karşı 19 oyla kabul edilmişti. Ana Muhalefet Partisi AKEL ret oyu verirken Rum lider Anastiadis’in iktidar partisi DİSİ çekimser kalmış, tasarı DİKO, EDEK, Yeşiller ve meclisteki diğer küçük partilerin oylarıyla kabul edilmişti.

KKTC’de büyük bir tepkiye neden olan karar tüm iyimser söylemlere karşın Cenevre’de aşılamayan başkaca anlaşmazlıklarla da beslenmiş, 16 Şubat’ta ara bölgedeki toplantıda Eide’nin “KKTC’de doğan olumsuz algının düzeltilmesi gerektiğini” ifade etmesi üzerine Anastiadis, ”Söyleyecek bir şeyim yoktur” diyerek kapıyı çarparak çıkıp gitmiş ve müzakereler kesilmişti.

Hem suçlu hem güçlü

Toplantıyı üstelik çok kaba bir şekilde terk etmiş olmasına rağmen aynı gün Anastiadis’in ofisinden yazılı bir açıklama yapılarak şu hayret verici cümle kayda geçirilmişti; “Görüşmeler dostane bir şekilde sürerken BM ile bizim aramızda yaşanan bir anlaşmazlık üzerine kısa bir ara verdiğimizde KKTC Delegasyonu bir neden göstermeden toplantıyı terk etti ve ısrarlara rağmen geri dönmedi.”

Müzakerelerin nihayet olumlu bir sonuca varmak üzere olduğunun açıklandığı dönemde, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını öngören ENOSİS ideal ve ideolojisini 67 yıl sonra gündeme getirerek Kıbrıs Türk’lerinin sinir uçlarını uyaracak, KKTC Cumhurbaşkanının yer aldığı bir toplantıyı kapıyı çarparak terk etme saygısızlığında bulunacak, hemen ardından yazılı bir açıklama yaparak Bizans’ın entrika ustalarını bile kıskandıracak kıvraklıkla terk edenin KKTC delegasyonu olduğunu söyleyeceksiniz.

Karşılıklı güvensizlik

Bu anımsatmalara yer verme nedenimiz KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın yaşanan olay sonrası yaptığı uzun açıklamada yer verdiği iki önemli tespit. Akıncı, açıklamasının bir yerinde şunları söylüyor; “..iki toplum arasında var olmayan güvenin yaratılmasının ne kadar önemli olduğu ortadayken” ve devam ediyor; “...biliniyor ki bu hadisenin tarihsel geçmişi Rum eğitim sisteminin bir parçasıdır ve müfredatında yer almaktadır. Fakat bunu kutlanacak, onore edilecek bir olay olarak nitelendirip anılacak olaylar listesine dahil edilmesi çok daha farklı bir olaydır... Genç beyinler 67 yıl öncesinin ENOSİS plebisiti olayıyla doldurulacak...”

Şimdi soralım. İki toplum arasında var olmadığı en üst düzeyde seslendirilen ve 16 Şubat vodvili ile tartışılmaz bir biçimde açığa çıkan güven bu koşullar altında nasıl yaratılacak? Daha da önemlisi, Akıncı’dan öğreniyoruz ki ENOSİS konusu yıllardır Rum okullarının müfredatında yer almayı ve genç beyinleri bu ideoloji ile doldurmayı sürdürüyor. Hem de KKTC’de Rumları rencide edebileceği düşünülen ifadeler okul kitaplarından çıkarılmışken...

Bu noktada sorumuzu bir başka şekilde yineleyelim. Bu koşullar ve Rumların adanın sahibi oldukları ve Türkleri azınlık olarak görmelerinden milim sapmayan düşünce yapıları karşısında var olan karşılıklı güvensizliğin barış içinde birlikte yaşama kültürüne evrileceğine gerçekten inanılıyor mu?

Çünkü varacağınız yer ancak nereye gittiğinizi bilmekle önem kazanır. Cuma günü Kıbrıs’a devam etmek üzere...