Gazetevatan.com » Yazarlar » Gölgede kalanlar

Gölgede kalanlar

22 Mart 2017 Çarşamba


“Siz savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz ama savaş sizinle ilgilenmektedir.”

Leon D. Troçki

Menbiç, Rakka ve El Bab her gün duymaya alıştığımız açıklamalar, gazete manşetleri ve haber bültenlerinden düşeli sizce kaç gün oldu dersiniz?

Başta Hollanda ve Almanya olmak üzere kimi AB ülkeleriyle yaşanan ve mevcut retoriğin yumuşamaması halinde derinleşerek yayılma eğilimi gösteren kriz, kamuoyunun gündeminden düşürmüş görünse de Suriye’deki gelişmeler olumsuz yönde tırmanmaya devam ediyor.

Hollanda’da ırkçı Wilders’in umduğu sonucu elde edememesi Avrupa’da radikal sağ ve popülizmin yükselişinin önünde şimdilik bir engel oluştursa da, Nisan ayında Fransa ve Eylül’de Almanya’da gerçekleşecek seçimlerde yabancılara yönelik söylem ve eylemlerin yinelenmesi baskın bir olasılığı işaret ediyor.

Bu nedenle devletin radarları Irak’taki gelişmeleri de eklediğimizde birden fazla alçak basınç alanını eş zamanla izlemek ve gerekli proaktif önlemlerin alınması için uyarı göndermek zorunda...

Suriye’ye gelindiğinde, pek çok kez yazılmış ve söylenmiş olmasına karşın belleklerimizi tazeleme adına yineleyelim. Her askeri harekatın mutlaka siyasi bir hedefi vardır. Fırat Kalkanı’nın siyasi hedefleri IŞİD’i sınırlarımızdan topraklarımıza saldırı gerçekleştiremeyecekleri bir uzaklığa sürmek ve PYD’nin Cerablus üzerinden Kobani-Cizire kantonlarını Afrin’le birleştirerek Suriye sınırımız boyunca bütünlüklü bir koridor oluşturmasını engellemek.

Cerablus, Dabık ve El Bab, IŞİD unsurlarından temizlenerek Fırat Kalkanı’nın birinci siyasi hedefine ulaşılmış durumda. Ancak Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından yaşamsal önemdeki ikinci hedefin gerçekleşmesi ABD, Rusya ve Esad rejiminin Menbiç’e yönelik operasyonları sonucu belirsiz bir konuma evrilmiş bulunuyor.

Suriye ordusunun El Bab’a güneyden yaklaşarak Rus uçaklarının desteği ile Tadif’i ele geçirmesi, ABD deniz piyadeleri ve Rus elit birliklerinin Menbiç’te konuşlanması,Türkiye’nin PYD’nin oluşturacağı koridoru engellemesinde kilit önemde bu yerleşim birimine askeri harekatını şimdilik imkansızlaştırmış görünüyor.

Mevcut durumda PYD kuzeyde,Türkiye sınırına bitişik bölgeler üzerinden gerçekleştiremediği koridoru Esad rejimi ile işbirliği, ABD ve Rusya’nın onayı ile bu defa güneyden, Afrin-Tadif-Menbiç üzerinden oluşturma olanağına kavuşmuş bulunuyor. Bu da Pentagon’un niçin ısrarla Türkiye’nin Suriye’de 20 km. derinlikten öteye inmemesi gerektiğini açıkladığı gibi Rusya’nın da El Bab ve hemen güneyinde rejim güçlerinin elindeki Tadif arasında mevcut karayolunu yeşil hat olarak deklare ettiğini gösteriyor.

El Bab’ın tam da IŞİD’den temizlendiği günlerde meydana gelen bu gelişmeler Suriye’de neredeyse tüm aktörlerin Türkiye’nin Menbiç’e girmesini istemediği ve PYD’yi gerek öznel çıkarları gerekse Suriye’ye ilişkin gelecek tasarımlarında bir enstrüman olarak kullanmak istediklerinin açık bir göstergesi olmalı.

Buna ABD’nin Kongre onayını bahane ederek Türkiye’ye satmadığı lazer güdümlü, fırlat-unut olarak adlandırılan FGM-148 Javelin anti-tank füzeleri ile alçak uçuş yapan uçak ve helikopterlere etkili FIM-92 Stinger füzelerini her ne kadar SDG deseler de YPG’ye verdiği eklendiğinde fotoğraf biraz daha netleşmektedir. Fotoğrafı daha da netleştirmek için Rusya’nın PYD’ye Moskova’da ofis açma izni verdiğini, Cenevre’de masada yer almalarını istediğini ve Suriye’nin yeni anayasa taslağında özerklik konusunun kayda geçirildiğini de ekleyelim.

Küresel ve bölgesel aktörlerin bölgenin yeniden yapılandırılması ve konumlarını konsolide etme mücadelesinin arasına sıkışan ise Türkiye’nin beka sorunu...

Yıllar önce söylendiği gibi siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz... Önemli olan O’nun sizinle ilgilenip ilgilenmediği...