Gazetevatan.com » Yazarlar » Yaygınlaştırmak ya da yalnızlaştırmak

Yaygınlaştırmak ya da yalnızlaştırmak


“Zayıf korkunç olabilir, çünkü kuvvetli görünebilmek için çok cüretkar olur...”

                                                     Rabindranath Tagore

“Amsterdam’da havaalanında Türkiye’ye gitmek için beklerken THY’nin uçağı on dakika rötarlı anonsu yapıldığında on yılın gidiyor. O, on dakika geçmiyor bir türlü. Sanki yaşamından çalınmış on yıl gibi. Ama İstanbul’dan dönerken 1900 sefer sayılı Amsterdam uçağı iki saat gecikmeli denildiğinde kalkıp göbek atıyorum. Çünkü iki saat daha fazla kalıyorsun memleketinde... İster havaalanı olsun, ister bağ, ister çamurun içi, hiçbir şey fark etmez, orası vatan çünkü..”

“Yasaklı olduğum için yirmi sene gidemedim Türkiye’ye... Tatile çıktığımda Kos adasına gidiyorum. Bodrum’un karşısında kendimi Türkiye’de hissedeyim diye... Oradan bakınca Türkiye’nin ışıklarını görüyorsun... Türk televizyonunu seyrediyorsun... Gündüz tekneler geliyor, arkalarında gelincik gibi salınan bayrağım... Hele bir de rakı ile Türk gazeteleri geldi mi, o an daha başka ne ister ki insan... Adımız neye çıkarsa çıksın biz küsmedik vatana... Bir an olsun kopmadık... Tek bir ahdim var, cenazem gitmeden sağ olarak bir kez olsun vatan toprağına ayak basmak...”

“PVV diye bir parti var burada, adını bile duymak istemiyorum.  O kadar çok oy alıyor ki, kalbimiz duruyor... Çok tehlikeli... Bütün sorun ekonomi... Kimi suçlayacaksınız?  Yabancıları... Mesela Almanya’da 30’larda ekonomik bir kriz yaşandı, kim suçlandı? Yahudiler... Şimdi yine aynı, suçlu hazır. Yabancılar... Hollanda’da entelektüel kesim Wilders’in bir hata yapmasını bekliyor.”

Beş  yıl önce Hollanda’da yürüttüğümüz bir alan çalışmasından, üstelik Rotterdam’dan aktardığım  duygu yüklü bu açıklamaların birincisi kendisini Milli Görüşçü olarak niteleyen adı bende saklı  birisine ait. İkincisi  12 Eylül darbesinden  sonra Yunanistan üzerinden yurtdışına kaçan  bir solcu... Sonuncusu ise Türkiye’yi yakından tanıyan Hollanda’lı kadın bir aydın...

Türk insanının, vasat bir Avrupalının anlayamadığı -dilerseniz anlamak istemediği de diyebilirsiniz- vatan sevgisi ve aidiyet duygusu bir refleks olarak ortaya çıktığında demokratik kültüre sahip olduğu varsayılan Hollanda’nın,  Rotterdam sokaklarında sergilediği utanç verici eylemler her şeyden önce bu ülkenin görüşlerini örneklediğimiz sağduyu sahibi uygar vatandaşlarını rahatsız ve rencide etmeli. 

Bu nedenle,  bizim açımızdan onur kırıcı ancak Hollanda açısından utanç verici yaşanan krizi tüm Hollandalıları içine alan söylemlerle genelleştirmek yerine gerçek muhatapları ile sınırlı tutmak, bu gibi durumlarda devreye girecek diplomasiye alan kazandırarak hasarı azaltacaktır.

Bir ikinci önemli nokta da, krizin yaygınlaşarak cephenin genişlemesinin önüne geçilerek uluslararası arenada Hollanda’nın yalnızlaştırılmasıdır.  Yaşanan örneklere bakıldığında uzun süreli ve yüksek maliyetli krizlerle karşılaşıldığında toplumun başlangıçtaki destek ve direncinin, sürenin uzaması ve maliyetin yükselmesine koşut olarak azalmaya başladığı görülmektedir. Bu durum ise yönetenler üzerinde yarattığı baskı nedeniyle karşılaşılan güçlükleri çarpan etkisiyle katlamakta, zaman baskısı ve toleransın azalması krizin yönetim sürecinde hata payını yükseltebilmektedir.

Öte yandan hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün olmayan, uluslararası sözleşme ve teamüllere tümüyle aykırı yaşananların günümüz ve gelecekteki birinci derece muhataplarının başta Hollanda olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız olduğu atılacak adımlar ve söylemlerde dikkatlerden uzak tutulmamalıdır. 

Kuvvetli görünebilmek için  Rotterdam sokaklarında  acınası  zayıflıklarını sergileyenlere  kendilerini düşürdükleri zavallılığın utancı çok bile...