Elimizi tutan mı var?

AA |  26 Eylül 2010 Pazar - 17:25 | Son Güncelleme : 26 09 2010 - 17:25

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Başbakan hangi gerekçeyle samimi olmadığımı açıklasın. Anayasa için hemen harekete geçelim. Elimizi tutan mı var” dedi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Parlamento çatısı altında bir araya gelerek, yeni anayasa çalışmalarına başlanmasını önerdi.

Kılıçdaroğlu, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Balçıkhisar Belediyesi tarafından yaptırılan sosyal tesis binasının açılış törenine katıldı.

Kılıçdaroğlu, Balçıkhisar’a ilk kez geldiğini belirterek, Belediye Başkanını hizmetlerinden dolayı kutladı.

Halk oylamasına değinen Kılıçdaroğlu, "daha özgürlükçü bir anayasa, haklarının daha fazla korunduğu bir anayasa, baskının kurulmadığı bir anayasa" istediklerini belirterek, Avrupa’da yaşayanların hak ettiği bir anayasanın Türkiye’de yaşayanların da hakkı olduğunu söyledi.

Sosyal devletin güçlendirilmesi durumunda yapılamayacak hiç bir şey olmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bize dar gömlek giydirenlere karşı daha özgürlükçü, daha demokratik tavrımızı ortaya koyarak yeni bir anayasa yapalım. Hemen referandumdan sonra şunu söyledim ’daha özgürlükçü, sosyal demokrasisi güçlü, sosyal devleti güçlü,
insanları saygı temelinde birleştiren, insanları ayrıştırmayan kaynaştıran, demokrasimizin eksiklerini güçlendiren bir anayasayı oturalım masaya ve çözelim’
bunu söyledim. Dün sayın Başbakan demiş ki ’ben onun samimiyetine güvenmiyorum’.

Hiç kimseyi eleştirmiyorum ama bir şeyi samimiyetle belirtmek isterim, Sayın Başbakan benim samimiyetime inanmıyorsa, hangi gerekçeyle inanmadığını çıkıp millete anlatmasını istiyorum. Eğer bu ülkede hakları ve özgürlükleri genişleteceksek, demokrasiyi güçlendireceksek ’evet’ diyoruz, bu ülkeye barış ve
kardeşlik gelecekse ’evet’ diyoruz. Niçin Sayın Başbakan korkuyor gelsin masaya.

Ben demiyorum ki üç gün içinde bunu çıkaralım."

"YENİ BİR SAYFA AÇTIK"

İnsanların farklı düşünceleri olabileceğini, Türkiye’de sadece iki parti olmadığını, çok sayıda parti ve sivil toplum kuruluşu bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Hep beraber oturalım. Niye uzlaşamıyoruz? İlla kavga mı etmek
lazım, uzlaşmayı istemek suç mu oldu? Kavgayı bırakalım, kavgadan bu ülke çok çekti. Kavgadan kardeşlik bağlarımızı kopardık neredeyse. Niye düşman oluyoruz? Beraber oturacağız, beraber uzlaşacağız. Samimiyet budur. Oturup parlamentonun çatısı altında bir araya gelelim. Beraber düşüncelerimizi özgürce söyleyelim. Eğer samimiyetimizden kuşku duyuyorlarsa hiç duymasınlar, korkmasınlar. Yeni bir
sayfa açtık. Bu sayfanın içinde haklar var, özgürlükler var, insan haklarına saygı duymak var, bölgesel dengesizlikleri kaldırmak var, AB’ye üye olmanın güçlü
mücadelesi var, basın üzerinde hiç kimsenin baskı kurmaması var, eleştiriye saygı duymak, eleştiriden korkmak var, kardeşlikten, uygarlıktan, demokrasiden korkmamak var" diye konuştu.



Başbakan Erdoğan’ın gazetecilerle yaptığı toplantıda anayasa
değişikliğine ilişkin "vaktimiz yok" yönünde sözleri bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Niye vaktiniz yok, Parlamentonun görevi ne? Parlamentonun görevi halka hizmet etmek değil midir? Getirelim anayasayı koyalım masaya görüşelim. Niye konuşmuyoruz? ’Efendim 2011’den sonra olsun’. Çalışmaya şimdi başlayalım elimizden tutan mı var? Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı orada duruyor.
Toplasın milletvekillerini, partileri" teklifinde bulundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz’un önderliğinde diğer partilerin de katılımıyla Meclis İçtüzük değişiklik teklifiyle ilgili daha önce yaptığı çalışmayı örnek gösteren Kılıçdaroğlu, "Demek ki bir masaya oturursak,
aklımızı mantığımızı kullanırsak, ortak payda aratabiliriz bu ülkede. Niye ortak payda yaratmıyoruz? Herkes birileri gibi düşünmek zorunda değil, hepimiz düşüncemizi özgürce dile getirmeliyiz. Herkes düşüncesini özgürce dile getirirse
bu ülke kalkınır" dedi.

-"ÜNİVERSİTELER KONUŞMADI"-

Kılıçdaroğlu, referandum sürecinde herkesin görüşlerini dile getirdiğini ancak üniversitelerin konuşmadığını belirterek, bunun demokrasinin önündeki en büyük engel olduğunu söyledi.

Kendisinin tüm fikirlere, görüşlere saygılı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Hangi görüşten, etnik kimlikten olursa olsun, ben insanıma hizmet etmek istiyorum. Yeri gelince eleştireceğim, yeri gelince eleştirileceğim.
Eleştirilerden ders almak erdemdir" dedi.

Siyasette yeni olduğunu ve iki dönemdir Parlamentoda bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, siyasete girerken "millete asla yalan söylemeyeceğini, dokuz köyden kovsalar da onuncu köye gidip doğruları söyleyeceğini" belirttiğini kaydetti.

İnsanların yoksulluğunun siyasi sömürü haline getirilmemesi gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Biz kimsenin kömüre, bulgura ihtiyacı olmadığı bir düzeni yaratacağız. Yoksulluğu tarihe gömeceğiz. Birileri zenginleşirken,
birileri fakirleşmeyecek" dedi.

Kılıçdaroğlu, kötü siyasetçinin toplumu böldüğünü, kendilerinin kötü siyasetçi olmayacaklarını, samimi ve dürüst olacaklarını bildirdi.

"OTURALIM MASANIN ETRAFINA..."

Nazım Hikmet’in "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi
kardeşçesine" dizelerini okuyan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Böyle yaşamak bizim için niye zor? Ne eksiğimiz var? Siyasette niye kamplaşıyoruz? Siyasette hoşgörüyü ve sevgiyi neden egemen kılmıyoruz? Niye birbirimizi samimiyet testinden geçirme ihtiyacı duyuyoruz? Ben ’yeni bir anayasa
için oturup masaya görüşelim’ dediğim zaman niye birileri korkuyor, niye birileri kaçma ihtiyacı hissediyor? Korkuyorlar, ben de biliyorum ama istiyorum ki korkmasınlar. Gelsinler beraber değiştirelim. Biz hiç bir yurttaşımızı ötekileştirmek istemiyoruz. Hiç bir siyasi partiyi ötekileştirmek istemiyoruz. Onların düşüncelerine de saygı gösteriyoruz ama istiyoruz ki onlar da bizim düşüncelerimize saygı göstersinler. Talebimizi yineliyoruz; 2011’e kadar çok vakit var. Oturalım masanın etrafına illa genel başkanlar oturacak diye bir kural yok. Her partinin akil, saygın insanları var. Otururlar beraber, dünya örnekleri var. Türkiye için çağdaş bir anayasada olması gereken değişiklikleri yaparlar.

Biz söyleyeceğiz, onlar kaçacaklar. Kaçmasınlar bizim samimiyetimizi inansınlar. Biz onların samimiyetini test edebiliriz ama ihtiyaç duymuyoruz. Onların söylediklerine inanıyoruz. Diyoruz ki ’birileri sizin gizli gündeminiz
var’ diyorlar. Gelin gizli gündeminizin olmadığını kanıtlamak için oturalım o masanın etrafına. Bu anayasada 12 Eylülün izlerini değiştiren bütün düzenlemeleri yapalım.

Gelin yüzde 10’luk seçim barajını da kaldıralım. Vatandaşın oyundan niye korkuyorsunuz? YÖK’ü kaldıralım. Üniversiteler özerk olsun, özgür olsun, düşüncelerini açıklasınlar. Niye korkuyorsunuz? Bir korku toplumu yaratmayalım, özgürlük toplumu yaratalım. Özgürleşelim, toplum özgürleşsin, toplum güçlü olsun, sesini çıkarsın. Bunu yapalım, bunu yapmak zor değil. Bir sözüm var, bunu yapacağız, yapmakta kararlıyız."

Kılıçdaroğlu, daha sonra tesisin açılışını yaparak, burada ikram edilen yemekten yedi. Tesisten ayrılışı sırasında, gazetecilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın türban ile ilgili önerisini hatırlatması üzerine Kılıçdaroğlu, "Daha
o konuya var. Önce samimiyet konusunu çözüme kavuşturalım" dedi.

Açılışa, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay ve bazı milletvekilleri katıldı.

CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU BALA’DA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Niye diyoruz ki ’temiz siyaset olsun, doğru siyaset olsun’. Bunu
söyleyen adamın hiç kimse samimiyetinden şüphe etmesin" dedi.

Kılıçdaroğlu, Bala’ya bağlı Afşar Belediyesini ziyaret ederek Belediye Başkanı Müslüm Coşan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Coşan, Kılıçdaroğlu’na, 2007’de meydana gelen depremde, belde halkına devlet tarafından yaptırılan evlerin hala teslim edilemediğini, vatandaşların hasarlı evlerde oturduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu da evlerin bir an önce teslim edilmesi gerektiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra belediye önünde parti otobüsünün üstüne çıkarak vatandaşlara hitap etti. Siyasetin kavga alanı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, politikacıların temel görevinin vatandaşlara hizmet etmek olduğunu, kendilerinin de bu amaçla yola çıktığını söyledi.

Türkiye’nin bir referandum süreci geçirdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Daha önce de belirttik ’herkesin düşüncesine, inancına, etnik kimliğine saygı göstermek boynumuzun borcu’ dedik. Referandumda ’evet’ diyen de ’hayır’ diyen de başımızın üstünde" dedi.

Afşar’ın 30 yıl aradan sonra CHP’li belediye başkanına kavuştuğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, başkanın görevini en iyi şekilde yapmaya çalıştığını belirtti.

Bir kadının "çocuklarımıza iş istiyoruz" demesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Hükümetin izlediği politikadan memnun musunuz? Ben de biliyorum çok dertlisiniz. Çiftçi dertli, hayvancılık perişan. Dışarıdan et getiriyorsunuz,
niye? Çünkü hayvancılık yapan vatandaşımızın emeğinin karşılığını vermiyorsunuz. Onun alın terinin karşılığını vermeliyiz. Politikacılar genelde buraya deprem olduğu zaman geliyorlar. Temennimiz burada hiç deprem olmaması. Biz deprem olmadığı zaman buradayız. İnşallah evleriniz de biter, en yakın sürede evlerinize oturursunuz. Politikacıların görevi vatandaşları birbirine düşürmek değil
vatandaşın çocuğuna aş, iş vermektir. Onurlu Türkiye’yi ayağa kaldırmaktır" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, referandumda her vatandaşın yaptığı tercihe saygı duyduğunu defalarca dile getirdiğini belirterek, şöyle devam etti:

"(Evet) diyen de ’hayır’ diyen de başımızın üstünde. Biz bunu söyledik ama sayın Başbakan, ’hayır oyunu kullananlar darbecidir’ dedi. Doğru değil. Kim darbeci? Hayır oyunu kullanmak ne kadar önemliyse evet oyunu kullananlar da bizim
vatandaşımız. Onları suçlayacak mıyız? Ben muhalefet olarak hayır oyunun kullanılmasını istedim, vatandaş evet verdi ret mi edeceğiz? Vatandaşın tercihine saygı göstereceğiz. Dürüst politikacının görevi budur. ’Şimdi anayasayı
değiştirelim’, hayhay buyurun gelin değiştirelim. 1 Ekimde Meclis toplanıyor, oturalım konuşalım, varsa bir aksaklık düzeltelim. Sayın Başbakan diyor ki ’ben ana muhalefet liderinin samimiyetinden şüpheliyim’. Afşar’dan söz veriyorum, bizim samimiyetimizden kimse şüphe etmesin. Biz samimiyiz, biz düzgünüz, biz doğruyuz. Sayın Başbakana bir şey daha söyleyeyim, biz kul hakkı yemeyiz, kul hakkına saygı gösteririz. Varsa yoksa dürüstlüktür. Kul hakkı yiyen
politikacılardan hesabını sorarım, bu bizim görevimizdir.

Niye diyoruz ’temiz siyaset olsun, doğru siyaset olsun’. Bunu söyleyen adamın hiç kimse samimiyetinden şüphe etmesin. Biz vatandaşın samimiyetine de saygı duyarız, onun samimi olduğuna da inanırız. İster evet ister hayır oyu
versin. Bırakın bunu. Seçimlerde CHP’ye oy verse de vermese de hepsi bizim vatandaşımızdır. Biz hepsini kucaklamak zorundayız, politikacının görevi budur. Sonuçta takdir vatandaşa aittir. Onun için Sayın Başbakana bu beldeden
sesleniyorum, biz samimiyiz. Biz isteriz ki bu ülkede demokrasi olsun, özgürlükler olsun. Bu ülkede demokrasinin önünü kesen bir şey varsa gelin hep beraber düzeltelim. Niye ben söyledim? ’Darbe olursa o tankın önüne önce ben
çıkacağım’ dedim. Kimse kimseyi korkutmasın. Bu milletin öyle yalana dolana pabuç bırakacak hali yok. Artık doğru, temiz siyaset yapacağız. Destek verirseniz bunu yapmaya söz veriyorum. Destek verin göreceksiniz Türkiye’nin önü açılacak."

ETİKETLER

0