Gazetevatan.com » Yazarlar » Kahve zincirleri gibi kuaför salonları açılacak

Kahve zincirleri gibi kuaför salonları açılacak

13 Ekim 2012 Cumartesi


20 milyar dolar cirosu olan L’oreal’in Türkiye Profesyonel Ürünler Genel Müdürü Sertaç Önen, 25 bin kuaförün olduğu Türkiye’de kadınların saçlarına geçen yıl 2 milyar dolar harcadığını söyledi. Türkiye’de hızlı servis veren salonların açılacağını anlatan Önen, “Kahve zinciri gibi küçük kuaförler ve manikür-pedikür salonları olacak. AVM’lerde, cadde ve metro bağlantı noktalarında açılacak bu salonlar” dedi.



Hep yazılır, “Kozmetik sektörü kriz mriz dinlemez, dinlemiyor” diye. Geçen haftalarda Hürriyet Gazetesi’nden arkadaşım Onur Baştürk kadınlar ve kuaför ilişkisiyle ilgili bir yazı yazdı, “Her gün fön çektiren arkadaşlarım var” diye. Malum Nişantaşı kadınlarına bakarsak başka bir Türkiye görüyoruz. Onun yazısını okuduktan sonra rakamlara baktım. Türkiye’de kozmetik sektörü hızla büyüyor. Kuaförler de bundan nasibini alıyor. Benim de çok dikkatimi çekiyor, her köşe başında kuaför salonu var... Yalnızca İstanbul’da değil her yerde buna rastlıyoruz. İşte rakamlara bakarken bu yolculuk beni Türkiye’de bu işin en yüksek cirolarını yapan ve sektördeki rakamlara hakim oyuncuya götürdü. L’oreal Türkiye Profesyonel Ürünler Genel Müdürü Sertaç Önen. Evet Türkiye’de bu alanda büyüme var ama büyükşehirde dahi kadınların yarısı kuaföre gitmiyor.

- İlk önce sizi biraz tanıyalım. İzmirlisiniz. Uzun zamandır L’oreal’de çalışıyorsunuz. Nerede ne okudunuz?

İzmir Saint Joseph Lisesi’nde daha sonra da Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde okudum. 1996’da mezun oldum. Mezun olduğumdan beri L’oreal’de çalışıyorum. Yalnızca 13 aylık bir Akbank deneyimim oldu.

- Profesyonel iş yaşamına atılmadan önce çalıştınız mı?
Babam bir fabrikanın genel müdürüydü. O fabrikanın malzeme ambarında yaz aylarında çalışırdım.

- L’oreal’e nasıl girdiniz?

Üniversitedeki kariyer günleri sayesinde girdim L’oreal’e. Fransızca da bilen mezunlar arıyorlardı. Başvurudan 5 gün sonra işe alındım. O dönemde az markası vardı L’oreal’in, sonra hızla büyüdü.

- L’oreal dünyada alanında bir numara. En yaygın marka...

Çalışan sayısı şu an 70 bin. Ben L’oreal’e girdiğimde 30 bin çalışanı vardı. 20 milyar dolar cirosu var L’oreal’in. Ben Türkiye’de profesyonel ürünlerin başındayım. Hem dünyada hem de Türkiye’de pazar lideri L’oreal bu alanda. Bu yüzden de kuaförleri çok yakından takip ediyorum.

- Türkiye’de kuaför sayısı çok mu artıyor? Toplam ne kadarlık bir rakamsal büyüklükten söz ediliyor?

Türkiye’de kadın kuaförlerin toplam cirosu 2 milyar dolar. 25 bin kuaför var. Dünyada 200 milyar doların üzerinde bir büyüklükten söz ediliyor. L’oreal’in dünyada yüzde 13’lük pazar payı var ve bir numara.

- Türkiye bu genel büyüklük içinde hangi noktada?

Türkiye gelişen pazarlar kategorisinde. Meksika, Brezilya gibi ülkeler arasında. Çok hızlı büyüyen pazarlar bunlar. Çünkü ekonomileri büyüyor. 1990’lı yılların başında bu ülkelerin toplam kozmetikten aldığı pay yüzde 16’ydı. Şimdilerde yüzde 50-53. Kozmetik ister kriz olsun ister olmasın hep büyüyor.

- AB ülkelerinde ve Amerika’da durum nasıl? Aslında oralarda da etkilenmiyor diyebiliriz krize rağmen.

Dünyada kozmetiğin en az büyüdüğü yıl 2009. O da yüzde 1. Dünyada böyle. Türkiye’de her sene çift haneli büyüyor. Kozmetik kullanımı Türkiye’de çok düşük, bu yüzden de büyüyoruz.

25 euro harcıyorlar

- Türkiye’de bir kadın ne kadar harcıyor kuaföre?

25 Euro. Bir Fransız kadın 100 Euro harcıyor. Polonya’da 35-40 Euro. Türkiye’de büyük şehirler ve Anadolu arasında çok fark var. Türkiye’de büyükşehirlerde yaşayan her kadının 2 kuaförü var. Biri temel işler için. Boya vs. Ayrıca anneden kıza geçer kuaför müşteriliği. Uzun süreli bir ilişki kuaför müşteri ilişkisi. Ama bu örnekler yanıltmasın Türkiye’de büyükşehirlerde de hala kuaföre gitmeyen kadınlar var. Hatta yarısı gitmiyor.

- Çalışan kadın sayısıyla ilgili değil mi bu?

Evet. Çalışan kadınların olduğu yerlerde 07.00’de fön sırası oluyor.

- Kuaför standartları açısından durum nedir?

Kuaförlerde standartların yükselmesi gerekiyor. Ülkemizin sosyal gerçekleri var. Formel eğitim eksikliği var. Kuaförlük Türkiye’de 11-12 yaşında çıraklıkla başlayan, hatta ortalığı toplamakla başlayan sonra saçla ilgili işlemlere gelen çıraklıktan ustalığa geçilen bir süreç. Usta olunca da muhtemelen aynı muhitte bir salon açılıyor. Formel gelişim planı yok. Okullu değiller. Yurtdışında kuaför okulları var. Türkiye’de çok az. Kuaförlük göz önünde meslek değil. İngiltere’de her yıl yılın kuaförü seçiliyor, ödülü Kraliçe veriyor.

- Trend yaratıyor diye...

Evet. Trend yaratıyor kuaförler. Geçen sene Prenses Kate Middleton’un kuaförü çok reklam yaptı.

- Türkiye’de kuaförlerde kaç kişi çalışıyor?

Kuaförlerde 115 bin çalışan var.

- Bunun ne kadarı okullu?

Tam bir rakam bilinemiyor ama okullu oran çok ama çok düşüktür. Çünkü okullar yeni açılmaya başlandı. Sayısı da çok az. L’oreal yıllardır akademisinde kuaförleri eğitiyor. Şirketimizde 2 katlı bir akademi var. Ayrıca farklı markalarımızın eğitim çalışmaları, programları var. Hem saç bakımı hem de işletmecilik üzerine eğitim veriyoruz. Bir kuaförün işini yapması için teknik bilgisi de olmalı işletme bilgisi de. L’oreal’in Beyaz Kelebek projesi de var. Biz okullu kuaför olmadığı için bu eksikliği görüp bir proje yaptık. Pilot bölge olarak İzmir’i seçtik. İzmir büyük şehir ama kuaför standartları yüksek değil. Fiyatlar da İstanbul’a göre düşük. İzmir İstanbul ölçeğine göre ufak olduğu için orada 8 farklı bölgede çalıştık. Her konuda eğitimler veriliyor. Hijyen ve dekorasyon konusunda yenilikler anlatılıyor.

- Kuaförlük hizmetleri ülkeden ülkeye de çok değişiyor. Türkiye’nin farkı ne? Fiyat ve kalite açısından....

Evet. Ülkeden ülkeye çok değişiyor. Uzakdoğu’da çok geçici boya kullanılıyor örneğin. Avrupa’da durum çok net. Ucuz salon da var, şehirli kitleye hitap eden daha pahalı salon da var. Mönüsü önünde oluyor, fön boya ne kadar biliyorsunuz. Üst segmentte çok özel hizmet veren kuaför salonları da var. Türkiye’de çok üst seviyede hizmet evren yerler var. 50-60 kişinin çalıştığı, dizaynı çok güzel salonlar var Türkiye’de. Bizim Avrupalı yöneticilerimiz bunları görünce çok şaşırıyor. Ama bu lüks salonun 20 metre ilerisinde çok düşük seviyede hizmet veren salonlar da var. Avrupa’da tüketim eğilimlerini orta sınıf yönlendiriyor. Bu yüzden de kuaförlerin standartları ortalamada daha yüksek. Biz 6 bin salonla çalışıyoruz. Bu salonların seviyelerini yükseltmek için eğitimler veriyoruz.

- Yurtdışında hızlı servis veren kuaför salonları ve manikür-pedikür salonları görüyoruz. Bunlar Türkiye’de de olacak mı?

Metro çıkışlarında ve metrolarda hızlı servis veren, daha az insanın çalıştığı küçük salonlar olacak. Kahve zincirleri yoktu bundan yıllar önce. Kahve zinciri gibi küçük kuaförler ve manikür-pedikür salonları olacak. AVM’lerde, cadde ve metro bağlantı noktalarında açılacak böyle salonlar. Özellikle Uzakdoğu’da bu tip yerler var.


EN SEVDİĞİM YER KÜBA

- İş dışında ne yaparsınız?

En büyük hobim spor ve seyahat. Koşuyoruz, ağırlık çalışıyorum. Sahilde koşarım. Yaz aylarında yelken yaparım. Bisiklet kullanırım. Kış aylarında snow board yapıyorum. İş seyahatine sık sık çıkıyorum. İş dışında en son New York’a gittim. En sevdiğim yer Küba. 3 defa gittim. Uzak ara Küba önde gönlümde. 1.5 ay sonra baba olacağım. Efe geliyor.

En çok Richard Gere grisi tercih ediliyor

- Erkekler de boya kullanıyor. Nasıl satışlar? Ayrıca Richard Gere gibi saçlara sahip olmak isteyenler de var. Onlara yönelik de boya çıktı değil mi?

Erkeklerin tüketimi çok düşük. Erkekler saçlarını boyatınca doğal dışı görüntüler olabiliyor. Bizim bir ürünümüz var. Bu boya karışıyor uygulanıyor 5 dakika duruyor yıkanıyor. Beyazları grileştiriyor. Koyu siyah olmuyor. Richard Gere’in saçı gibi diyebiliriz. Erkek ürünlerinde en çok satılan bu. Çok doğal bir görüntü bu. Bu boya gibi değil, beyazları hafif maskeleyenler için.

- Beyaz saç isteyenler var. Bembeyaz olunca da güzel ama her saç da güzel beyazlamıyor. Bunun için geliştirilmiş ürün var mı?

Beyaz saçlar maalesef sararıyor. Kirlenmiş gibi görüntü oluyor. Bizim kadın erkek ürünlerimiz var bunun için. Bu ürünler saça pigment veriyor ve sararmanın önüne geçiliyor.

- Saç dökülmesine karşı geliştirilen ürünler ne kadar başarılı?

Saç dökülmesine karşı ürünler çok tercih ediliyor. Ciddi bir sorun bu. Bizim Ar-Ge’miz bu yönde çalıştı, kadınlara ve erkelere yönelik ürünlerimiz var. Saçın beyazlamasının önüne geçilip geçilmeyeceği üzerine de çalışıyor. Yıllık cironun yüzde 3’ünden fazlası Ar-Ge’ye ayrılıyor.

- Türkiye’de Ar-Ge merkezi var mı?

Fabrikada çok küçük bir yer var. Ama tam anlamıyla Ar-Ge diyemeyiz. Dünyada 18 Ar-Ge merkezi var L’oeral’in. Ben de kariyerimin bir döneminde Belçika’da çalıştım. Eskiden her şey Fransa’dan yapılırdı. Şu anda en çok iş Amerika, Çin ve Hindistan’da yapılıyor. Bu ülkeleri Brezilya izliyor. Ekonomik büyüklükte Türkiye dünyada 16’ıncı sırada. L’oreal’in sıralamasında 24’üncü sırada. Bizim hedefimiz hızla yükselmek.

- Türkiye’de kaç yaşında saç boyatmaya başlıyor kadınlar?

Ortalama veri 35 yaşlarında. Şehir merkezlerinde boyama yaşı çok düşük. Nişantaşı Etiler civarında 15-16 yaşında saç boyatanlar var. Türkiye nüfusumuzun yüzde 71’i şehirli. Bunların yarısından azı kuaföre gidiyor. 12 milyon kuaför müşterisi var Türkiye’de. Her 2 senede bir 2500 kadın üzerine araştırma yapıyoruz. 8 büyük ilde yapılıyor. Beklentileri ölçüyoruz.