Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Çevreyle ilgili kredi politikasında dikkatli olacağız, Ilısu son örnek’

‘Çevreyle ilgili kredi politikasında dikkatli olacağız, Ilısu son örnek’

15 Nisan 2010 Perşembe


Bir süredir farklı şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının merkezine ‘sürdürülebilirlik’ konusunu koyduklarını biliyoruz. Yeni dünya düzeni aslında bunu olmazsa olmaz olarak önümüze koyuyor. Çünkü büyük, kapsamlı ve güçlü bir şirket olmanın artık vazgeçilmez noktalarından biri de bu.

Önceki gün bir grup gazeteci arkadaşımla birlikte Sabancı Center’daydık. Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in davetinin nedeni Akbank’ın ‘Sürdürülebilirlik Raporu’ydu. Suzan Sabancı Dinçer, Türkiye’de ilk kez bir bankanın ‘Sürdürülebilirlik Raporu’ hazırladığının altını çizerek sohbete başladı.

Akbank Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı ve Akbank Bireysel Bankacılık Genel Müdür vekili Hakan Binbaşıgil’le birlikte hazırlıkları neredeyse 2 yılı bulan ‘Sürdürülebilirlik Raporu’nun ana hatlarını bizle paylaştılar.

Raporu da elimize bir kitap halinde değil, bir CD’de verdiler. Kağıt tasarrufunu hiç küçümsemeyin.

Rapor 2009 yılına odaklanmış gibi görünse de hem Akbank’la ilgili güncel tüm bilgileri hem kriz döneminde Akbank’ın yaptıklarını, ürünlerini, sosyal sorumluluk projelerini, çevre, eğitim konusundaki yaptıklarını, ezcümle Akbank’ın genel bir fotoğrafını ortaya koyuyor.

‘Bu fotograf içinde her şey güllük gülistanlık mı?’ diye merak etmemek mümkün değil. Kredilerden tutun da bankanın çevre notuna kadar her şey var. Ve Hayri Çulhacı’nın sohbetimiz sırasında bizle paylaştığı gibi, örneğin çevre konusunda bankanın yapacağı çok şey var, onlar şimdilik durumu tespit etmişler, Akbank’ın ne kadar sera gazı ürettiğini ortaya koymuşlar, bundan sonra yapacakları var. Örneğin banka şubelerinde led teknolojisinden yararlanmak gibi.

Suzan Sabancı Dinçer, raporu anlatırken “Son 10 yıldır dünya değişti, Türkiye değişti... ENRON olayını yaşadık, sonra global krizi yaşadık. Dünyanın hatırı sayılır şirketleri krizde sarsıldı. Kurumlar büyük, kuvvetli ama doğru yönetiliyorlar mı? Ülke ekonomisi için doğru iş yapıyorlar mı? Sürdürülebilirler mi? Biz Akbank olarak kendimizle ilgili her şeyi raporladık. Kurulduğumuz günden beri bizim için sürdürülebilirlik önemli. Sosyal, çevresel ve ekonomik performansımızı herkesle paylaşmak istedik. Akbank’ın reytingi yüksek. Dünya konjoktüründe de güven duyulan bir banka. Kuvvetli yanlarımızı da göstermek istedik” diyor.

Çocuk çalıştırana kredi yok

Bu çalışma yapılırken müşterilerin yeni talepleri de gündeme gelmiş. Çevre konusundaki hassasiyetlerin arttığı ortaya çıkmış. Bankacılık ürünlerinde çevre odaklı ürün beklentisi var.

Suzan Sabancı Dinçer, sosyal sorumluluk anlayışının da günümüzde değiştiğinin altını çizdi. Malum eskiden bankalar ve büyük şirketler sponsor olurlardı. Bir festivale sponsorluk yeterli görülürdü. Ancak bu raporda da ortaya çıktığı gibi beklenti daha çok gönüllülük projelerinde. Suzan Hanım da, “Çevre ve eğitim konusunda bundan sonra biz de daha çok gönüllülük projeleri yapacağız” diyor.

Söz sürdürülebilirlikten açılınca konunun kapsamı çok geniş. Bunu sohbet ederken de yaşıyoruz. Örneğin Akbank’ın verdiği kredilerden söz açıldığında, Hayri Çulhacı bu konunun sosyal yönüne de dikkat çekiyor. Ödeyemeyecek birine kredi vermenin sosyal yara açtığını söylüyor. Akbank’ın KOBİ kredilerinden konuşurken, kredi verirken aranan koşullar arasında ‘çocuk çalıştırmama’nın olup olmadığını merak ediyoruz. Akbank daha önce bu konuda mahkemelik olmuş KOBİ’lere kredi vermiyor. Hayri Çulhacı, “Kredi vereceğimiz işletmelerin çocuk çalıştığıp çalıştırmadıklarını araştırmamız da mümkün değil, ancak daha önceden böyle bir şikayet varsa, bunu öğrenebilir ve kredi desteği vermeyiz” diyor.

En büyük ayak izi ana bilgisayarda

Raporda Akbank’ın metrekare başına kaç kilogram karbon gazı ürettiği de ortaya konmuş. Bu oran dünya standartlarına göre yüksek. Hayri Çulhacı, bu konunun artık gündemlerinde olduğunu anlatıyor. Biliyorsunuz, şirketlerin bıraktıkları ekolojik ayak izine de bakılıyor artık. Akbank bu raporda bunu da yapmış. En çok Akbank’ın 6 milyona yakın müşterisinin bilgilerinin yüklendiği ana bilgisayar ayak izi bırakıyor. Bu bilgisayarın soğutma sistemleri ayak iziznin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Konu böylesine çevre odaklı olunca gündemdeki konu Ilısu Barajı’na Akbank’ın kredi desteğini de soruyoruz.

KAMUOYUNDA DUYARLILIK VAR

Malum Ilısu Barajı’na Garanti Bankası ve Akbank’ın kredi desteği söz konusu. Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi bir süredir kampanya sürdürüyor. Defalarca ertelenen projenin Akbank ve Garanti Bankası desteğiyle hayata geçmemesi için kamuoyu uyarılıyor, bankaların müşterilerine bu bankaların kredi kartlarını kullanmamaları, bu bankalardan mevduatlarını çekme çağrıları yapılıyor. Hasankeyf’i yok sayan bu projenin toplumdan aldığı destek de ortada. Çevre konusunda, sürdülebilirlik konusunda adım attığını açıklayan Suzan Sabancı Dinçer, Ilısu Barajı konusunda da sorularımızı yanıtladı.

“Bu konuda kamuoyunda duyarlılık var. Bizim için de çevre çok önemli, çevreye yönelik her türlü etkileşimi dikkate alıyoruz. Çevreyle ilgili kredi politikalarında dikkatli olacağız. Büyük kredilerde çevreyle ilgili uyum bilgisi olmalı. Ilısu bu anlamda son örnek olacak. Bankalar bu gibi projelere girerken finansal bakarlar. Ekonomik olarak çıkacak sonuca odaklanırlar. Geri dönüşü kaç yılda olur gibi.. Ama dediğim gibi artık bugünden sonra sadece ekonomik değil çevreyle ilgili de özellikle dikkat edilecek. Ilısu projesi devam eden bir projeydi. Bize gelen bilgilerde Hazine Müsteşarlığı’nın çevre sorunları halledilecek notu vardı.”

‘Aman ha önce mevduatlar yerinde duruyor mu iyi bakın’

Sohbetİmİz sırasında Hayri Çulhacı da bizimle bir anısını paylaştı. Geçtiğimiz yıl merhum Sakıp Sabancı’nın anma töreninde Adana’dan gelen yaşlı bir beyle aynı masada oturmuş Hayri Çulhacı.

Bu bey, bankanın eski günlerini Hayri Bey’e anlatırken, “Hacı Ömer Ağa her zaman müfettişlerine aman ha öncelikle mevduatlara bakın, onlar bizim değil, yerinde duruyorlar mı, iyi bakın” dermiş. 1960’lı yıllardaki düşünce tarzının bu olduğuna dikkat çeken Hayri Çulhacı, “Banka kültürü bu temel üzerine oturmuş. Bankanın itibarı hep çok önemli olmuş. Hep paydaşlarıma zarar gelirse bana da zarar gelir düşüncesi hakim olmuş” diyor.

Suzan Sabancı Dinçer de bankanın kuruluşundan beri Teftiş Heyeti Reisliği’nin olduğunu hatırlatarak, “Bir çok bankada 2001 yılından sonra denetim sistemleri devreye girdi, oysa Akbank’ta kuruluştan beri vardı” diye ekliyor.

Rapordan...

* Akbank’ın konsolide kârı 2009 yılında yüzde 53 artarak 2.7 milyar liraya ulaştı.

* Akbank’ın 877 şubesi, 15 bine yakın çalışanı var.

* Akbank’ın verdiği kredilerin yüzde 33’ü bireysel, yüzde 40’ı kurumsal, yüzde 27’si ise KOBİ kredileri.

* Akbank’ın 4.5 milyon kredi kartı kullanıcısı var.

* Kredi kartı harcama cirosu 27.886 milyon TL.

* POS makinesi harcama cirosu 28.984 milyon TL.