Gazetevatan.com » Yazarlar » Türkiye’de kriz önlemleri çok geç alındı, 5 yıl yatırımı unutun

Türkiye’de kriz önlemleri çok geç alındı, 5 yıl yatırımı unutun

30 Mayıs 2009 Cumartesi


Türkiye’nin en büyük lojistik şirketlerinden Reysaş’ın Başkanı Durmuş Döven, krizde dipten dönüldüğünü ancak toparlanmanın hızlı ve kolay olmayacağını söyledi. Döven, “İşsizlik arttı ama bunun sorumlusu işadamları değil. Önlemler çok geç alındı.

5 yıl Türkiye’de yatırımı unutun 2 yılda ancak insanların psikolojisi düzelir. Canlanma olur ama endüstriyel yatırımlarda olmaz. İnsanlar gezecek, yiyecek, içecek, çocuğunu okula gönderecek. Bir anda konut, inşaat, mobilya sektörünün açılmasını kimse beklemesin. 2010’un Haziran’ında düzelme olur ama yatırımcı bulamazsınız. Kimse büyük ihalelere filan girmez” diye konuştu.

Durmuş Döven, Türkiye’nin en büyük lojistik şirketlerinden Reysaş’ın kurucusu. 1990 yılında Ankara’da birkaç TIR’la işe başlayan Döven, 1994’ten beri oto taşıma, lojistik, uluslararası taşıma, akaryakıt taşıma, depoculuk gibi hizmetler veriyor. Biz Samandıra’daki tesisilerinde buluşuyoruz. Reysaş yabancı yatırımcılarla dolu. İnanın abartmıyorum. “İşler açılıyor mu?“ diye soruyorum hemen Durmuş Döven’e, ”Burası tapınak gibi, Türkiye’ye her gelen yatırımcı bize uğrar. Kimi 1 yıl, kimi 5 yıl sonra yapar yatırımını. Avrupa’dan değil ama farklı ülkelerden gelen müşterilerimiz var“ diyor.

2 bin civarında çalışanı, 1.750 aracı, 1.5 milyon metrekare arsası, 3 gemisi, 400 tren vagonu ve 1.200 de konteyneri var. Reysaş’ın 2009 hedefi 275, 2012 hedefi 500 milyon dolar ciroya ulaşmak.

Ekonomik krizle ilgili iş dünyasından farklı yorumlar geliyor. Kriz aşılıyor mu yoksa hala dibi görmedik mi?

Sonun başlangıcındayız. Türkiye bu krizi daha az zararla atlatabilirdi. Ama olmadı. Hükümet ÖTV ile birlikte son dönemde piyasada biraz canlanma yaratmayı başardı ama bu da yeterli değil. Kriz dipten bir yerden geriye döndü. Yukarı çıkış başladı ama bu çıkış öyle hızlı ve kolay olmayacak. Yalnızca Türkiye için konuşmuyorum, dünyada da böyle olacak. Hatta Avrupa ülkelerine göre biz daha şanslıyız. Türkiye’de son ayda yaşanan iyimser hava biraz turizm sezonunun açılmasıyla bağlantılı. Oteller doldu. Aynı şekilde havalar ısındı. İnsanlar keyifsiz bir dönemin ardından dışarıda zaman geçirmeye başladılar. Dış tüketim arttı.

İşsizlik arttı. İşini kaybedenlerin de kısa vadede iş bulması çok zor görünmüyor mu?

Evet işsizlik arttı ama bunun sorumlusu işadamları değil. Önlemler çok geç alındı. Şunu net söylerim, 5 yıl Türkiye’de yatırımı unutun. 2 yılda ancak insanların psikolojisi düzelir. Yani yatırım yapacak iş adamının psikolojisi için en az 2 yıla ihtiyaç var. Canlanma olur diyorum ama bu canlanma endüstriyel yatırımlarda olmaz. İnsanlar gezecek, yiyecek, içecek, çocuğunu okula gönderecek. Bir anda konut sektörünün, inşaat sektörünün, mobilya sektörünün açılmasını kimse beklemesin. 2010’nun 3’üncü ayında büyüme başlar. 2010’un Haziran’ında düzelme olur ama yatırımcı bulamazsınız. kimse büyük ihalelere filan girmez.

Farklı sektörlere hizmet veriyorsunuz. Depolarınızda son model arabalar da var, yoğurt, süt de var, en lüks konfeksiyon da... Ekim ayından bu yana doğru bakarsak en çok hangi sektörler etkilendi?

Otomotiv, tekstil, özellikle de lüks tekstil ürünlerinde düşüş var. Gıda ve içecek de değişen bir şey yok.

Günde şu kadar kilometre yapardı tırlarımız, ya da şu kadar tır yüklerdik, krizde şu kadar oldu gibi bir rakam verebilir misiniz?

Her gün 3.700 TIR yüklüyoruz. Kriz öncesinde 4.200 TIR yüklerdik. Bu kriz büyük bir krizdi. Ayrıca TIR sayısı da yanıltabilir. Çünkü bizim anlaşmalarımız var. TIR malla dolu olmasa da yani çok az sayıdaki bir mal için de taşıma yapıyoruz. Otomotivden örnek vereyim. Bazı model arabalar şu anda yok, bu çok sattıkları için değil. Stoklar eridi ve yeni model de üretilmiyor. Kahramanmaraş, Gaziantep büyük krizde. Maraş’tan haftada 50 kamyon yüklerken, şimdi bir kamyon yüklüyorum.

Avrupa’yı çizmek lazım!

Tahsilat sorunları da var...

Olmaz olur mu... Türkiye’nin şu andaki problemi krizle birlikte büyüyen işsizlik. Vasıfsız insanlar işsiz kaldı. İşadamlarının bir suçu yok. Hiçbir iş adamı, ‘Ah bir kriz olsa da personel çıkarsam’ diye bakmaz.

Sizin işlerinizin ne kadarı yurtdışı bağlantılı?

Türkiye’de birçok yabancı şirketin dağıtımını ve depolamasını yapıyoruz ama bunun dışında taşıma işimizin yüzde 10’u yurtdışına. Bunun da yüzde 50’si Avrupa, yüzde 50’si diğer ülkelere.

Avrupa’ya yönelik işleriniz ne kadar etkilendi?

Çok etkilendi. Çevremizde potansiyeller var. Petrol de yükselişe geçti. Ben daha da yükseleceğini düşünüyorum. Biz şu anda Mısır ve İran’da pazar araştırması yapıyoruz. Bence Avrupa’yı çizmek lazım, İran, Mısır, Rusya bizim için daha önemli. Rusya krizden hızla çıkıyor. İran krize girmedi.

Türkiye’ye yatırım yapmak için gelenlerin kapısını çaldığı bir yersiniz...

Evet. Çünkü üretmekten inanın önemlisi ürettiğini dağıtmak ve pazara sunmak. Burası tapınak gibi. Bize herkes geliyor. Türkiye’ye gelen her yatırımcı bize geliyor. Gıda şirketleri ilk bize geliyor, nereye ne kadar zamanda ulaşacaklar, yatırımı yapmadan önce çok sıkı araştırıyorlar. Türkiye’de 800 bin kamyon taşıyıcısı var. Bunların çok büyük bölümü ‘Abi nereye istiyorsan taşırım’ tarzı. Bu değişecek. Türkiye lojistikte daha büyüyecek.

Siz krizde de büyüdünüz mü?

Kriz öncesinde yüzde 30 büyüme öngörüyorduk, şimdi yüzde 15 diyoruz. Eskiden benim eşim pazara gider marul alırdı, şimdi marketten doğranmışını, yıkanmışını alıyor. Paketlenmiş ürün demek bize iş demek. Eskiden bir çeşit otlu peynir vardı, şimdi 10 çeşit var. Bir çeşidi bitse A marketinde biz yenisini yetiştiriyoruz.

Siz aracısınız ve sanırım yaşamdaki hız arttıkça sizin de hız kabiliyetiniz, çözüm geliştirme kabiliyetiniz artmak zorunda...

Aynen. Eskiden de lojistik vardı ama şu anda fark yeni teknolojiyi kullanmak. Market rafında azalan ürün direkt depoya bilgi olarak geliyor. Yenisini yetiştirmek de bizim işimiz. Örneğin bir D&R’da Sezen Aksu’nun albümünün bitmesi diye birşey olamaz. Bittiği anda yenisi gelir. Biz A marketinde o gün kaç yoğurt satıldı biliyoruz.

Havaalanına inip de bize gelmeyen yatırımcı oranı yüzde 10’u geçmez

Siz müşteri alışkanlılarını farklı bir yerden okuyorsunuz...

Kesinlikle. Örneğin Razaman başında alkol satışları düşer, Ramazan’ın son ayında ise satışlar çok yükselir. Petrolden sigaraya kadar her şeyi takip ediyoruz. Benzin yazın İstanbul’dan çok Güney’de ve Ege’de satılıyor. Biz de cerrah gibiyiz.

’Pardon malı getiremedim’ diyemezsiniz değil mi?

Çalıştığımız şirketlerle çok sıkı anlaşmalar yapıyoruz. Teknolojinin en son olanaklarını kullanıyoruz. Yazılımımız bu anlamda çok kuvvetli. Lojistik demek hesap demek aynı zamanda. Bir şirket daha kuruluş aşamasında dağıtımı ve depolamayı düşünmeli. Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcıların hepsi bu yüzden bize gelir. Atatürk Havalimanı’na inip de bize gelmeyen yatırımcı oranı yüzde 10’u geçmez. Adana’da deponuz varsa, İstanbul’a mal taşıyorsanız işiniz zordur. Şirketler yatırım yaparken pazarı ve ulaşımı, hammedeyi nasıl taşıyacaklarını ve nasıl dağıtacaklarını hesaplamalı. Örneğin bir su şirketinde, sularınızı taşıma noktanız 130 kilometreyi aşarsa sudan para kazanamazsınız. Erzurum’da su fabrikası kurup İstanbul’a su taşırsanız batarsınız.

Stoklarda 20 bin otomobil var, altı depomuz ağzına kadar dolu

Otomotiv sektörü krizden çok etkilendi, satışlar neredeyse durdu. Bu siizn depolarınızı doldurdu. Bu açıdan bakınca siz kazançlı çıkmadınız mı?

Kimsenin zararından, işlerin durmasından memnun olmam. Bizim otomotive nasıl bir hizmet verdiğimizi anlatayım. Otomotiv sektörü 37 bölümden geçiyor. Eskiden stok şöyleydi: A fabrikası 1.000 araba üretecek, 4 bin lastik lazım, bunları stokluyordunuz. Şimdi öyle değil her saat başı 50 lastik, bilmem kaç tane cam, cant istiyor. Biz Türkiye’deki en büyük lojistik şirketiyiz otomotive hizmet veren. 8 dakikalık stokla tutuyoruz otomotiv sektöründe. 8 dakikada bir banta araba götürüyoruz. 45, 50 dakikalık aralıklarla araba yükümüz oluyor. Belli aralıklarla gelen arabalardan biri kaza yapsa bittik. Çok dikkatliyiz bu yüzden. Sıfır hatayla işlerimizi yürütüyoruz. 6 açık depomuz var ve hepsi ağzına kadar dolu. Şu anda 20-25 bin civarı otomobil depolarımızda duruyor.

Fındık depolarınız da var...

Çırağan Sarayı kadar lüks fındık depoları yaptık. İhtacatçı kurtuldu, artık fındıkları geri dönmüyor. Fındık depolarımız önemli. 50 futbol sahasından daha büyük fındık depolarımızın toplamı.

KRİZ DÖNEMİNDE ŞİRKETLERİMİZDE VERİMLİLİK ARTTI

Durmuş Döven, krizde küçüldüklerini belirterek, ”Konservatif olduk. Krizin pozitif etkisi bunda. Bazı bölümlerde yüzde 10 küçülme, yüzde 33 iyileştirme yapmışız. Daha az elektrik ve telefon kullanıyoruz. Verimlilik arttı şirketimizde“ dedi.

Bu arada Döven, stresini uçarak atıyor. Hobisi uçmak. Bir uçağı da olan Döven, ”İstanbul semalarında uçmaktan keyiflisi yok “ yorumunu yapıyor.

ÖNEMLİ NOT

Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Meltem Serdaroğlu 17 Mayıs’ta çıkan Kükrer’in yeni ürünü EX-sir ile ilgili açıklama gönderdi: ”Kükrer Gıda ile Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü arasında hiçbir durumda gizlilik anlaşması bulunmamaktadır. Söz konusu ürünün meyve ve sebzelerin üzerindeki kimyasalları (zirai ilaç kalıntılarını, gübre kalıntılarını, parafin) temizlendiğini onaylayacak hiçbir kimyasal analiz bölümümüzde yapılmamıştır ve bu konuda ürün ile ilgili olumlu-olumsuz bir görüş firmaya bildirilmemiştir. Firmanın Döner Sermaye kapsamında analiz başvurusu üzerine bölüm mikrobiyoloji laboratuarımızda ürünün mikroorganizmalar üzerine etkinliği test edilmiş ve raporlar firmaya iletilmiştir. Ürünün mikroorganizmalar üzerine etkinliğini saptayan analizlerin sonuçları sadece firma tarafından tarafımıza getirilen ürün numunelerini kapsamaktadır.“