Egzama, ilerleyen yaşlarda gelişebilecek alerjik hastalıkların habercisi olabilir

AA |  14 Eylül 2020 Pazartesi - 18:08 | Son Güncelleme : 14 09 2020 - 18:08

Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği (AİD) Başkanı Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, egzama olarak bilinen atopik dermatitin, ilerleyen yaşlarda astım ve alerjik rinit gibi diğer alerjik hastalıkların gelişiminin habercisi olabileceğini belirtildi.


Şekerel, 14 Eylül Atopik Dermatit Günü nedeniyle yaptığı yazılı  açıklamada, halk arasında egzama olarak bilinen atopik dermatitin, ciltte  kaşıntılar ve kızarıklıklar ile ortaya çıktığını ifade etti.
 
Atopik dermatitin, genetik yatkınlık olduğu için sıklıkla alerjik  nezle ve astımı olan ailelerin çocuklarında görüldüğüne dikkati çeken Şekerel,  "Ancak ailede alerjik hastalığı olan her bireyde atopik dermatit görülmediği  gibi, atopik dermatit olan bireylerin hepsinin ailesinde alerjik hastalık öyküsü  olmayabilir.  Atopik dermatit mikrobik bir hastalık değildir, bulaşmaz.   İlerleyen yaşlarda astım ve alerjik rinit gibi diğer alerjik hastalıkların  gelişiminin habercisi olma özelliğini taşır." bilgisini verdi.
 
Türkiye'de hastalığın görülme sıklığının çocuklarda yüzde 2–10,  erişkinlerde ise yüzde 1-3 olarak ortaya çıktığını kaydeden Şekerel, hastalığa  ilişkin şunları kaydetti:
"Hastalık, etkilenen bireylerin yüzde 45'inde ilk 6 ay, yüzde 60'ında  ilk bir yaş ve yüzde 85'inde ilk 5 yaş içinde başlar. Özellikle son 10 yıl içinde  hastalığın sıklığında belirgin bir artış gözleniyor. Bu artışın nedeni tam olarak  bilinmemekle beraber modern yaşam koşulları ile ilgili olduğu sanılıyor. Atopik  dermatiti olan çocukların yüzde 30'unda besin alerjileri görülebilir. Ev tozu  akarları, evcil hayvan alerjenleri ve polenler de atopik dermatitte alevlenmelere  neden olabilir.
 
Atopik dermatitlilerde ilerleyen yaşlarda yüzde 50'sinde astım, yüzde  75'inde ise alerjik nezle gelişebilir. Atopik dermatit bir alerjik hastalık  olmasına karşın hastalığı olan her çocukta alerjik duyarlılık saptanmaz. Alerjik  duyarlılığa en çok orta ve ağır şiddetteki atopik dermatitli çocuklarda  rastlanır. Bu sebeple hafif atopik dermatitli çocukların alerjen duyarlılığı  yönünden değerlendirmek şart değilse de hastalık şiddeti arttıkça alerjiye  rastlama olasılığı artar ve alerjik değerlendirme yapmak daha fazla önem taşır.  Orta ve ağır şiddette atopik dermatitli çocukların yüzde 40'ından fazlasında bir  alerji vardır. Atopik dermatitin ağırlığı arttıkça alerji riski artar."
 
"Parfümlü ve renkli sabunlar kullanılmamalı"
Prof. Dr. Şekerel, tedavi kapsamında egzamanın alevlenmesine neden  olan etkenlerin ortadan kaldırılması gerektiğine işaret ederek, bunun için cildin  nemlendirilmesi, çevresel koruyucu önlemler alınması ve ilaç tedavisi uygulanması  gerektiğini bildirdi.
 
Yakınmalara yola açan besin, akar, hayvan ve polen alerjenleri ile  temasın önlenmesi gerektiğinin altını çizen Şekerel, şöyle devam etti:
"Sıcaklık ve nem oranındaki ani değişikliklerden kaçınılmalı, terleme  önlenmelidir. Yünlü, tüylü ve naylon giyeceklerden uzak durup bol kesimli pamuklu  giysiler tercih edilmeli, çamaşırlar toz deterjandan ziyade sıvı deterjan veya  granül sabunlarla yıkanıp çok iyi durulanmalı, yumuşatıcı maddeler  kullanılmamalı. Cildi tahriş eden deterjanlardan ve kimyasal maddelerden  sakınmalı, parfümlü ve renkli sabunlar kullanılmamalı. Doğrudan güneş ışığına  maruz kalmamalı.
 
Atopik dermatit tedavisinde en etkin ilaç egzama üzerine sürülen  kortizonlu kremlerdir.  Bu ilaçları kullanırken mutlaka hekim tavsiyesine  uyulmalı."
 
"Hastalarda cildin bariyer özellikleri bozulmuştur"
Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği (AİD) Deri Alerjileri  Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Özlem Özbek ise cildin vücudu dış etkenlerden  koruyan en önemli organ olduğunu vurguladı. Atopik dermatit hastalarında cildin  bariyer özelliklerinin bozulduğunu kaydeden Özbek, şu bilgileri paylaştı:
 
"Cildin bariyer fonksiyonlarının bozulması ile su tutma özelliği  azalır ve ciltte kuruluk başlar. Kuruluk atopik dermatitin en önemli özelliğidir.  Kuruluğa yoğun bir kaşıntı ve kızarıklık eşlik eder.  Bariyer fonksiyonları  bozulmasının diğer olumsuz yanı ise alerjenler kolayca cildi geçerek bağışıklık  sistemimizi uyarırlar ve alerjik reaksiyon gelişmesine neden olurlar. Bu da  atopik dermatitin şiddetini artırır yani cildin daha da kötüleşmesine neden  olur."
 
Yeni tip koronavirüs Kovid-19 salgını sürecinde ellerin çok sık  yıkandığını hatırlatan Özbek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cilde temas eden dezenfektan ürünlerinin yoğun kullanımı, cilt  üzerinde yaşayan yararlı organizmaların çoğunu yok ederek mikrobiyomu dengesiz  bırakabilir. Bu cilt tahrişine, egzamanın alevlenmesine veya cilt  enfeksiyonlarına yol açabilir.
 
Bu nedenle dezenfektan kullanmak yerine mümkünse ellerimizi  yıkamalıyız. El yıkamada derinin pH değerine uygun (ph değeri 4.5-5.5 olan),  renksiz ve kokusuz sabunlar tercih edilmeli, ılık su kullanılmalı."
 

ETİKETLER

Egzama hastalık alerjik