Gazetevatan.com » Yazarlar » Modern melodilerin yaratıcıları Sofi Tukker

Modern melodilerin yaratıcıları Sofi Tukker

28 Ağustos 2016 Pazar


 
Yeni nesil müzisyenleri sanki her anlamda tarz sahibi olmalı... Müzikleri dışında, sahnede fazlasıyla cool olmalılar, tasarım kıyafetler seçimliler, sosyal medya paylaşımlarında en ideal filtrelerden geçmiş fotoğraflar paylaşmalılar. Sofi Tukker da bu jargona uyan gruplardan. Grubun Drinkee şarkısı bu yaz adından söz ettirdi. Dans etme garantisi parçaları ile de sahnede en az seyircileri kadar eğleniyorlar. Sophie ve Tucker ile müziklerinin yanı sıra iptal olan İstanbul konserini konuştuk.
 
 
Müziğinizin enerjisini nasıl tanımlıyorsunuz?
 
Ham, duyusal, enerjik, eğlenceli... (En azından bunun ortaya çıkmasını umuyoruz!)
 
Drinkee şarkısı kariyeriniz için bir dönüm noktası. Onu büyüleyici yapan neydi?
 
Bilmiyoruz. Belki çok sıra dışı olması! Sophie, Drinkee’yi yazdığımız günden önce hiç elektronik gitar çalmamıştı. Chacal’ın şiirlerinde çok ilgi çekici söz dizimleri ve sesler var. Belki de budur. Her şeyin bir araya geldiği gün çok eğlendik, çok fazla enerji açığa çıktı. Belki de bu dinleyici de yansıdı ve bir şekilde yayıldı. 
 
Son zamanlarda dans müziği rock müzikten daha fazla ilgi çekici. Sizce bunun nedeni ne olabilir? 
 
Dans, dans, dans ve dans. Terli beden ve özgür dans. Ama rock müzik yok oluyor gibi hissetmiyoruz, dans müziğimizde onun bileşenlerini kullanmayı seviyoruz. 
 
 
‘MÜZİĞİMİZ HAYATI İFADE EDİŞİMİZ’
 
Son işlerinizde hangi müzikler sizi motive etti?
 
Pek çok tarz son zamanlarda bize ilham verdi... Sophie’nin açısından, kesinlikle Batı Afrika gitar tonları ve Brezilya şiiri. Tucker açısından ise, büyük oranda house müzik... Biraz her yöne dağılmış durumdayız.
 
Şarkılarınızda Kuzey Amerika ve Afrika esintileri hissediliyor...
 
Sophie bir süre dans ve bateri eğitimi almak için Batı Afrika’da kaldı ve müzik eğitimi alırken Brezilya’da yaşadı. Ayrıca ikimiz de Kuzey Amerika ve Afrika etkilerinden esinlenmiş çok fazla müzik dinliyoruz. Çok aşikar olmasa da bugünkü pek çok dans müziğini de etkiliyor.
 
Kıyafetleriniz, çektiğiniz klipler ve sosyal medyadaki paylaşımlarınız... Sizce bunlar bir sanatçının kariyeri için önemli anekdotlar mı?
 
Her şey önemli. Merkezde müzik var, ama tüm bu alanlar sadece hayatın ve neşenin ifade edilişinden parçalar. Bu kendini ifade etmenin bir parçası ve biz de sadece kendimiz olmaya çalışıyoruz. “Kendimiz” dediğimiz şeyin tam olarak nasıl biri olduğunu da ilerledikçe öğreniyoruz.
 
‘SAHNEDEKİ NEŞEMİZ SİZE DE GEÇMELİ’
 
Moda anlamında tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Son konserinizde hangi tasarımcıları tercih ettiniz?
 
Tucker: Son zamanlarda çok uzun gömlekler giyiyorum. Ama onları kesip yırtarak kendime göre şekillendiriyorum. En sevdiğim gömlekler Oak NYC’den ve LA’daki Pride mağazasından geliyor. Ayrıca her zaman siyah yırtık kotumu giyiyorum, bazen beyaz yırtık kotlarımı ve Jordan One’larımı.
 
Sophie: Son konserde klasik beyaz tulumumu ve vintage ipeksi kırmızı kimonomu giydim. Tenimde hissedebildiğim ve ben yürürken dalgalanan şeylere bayılıyorum!
 
İstanbul’a Türkiye’deki güncel gelişmelerden dolayı gelmekten vazgeçtiniz. Eğer İstanbul’a tekrar davet edilirseniz gelmeyi düşünür müsünüz?
 
Tabii ki. Türkiye’ye gelmeyi çok isteriz, hakkında çok güzel şey duyduk ve Türk dinleyicisinden gelen desteğe minnettarız. Onlarla dans etmek ve onlara yüz yüze teşekkür etmek istiyoruz. 
 
Sahnede nasıl oluyorsunuz? 
 
Eğlenceli. Müziğimizi üretirken ve çalarken duyduğumuz neşenin izleyenlere de geçtiğini umuyoruz.
 
Hangi tür seyirci sizi heyecanlandırıp “iyi bir kalabalık, iyi bir performans, iyi bir geceydi” dedirtiyor?
 
Terleyen, gevşemiş, müziğe kendini bırakmış ve hareket eden... Ama her seyirciyi seviyoruz! Konsere gelmek için zaman ayıran herkesi...
 
 
Sofi Tukker eğer kişisel bir müzik festivali düzenleseydi line-up şöyle olurdu, “Stromae, Grimes, Patti Smith, Santana, Die Antwoord.”