Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Dünyanın çivisi çıkmış durumda’

‘Dünyanın çivisi çıkmış durumda’

03 Temmuz 2016 Pazar


50’nci yılını kutlamak için 12 Temmuz’da Küçükçiftlik Park’ta sahne alacak Scorpions ile Lizbon’da bir araya geldik.

Portekiz’in başkenti Lizbon’dayız, müzik kariyerlerindeki 50’nci yılını kutlayan Scorpions röportajı ve konserini izlemek için... Malumunuz grup 12 Temmuz akşamı Küçükçiftlik Park’ta sahne alacak. Sebebi ziyaretimiz de bu yüzden... Bir grup gazeteci arkadaşla grup ile röportajı gerçekleştirirken, Atatürk Havalimanı’ndaki o korkunç saldırı daha gerçekleşmemiş.

Birçok grup terör korkusu nedeniyle İstanbul’da konser vermek istemiyor ya da konserlerini iptal ediyor. Ama Scorpions o bildiğiniz müzisyenlerden değil, dünya barışı için daha da fazla konser yapmak gerektiğinin altını çiziyor.

60’larda Almanya’dan yola çıkıp tüm dünyayı etkileyen bir müzik grubu karşınızdayken de ister istemez müziğin dünya barışındaki etkisini konuşmak istiyorsunuz. Vokalist Klaus’un cevabı net, “Sahi Bono nerede?” Anlayacağınız yeni dünyada çare U2 değil. Klaus’a göre daha çok konsere gitmek ve şarkılarla bir olmak. Rudolf Schenker, Klaus Meine ve Matthias Jabs ile üç nesli şarkılarla bir araya getirmenin sihrini konuştuk...

Aslında daha önce sahnelere veda edeceğinizi belirtmiştiniz. Ama 50’nci yıl turnesi ile hepimizi şaşırttınız. Müziği bırakmak imkansız değil mi?

Veda turnesiyle bu işi bıraktığımızı düşünürken 2012’nin sonuna kadar çaldık. Birçok genç seyircinin konserlerimize geldiğini hatta yepyeni bir Scorpions hayran neslinin var olduğunu fark ettik. Facebook sayfamıza bir göz atın, yedi milyon insan var. Bu kadar fazla genç insanın Scorpions partisine katılmasıyla müziği bırakmanın gerçekten ne kadar zor olduğunu bir kez daha anladık. Hepimizde kariyerimizi sonlandırmamız için bir sebep olmadığı hissi oluştu. Elveda turnesini bitirdiğimizde tatile çıkacakken Ocak’ta dönüm noktası niteliğinde olan bir telefon geldi. Bizden MTV Unplugged için çalmamızı istediler ve bu her zaman yapmak istediğimiz bir şeydi.

MTV Unplugged için nasıl bir hazırlık sürecine girdiniz?

MTV Unplugged’da klasik şarkılarımızı yeni şarkılarla bir arada çalarsak daha da çekici olur diye düşündük. Böylelikle yeni şarkılar yazmaya başladık ve üretim süreci başladı. Stingin the Tail’in son albümümüz olacağını düşünürken MTV Unplugged bize yeni ve zor bir görev verdi, bu da bu yeni hayat ile işleri akışına bıraktık. MTV Unplugged ile başarı elde ettik. Şu ana kadar her şey harika gidiyor. Seyircimizle hala bu kadar birbirimize bağlı olmamız bizi çok iyi hissettiriyor. Hayranlarımız hala bizim neden turneye çıktığımızı merak ediyor. Sebebi ortada; her gece sahneye çıktığınızda karşınızda üç nesilden şarkılarınızı sizlerle birlikte söyleyen bir dinleyici kitlesi olması, hatta bu şarkıları söyleyen bir kesimin bu şarkılar yazıldığında doğmamış olması! Bu üç neslin bir arada oluşu ve uzun yıllardan sonra hala çalabilmemiz bizim için bir ayrıcalık.

50’nci yılı kutlama fikri nasıl doğdu? Tek bir konser ile de bunu geçiştirebilirdiniz...

Menajerimiz bizi bu kutlamayı yapmamız için ikna etti. Esasında biz dinleyiciye bir çeşit hediye vermek istiyorduk. 50. yılını kutlayacak gruplar arasında The Who, Rolling Stones ve Beach Boys gibileri varken, böyle bir şeyi bizim Almanya’da gerçekleştirmemiz çok zor olurdu. Biz biraz olağandışıyız, ikna edilmemiz zaman alsa da emin adımlar atmayı biliriz. Hala formdayız, uyumumuz mükemmel. Seneye ne olacağını kimse bilmiyor, henüz bunun için de bir toplantı yapmadık. Ama bu tur çok enerjik ve eğlenceli ayrıca bu senenin sonu Aralık’a kadar doluyuz.

Gençliğin enerjisi yüksek ve hayata dair daha kararlı

İşi bırakmak istiyorsunuz ama kimse izin vermiyor gibi o zaman?

Aynen. Dediğimiz gibi iki sene önce bitirmişken, dünyanın dört bir yanından aldığımız teklifler çok çekici geldi. Mesela uzun zamandır Japonya’ya hiç gitmemiştik. Şanghay, Pekin, Bangladeş ve Vietnam ve daha birçok ülke bizi bekliyor. Bu küçük kulüplerde çalmak gibi değil, insanlar bizi görmek istiyor. Hep bir geribildirim var ve hala bu kadar sıcak karşılandığımızı bilmek harika bir his. Türkiye’de de harika bir gece olacak, hep beraber büyük hit ve klasik şarkılarımızı söyleyeceğiz. Ayrıca arada yeni şarkılar da var.

Sizi yataktan kaldırıp sahneye çıkartan enerji nedir?

İnsanlardan gelen enerji dalgasını koruyoruz. Sahneye çıktığınızda hayranlarınızdan gelen enerji bence bunu özetliyor. Sahnedeki sanatçı seyircisine “Ben yukarıdayım siz aşağıdasınız” gibi bakmak yerine insanlarla arasında gerçek bir bağ kurup o geceyi iki taraf için de anlamlı bir tecrübe haline getirmeyi amaçlamalı. İnternetle beraber yeni nesil hayata dair çok daha kararlı. Bunu gözlemlemek müthiş. Seyahat etmek enerjiyi alsa da, sahnenin havası o yorgunluğu üzerinizden atıyor. Ayrıca kendinizi serbest bırakıyorsunuz.

Kutuplaşmalara bu nesil maruz kalmamalıydı

Dünyanın dört bir yanında olan terör saldırıları ve dünyadaki politik durumu ele alırsak eğer neden artık politik şarkılar yazılmıyor?

Türkiye’de, Brüksel’de, Paris’te, Orlando’da olan bütün bu trajediler için ne desek az. Bizler 89 yılında Moskova’da konser verdiğimizde büyük bir umutla değişimin bir parçası olduğumuzu ve düşmanlığın bittiğini düşünüyorduk. Fransa’da da açık kollarla karşılandığımızda bütün korkunç olayları ve savaşı geride bıraktığımıza inanmıştık. O sıralar devir değişiyordu. Şu anda da devir değişiyor fakat eskisi gibi değil, olmaması gereken üzücü ve olumsuz bir yönde. Bütün olanlar üzerine şarkı yazmak için fazla karışık. Henüz hiçbir sanatçının bu konuda yoğunlaşmamasının bir sebebi olmalı. Ama belki sonunda biri çıkar. Bütün dünyanın çivisi çıkmış gibi resmen ama bu konuda nasıl şarkı yazarsınız? 25 sene sonra Avrupa’nın içindeki kutuplaşmalara yeni neslin maruz kalması çok üzücü. Ayrıca bizler müzisyeniz, politikacı değiliz. Biz insanların şarkılar söyleyip, el ele vermesini istiyoruz. Sahiden şu sıralar Bono nerede? Dünya barışı için esas şu an konser yapılmalı.

Müzik sihirli bir etken gibi

Almanya’da siz ve Rammstein’ın uluslararası bilinirliği tartışılmaz... Sizi farklı kılan şey sadece İngilizce şarkı sözü yazmanız değil herhalde...

 

Alman bir grubun Avrupa’nın ve dünyanın diğer ülkelerinde duyulması çok güç. Scorpions canlı olarak da hep çok güçlü bir gruptu. Bir de bizim gibi Alman çocukların İngilizce’si yeteri kadar iyi değilken, İngiltere’ye gidip konser öncesi röportaj vermesi ilk zamanlar inanılmaz zordu. Ama konserlerde insanlar bizden çok etkileniyordu. Yine de bu yola baş koyarak sıkı bir rekabetin içinde girdik. Düşünün, Amerika’da AC/DC, Bon Jovi gibi gruplarla bir aradaydık. Müzik kendi başına sihirli bir etken. İnsanlar konserlere gelerek müziğin değerini veriyor.

Şarkı sözlerinin bunda rolü yok mu?

Matthias en iyi gitarist ben de en iyi vokalist olsak da hiçbir şey bir anlam ifade etmeyebilirdi. Sihirli olduğu an her şeyin bir arada uyum halinde çalıştığı andır. Mesela The Beatles’daki gibi. İki hafta önce Berlin’de Paul McCartney’i izledim. 74 yaşında ve hala inanılmaz.

Scorpions üyeleri Lizbon’nun manzarasını İstanbul’a benzetti ve şehri çok özlediklerini söyledi.