Gazetevatan.com » Yazarlar » Vinyl’ın sarsıcı grubu Nasty Bits

Vinyl’ın sarsıcı grubu Nasty Bits

10 Nisan 2016 Pazar


Amerika’daki dizi furyasına sadece Lena Dunham’ın zekasına hayran olduğum için Girls dizisi ile dahil oldum. Onun dışında birçok diziden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırken HBO’nun Vinyl dizisi ile karşılaştım. 70’lerin New York müzik piyasasına kimi hayali kimi ise gerçek karakterlerle mercek altına alan diziye karşı koymak neredeyse imkansız. 10 bölümlük birinci sezon bitmek üzere. Yaklaşık iki saatlik ilk bölümün yönetmen koltuğunda ise dizinin yapımcısı olan Martin Scorsese var. Filmin bir diğer yapımcısı ise Mick Jagger. Bu ise dizinin ne kadar gerçekçi bir dili olduğunun kanıtı. Jagger dizinin bölümlerinin yazar kadrosunda da yer alıyor.

 

İzlediğim her bölümle beraber müziğe karşı tutkum daha da yükseliyor. NY sanat piyasasının kalbinin attığı Chelsea Hotel, Andy Warhol’un Factory’si hepsi tam da bu dizide bir araya geliyor. Müziğin nasıl evrildiğini ve 70’lerde sosyo-kültüre nasıl bir etkisi olduğu da tüm acımasızlığı ile Vinyl’de anlatılıyor. Oyunculuklar hakkında ahkam kesemem ama Mick Jagger’ın oğlu James Jagger, punk grubu Nasty Bits’in vokali Kip Stevens ile şahane bir müzisyenliğe imza atıyor. Punk ruhunu şarkılarında dibine kadar hissediyorsunuz. Bu dizinin bana kattığı en önemli müzik atılımı da budur. Genç Jagger’ın İngiltere kökenli Turbogeist adında bir grubu var. Dizideki şarkıların oluşmasında ise Turbogeist grubunun parmağı var. Nasty Bits grubundaki hiçbir müzisyen ise gerçekte oyuncu değil ve Beach Fossils adlı grubun üyelerinden oluşuyor. Mick Jagger ise verdiği bir röportajda “Grubun ilhamını Stiv Bators, Iggy Pop, Richard Hell, Johnny Thunders’ın müziğinden ve tavrından aldık” diyor. Yani sandığınız gibi Sid Vicious, göndermesi yapmıyorlar.

Dizi şimdilik iki sezon sürecek. Dizi bittiğinde Nasty Bits’in bir albümü ya da konseri olmazsa şaşırmayız. Kesinlikle o performans 70’lerdeki gibi gümbür gümbür, sinir bozucu, dağınık ve oldukça gerçekçi olurdu. Grubun müziğini anlatan en iyi tabir ise dizide geçiyor: “Şehirdeki tüm çılgınlıkların bir şarkıda toplanması gibiler.”

NME’de ilk kez bir Türk

Geçtiğimiz gün Twitter’da müzik yazarı Sadi Tırak’ın bir tweet’i dikkatimi çekti. Dünyanın en önemli müzik dergilerinden biri olan NME’nin kapağı vardı ve altına “NME tarihinde kapağında bir Türk’ün olduğu ilk sayı bu haftaki sayı sanırım” yazmıştı. Years and Years’a son dönemde gençler hasta. Hollanda doğumlu Emre Türkmen ise grubun gitar ve klavyesinin başında. Grup BRIT Ödülleri ve BBC Sound Of’a aday oldu. Sound Of’u kazandıktan sonra ise inanılmaz iyi bir çıkış yakaladı. Yenilikçi bir müzik yapmıyorlar ama yeni neslin kulağını ve ne dinlediğini çok iyi biliyorlar. Hit şarkılarında bunu bariz bir şekilde görüyorsunuz.