Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Mazhar Olmak’a dair...

‘Mazhar Olmak’a dair...

14 Şubat 2016 Pazar


Elimde Mazhar Alanson’un geçtiğimiz akşam ‘Mazharolmak1’ konserinde verilmiş kitap var. Bir bakıma Alanson’un müzikal hayatının günlüğü... Gazete kupürleri, şarkılarının hikayeleri, İngilizce şarkı sözü yazan bir müzisyenin kendi dili ile tanışması, “Ben” olma halini kitaptan okuyorsunuz. Konsere gelirsek eğer Mazhar Abi seyircisine şöminesi, köpeği, kıyafetleri ile ev ortamı yaratıyor. Ardından da hepimizin anılarında yer etmiş şarkılarını söylemeye başlıyor. Açılışı Bodrum Bodrum ile yapıyor ve “Bodrum’da hatıralarım üzerine oteller yapmışlar” diyor.

Şarkılarını yazma alametinden bahsediyor... Mesela Yandım Yandım, “Yandım...Yandım... Yandım yandım ahhhh ki ne yandım!” bu kısmı Medine’de Tanrı aşkı ile yazdığının altını çiziyor. Ardından gelen “Bana yeniden şarkılar söyleten kadın. Baka baka doyamadım, hem kokladım da” kısmının açıklaması adeta ders niteliğinde: “Ben şarkılarımı iki satır halinde yazarım. Onları bir araya getirdiğim zaman aşk şarkısı ortaya çıkar.” Ardından da soruyor, “Neden bana aşk şarkısı yapan çıkmadı?” diye.

Almanya’nın Woodstock’un da yaşadıkları, Paris, Hindistan ve New York anılarını dinliyoruz. Bir müzisyenin bu kadar anılarını gocunmadan anlatması, “Elalem ne der, ya beni artık sevmezlerse” takıntılarına sahip olmaması çok yüce bir şey. Yalnız bu konser seri haline gelirse barko vizyondaki, adeta “Powerpoint sunumu”nu andıran görüntülerden vazgeçmeleri gerek. Daha profesyonel hale getirmeliler. Ki Mazhar Alanson’un çevresinde bunu şahane yerine getirecek isimler vardır.

Bu “Mazhar olma” halini çok sevdim ben. Biraz belgesel tadında bir konser izledim. MFÖ’yü onlarca kez canlı izlemiş biri olarak, Mazhar Abi’nin hâlâ yeniliklere açık olan tavrı beni heyecanlandırdı. David Bowie’nin Lazarus klibinde ölümünü bir sanat haline getirmesini hatırlarsınız. (Hatırlamadıysanız youtube.com’da var.) Mazhar Abi’de Bowie’ye sahnesinden selam çakarken, bu klibi söylemeden edemiyor. Sanatçılar, yaptıkları eserlerle ölümsüz hale gelirken üretmeyi kesmemeleri gerek. Ülkemizde yaşanan problemlerdendir. Yaşı ilerleyen müzisyenler ya da herhangi bir meslekte üstat olanlar ‘şimdi’ye dair herhangi bir bilgi sahibi olmadan eleştirirler. Yeni bir üretimleri yoktur buna rağmen eleştirmeye devam ederler. Mazhar Abi, işte bu kavime ters duranlardan. Yeni şarkılar üretiyor, anılarını kullanışlı hale gelmiş bir şekilde sunuyor. “Hadi oradan siz bilmezsiniz, siz yapamazsınız” demeden. İlham veriyor. Yaşadığı dünyadan da hâlâ umudu var. Son dönemde mutsuz ve umutsuz gençlere adeta “Kalkın ayağa” der gibi.

Konserde anlatılan anılardan bence en çarpıcı olan Yalnızlar Garı şarkısının hikayesiydi. Mazhar Alanson, Avrupa’da somurtkan ve aksi yaşlılarla dolu bir garda bulur kendini ve “Ana, yalnızlar garındayım” cümlesi ortaya çıkar. Galiba yaş ilerledikçe o gardaki aksi yaşlılardan biri olmamak için gayret etmiş ve başarmış gibi... Bu arada konserde Yalnızlar Garı şarkısının elektronik gitarların baskınlığı da inanılmaz güzel bir aranje ortaya çıkarmış.  Günün sonunda Mazhar Abi iyi ki varsın ve umarım kös kös evinde oturmayıp bize daha çok konserler ile seslenirsin. ‘Sanatçının Öyküsü’ şarkındaki gibi sen bir şarkı söyle, yorgun insanlara...