Gazetevatan.com » Yazarlar » En parlak siyah yıldız

En parlak siyah yıldız

10 Ocak 2016 Pazar


 
Blackstar şarkısı kulaklığımda, hayatımın fon müziği gibi... İşte o klibin kahramanı benim. Ardından şarkının orta yerinde sanki bir konsere ya da müzikale adım atıyorum. David Bowie, tam karşımda şarkı söylüyor. Taptaze sesi ile yıllara yenilmemiş bir şekilde. Bowie’yi dinlediğim ilk an hafızamda canlanıyor. Space Oddity’i duyduğum o an... Blackstar da o etkide. Bowie bağırıyor, ‘I’m a blackstar, i’m not a popstar.’ (Ben siyah yıldızım, pop yıldızı değilim) David Bowie’nin yeni albümünün ismini alan Blackstar tam da şarkının sözlerindeki bu hislerle başlıyor. 10 dakikalık bir arınmanın içinde buluyorsunuz kendinizi, siyah yıldız sizi aydınlatırken... 2016 yılında hâlâ yepyeni bir şarkının sizi büyülemesi şans. Off Broadway’de sahnelenen müzikali Lazarus için bir araya geldiği saksafon üstadı Donny McCaslin, adeta Blackstar albümünün bel kemeği olmuş. New York’taki The Magic Shop stüdyosunda kaydedilen Blackstar’ın her ayrıntısı çok ince düşünülmüş. Blackstar’ın ilk şarkısından, son şarkısının son notasına kadar ilham vermeyi geçtim, iyi müziğin nasıl bir şey olduğunu yeniden hatırlıyorsunuz. Anlayacağınız Bowie, 26’ncı solo albümünde kolaya kaçan genç müzisyenlere şamarı fena halde indiriyor.
 
Bowie, çok konuşmak yerine çok üreten sanatçılardan. 2013 yılında Londra’da Victoria and Albert Museum’da yola çıkan ardından Berlin ve Paris’te de sergilenen “David Bowie Is” sergisi... Bowie’nin zamansız oluşunu, yaşayan bir efsanenin sahneye dair her şeyi pür dikkat düşündüğünü bize göstermişti. Sahne kostümlerinden, konserlerinde sahne düzeninin minyatürlerine, fotoğraflarındaki alt metinlere kadar... Serginin Londra ve Berlin ayaklarını ziyaret ettiğimde Bowie dünyası içinde kaybolurken, bir sanatçının nasıl cinsiyetsiz, nasıl duvarları yerle bir ettiğine şahit olmuştum. 
 
Blackstar albümü de zor müzikal alt yapısının dışında dinleyicisini, şarkıların içine direk sokan bir yanı var. Bowie hiçbir zaman kusursuz bir yıldız olmadı. Bu albümde de bunu gösteriyor. Karanlık ve depresif bir barın içinde kendinizi müziğin kollarına bırakıp dans etme hissi veriyor. Hem çok karanlık hem de bir o kadar elinizden tutup ayağa kaldıran şarkılar. Tam da şu dönemde aradığımız müzikal ve manevi destek...
 
Dünya dönüp değişirken, Bowie’nin hâlâ aynı türden şarkılar yapmasını bekleyemezdik herhalde. Bowie, devamlı aynı şarkıları söyleyerek, göbeğini büyütüp milyonlarca dolar kazanıp riske girmeyebilirdi. Ama 70’lerdeki gibi müziği ile çığır açmaya devam ediyor. Daha da çok riske giriyor, yeni müzisyenler ile tanışıp onları albümlerinde söz hakkı yapan insanlar haline getiriyor. “Dollar Days ya da Girl Loves Me şarkılarını Bowie, canlı bir şekilde nasıl söylerdi?” diye hayal kurarken buluyorum kendimi. 
 
Son günlerde müzik ya da dünyadaki herhangi bir şey sizi heyecanlandırmıyorsa Blackstar’ı daha dinlememişsiniz demek ki... Bowie hayranı olmamı bir kenara bırakıp gayet nötr bir şekilde albüme baktığımda da aynı hissiyatı görüyorum. Elektronik müziğin en çiğ hali her yanımızı sarmışken, kötü şarkı sözleri ve sanki aynıymış hissiyatı veren melodiler arasında sıkışıp kalmışken Bowie yine kirliliğin arasında siyah bir yıldız olarak parlıyor. Bu Pazar kendi adınıza iyi bir şey yapın ve Blackstar albümünü dinleyin!