Gazetevatan.com » Yazarlar » 2015’de hangi konserler iyiydi?

2015’de hangi konserler iyiydi?

13 Aralık 2015 Pazar


 
2015’in sonuna gelirken listeler bir bir sıralanıyor. En iyi şarkılar, en iyi albümler, kenarda köşede kalmış sene bitmeden fark edilmesi gerekenler... Listelere bakarken, ‘Bu yıl izlediğim en iyi canlı performans hangisiydi?’ sorusu aklıma düştü. Bu yıl Türkiye’de dişe dokunur bir konser izlemediğimizi itiraf etmem gerek. 
 
- 2014 yılında gerçekleşen hiçbir ‘büyük konser’ kâr etmediği ve bazı müzisyenlerin hâlâ Orta Doğu ülkelerinden çekindiği için Madonna, Foo Fighters, Taylor Swift, Florence and The Machine gibi isimlerin turne ayaklarının birine bile dahil olamadık. 
 
- Elimizde büyük çaplı bir festival kalmadı. Ana akım festivallerden One Love, tarihinin en kötü line-up’larından birine sahipti. Vakti zamanında Pulp izledik bu festivalde, hatırlatırım. 
 
- ‘Belki olur’ dediğimiz Rock’n Coke, artık hafızalarda bir anı olarak kaldı. 
 
- İstanbul’da tamamen biletlerini satabilen konserler DJ’lere aitti. KüçükÇiftlik Park’ta sadece DJ’lerin yer aldığı organizasyonlar tamamen doldu ve bol danslı geçti. Geri kalan tüm etkinlikler istenilen katılımı elde edemedi.
 
- İstanbul Caz Festivali’nin en iyi konseri Joan Baez’di. Baez’in, Kardeş Türküler ile sahnede göbek atmasını yıllar geçse de unutamam.
 
- Editors konserinde şahit olduk ki bazı isimleri Volkswagen Arena gibi kapalı konser mekanlarına getirmek gerek. Editors, yüzde yüz formunda çaldı. Alt-J konseri iyi olabilirdi, festival yerine solo konser için gelselerdi. Es geçmiyim Alt-J’den ‘Matilda’yı dinleme mutluluğunu yaşadım... 
 
- Bence senenin tek iyi ve sürpriz organizasyonu ise Cappadox’du. Yeni bir festival mottosuna sahip olduk. Tatil yaparken, bir festivale dahil olmak! Dünyada da festivaller bu yönde ilerliyor. Ayıla bayıla fotoğraflarına baktığımız, videolarını izlediğimiz büyük festivaller bir bakıma da hayatın stresinden sizi koparmak için. Cappadox’un da mottosuna bayıldık. Üç gün boyunca yeni tatlar keşfettik, festival için düzenlenen sergilere dahil olduk, doğa yürüyüşleri yapıp gün doğumu konserleri izledik, Kapadokya’nın mistik havasında peri bacaların fon olduğu konserler ile ruhumuzu dinlendirdik, yeri geldi ayaklarımız şişene kadar dans ettik. Uçhisar Kalesi’ndeki Arkın Allen’ın konserinde sema gösterisini alkışlar içerisinde izledik. Bezirhan’da dünya müziğinin ilham veren isimleri; Josef von Wissem ve Nils Petter’ı hayaller kurarak dinledik. Cappadox’dan 2016’da daha kuvvetli bir line-up bekliyoruz.
 
- Türk müzisyenlerden ise Kaan Tangöze’nin solo olarak verdiği Zorlu’daki konser bu yılın en iyisiydi. Kaan, aslında müzisyenliğinin dışında gayet konuşkan, sahne lügatını iyi bilen bir müzik adamı. Her yıl yapılan ‘Tarkan Harbiye Açıkhava’ konser serisi ise tam bir hayal kırıklığıydı. Bütün sene suskun kalan Tarkan, konserlerinde hiçbir yeniliği olmayan performanslar sundu. Dünya müzik sahneleri gümbür gümbür farklı tatlar yaratırken, bizim kendi çemberimizden çıkamama nedenlerimizi artık sorgulasak...
 
- Gel gelelim benim bu yıl en etkilendiğim konsere. İlk kez Berlin’de gerçekleşen Amerikalı festival Lollapalooza’daki Muse konseri. Muse, tek başına bir festivali ayakta tutacak güce artık sahip. 
 
Konserin başından sonuna kadar her şarkıda tüyleriniz diken diken, bir dakika gözünüz sahnenin dışına taşmıyor ve Muse sahnede adeta devleşiyor. Binlerce insanla beraber aynı şarkıya eşlik edip mutlu olma hissi ne güzel ki hâlâ yapay değil, hâlâ bizi heyecanlandırıyor. 
 
2016’dan umutluyum; umarım kült isimleri izleyip ‘İstanbul, teşekkür ederim’ dediği için mutlu olacağız!