Gazetevatan.com » Yazarlar » Şehirlerin yutamadığı konser mekanları

Şehirlerin yutamadığı konser mekanları

22 Kasım 2015 Pazar


 
Hafta başında Viyana’da klasik müzik konserlerine gitmek yerine, şehrin alternatif müzik yapan mekanlarının yolunu tuttum. Pazartesi Arena Wien’de İngiliz grup The Cinematic Orchestra, Salı günü de Gasometer’de Amerikalı Death Cabfor Cutie’u izledim. 
 
 
Gasometer’in büyüleyici bir sahnesinin yanında enteresan da bir tarihi var. 1899 yılında şehrin gaz ihtiyacını yerine getirmek için inşa edilen bu dört tank, o dönemin sanayi mimarisinin de sembollerinden biri. 1978 yılında ise ülke doğalgaz ile tanışınca kapatılıyor ve metruk bir binaya dönüşüyor. 1995 yılında ise yeniden canlanması için dört tanktan biri konser alanı haline getiriliyor. Keza Arena Wien de 70’lerde edebiyat buluşmaları için inşa ediliyor sonrasında da şehrin endüstriyel mimarisinin demir başı oluyor. Ama daha önemli bir özelliği var, o da bir sanat kompleksine dönüşmesi. Bu hikaye biraz da bizim Bomonti Bira Fabrikası ile tanıdık gelebilir. Ama aradaki büyük fark kültürel anlamda mekanlara olan yaklaşım. 
 
 
Müdavim olamıyor muyuz?
 
Bu iki bina da şehre yakın yerlerde değil ve sadece konser için uğrayabileceğiniz alanlar. Yani konseri beklerken hatta konserden sıkıldığınızda çevresinde alternatif hiçbir yer yok. Ama konser alanları yaşanılır yerler haline gelmiş. Mekanların bahçelerinde ekstradan bir bar ve farklı gece kulüpleri var. Mekan snob değil aksine konserle özdeşebileceğiniz bir yer. İlk kez uğradığım bu iki mekanın atmosferi çok samimiydi. Sanki onuncu konserime geliyormuş gibiydim. Ön gruplardan pek haz etmediğim halde konser alanın hemen dışında takılıp, müziğe dair konuşacağım insanlar ile göz temasında kaynaşabildim. Avusturya’daki bu iki mekanı gördükten sonra İstanbul’da müdavim olduğumuz kulüplerin birer birer tarih olduğunu hissettim...
 
Babylon, bir yıl daha beklemek istemediği için Bomonti’de hemen kapılarını açtı, iyi de etti ama sıkıntılar var. Asmalımescit döneminde içerdeki konseri izlemeyeceksek bile mutlaka ‘Babylon önü’ olarak anılan kapısına uğrayıp arkadaşlarımızla sohbet ettiğimiz, girişinde duran görevliyi tanıdığımız, barından içkimizi alırken barmenin ‘uzun zamandır yoktunuz’ dediği, o “ahali olma” durumundan biraz uzak bir Bomonti ortaya çıktı. Ama hakkını vermek lazım Bomonti akustik ve sahne ışıkları dizaynı anlamında büyük bir kulak ile görsel zevk sunuyor. 
 
Kintsugi canlı da çok güzel
 
Konserlere gelelim... Death Cab for Cutie, son albümü Kintsugi’nin albüm turnesinde. Uzun zamandan sonra güçlü bir albüm çıkarabildiler. Ben, Plans albümlerinin sağlam dinleyicilerindendim. Birçok eleştirmende o albümden sonra grubun ivmeyi yükseltemediğinden şikayet etti. Ama toparlanmış bir grup karşıma çıktı. Akustik şarkıların hakkını sonuna kadar veren, seyircisi ile kontaktan çekinmeyen ve Paris’deki olayları es geçmeyen... Vokalistleri Ben Gibbard ile konser sonrası bir araya geldim. Klişeyi sormadan edemedim, “Turnede İstanbul neden yok?” Naif bir şekilde menajerine dönerek, “Teklif almadık, doğru diyorum değil mi? Yeni albümü beğendin mi? Çünkü çok çalıştık ve şarkı sözleri üzerine çok uğraştık. Ve prodüktörü değiştirip Rich Costey ile çalışmaya başladık” dedi. Menajerden de “İstanbul’dan çağırmadılar yoksa neden gelmeyelim!” diye cevap geldi. Ardından İstanbul sohbetine daldık. Bu arada, Gibbard’ın bahsettiği prodüktör Muse’un kült albümü Absolution’da parmağı olan bir isim. O yüzden bu albüme kulak kabartın derim!