Gazetevatan.com » Yazarlar » Müzik kültürlerle var olur

Müzik kültürlerle var olur

21 Eylül 2018 Cuma


Berlin’de gerçekleşen Red Bull Music Academy kapsamında Nina Kraviz ve Janelle Monáe’nin atölyelerinde müzikal dünyalarını dinledik...

Berlin’deki tarihi birçok ana şahitlik etmiş mekanların müzik ile iç içe geçmesine hep hayran kalmışımdır. Gecenin sabaha döndüğü saatlerde eski bir elektrik santralinden gece kulübüne dönüşmüş bir mekandan çıkarken müzik Berlin’de iliklerinize kadar işler. Bu dönüşümü yaşamış en kendine has mekanlarından biri de bir dönem Alman devlet radyosuna ev sahipliği yapan Funkhaus. Mekan, 60’lı yıllarda dev bir stüdyo kompleksine dönüşmüş ve bugün şehirden ayrı düşünülmeyen tekno müziğin de en önemli müzisyenlerinin kayıt yaptığı tarihi bir yapı haline gelmiş. Avrupa’nın en önemli ikinci stüdyosu Funkhaus, beş hafta boyunca dünyanın dört bir yanından gelen 61 gelecek vaat eden müzisyeni 20. yılını kutlayan ve yeniden evine dönen Red Bull Music Academy kapsamında da ağırlıyor. 
 
61 genç müzisyen teknik imkanları dışında ilham olarak da kusursuz bir alan yaratan Funkhaus’ta müzikal dillerini yaratıyor, çeşitli stillerden, metodolojilerden gelen öncü sanatçılarla işbirliği yapıyor. Türkiye’den ise şarkıcı/söz yazarı Loradeniz, elektronik sound’ları ile fark yaratan Robogeisha ve görsel ile işitseli bir arada sunan Akkor, önemli müzisyenler ile buluşan isimler. Red Bull’un kendi çatısı altında ders verdiği öğrencileri dünyanın birçok önemli festivaline hazırlaması, içlerindeki potansiyeli dışa vurmaları için onlara alan yaratması oldukça takdir edilesi bir tavır. Keza söyleşisine katıldığımız şu an dünyanın en önemli DJ’leri arasında yer alan akademinin eski öğrencilerinden Nina Kraviz buna iyi bir örnek. Nina, 2005 yılında Rusya’dan akamediyi kazanmış isimlerden biri. Yıllar sonra belki de kendisi gibi bir yıldız olacak akademi öğrencilerine şefkatle yaklaştığı bir dil kullanıyor. Nina, “Akademiye katıldığımda müzik konusunda oldukça açtım ve bakış açımı geliştirmem için diğer müzisyenlerle bir arada olmam gerekiyordu. Bir süre sonra müziğin beni mutlu etmesi önemli oldu, doğru beni bulmak için kaçış oldu. İnsanlar benim müziğimle dans ederken delirmiş gibi de hissediyorum” diyor. Altını çizdiği ayrıntı ise şehir kültürlerinin elektronik müzik sahnesini geliştirmesi... Zaten son dönemde gençlerin en çok bahsettiği şehirlere baktığınızda müzik ile sokağın ahenkle bir araya geldiğine şahit oluyorsunuz; Berlin, Tiflis, Barselona... 
 
Berlin’den İstanbul’a 12 saat müzik
 
Hemen ertesi gün ise afro Amerikan kültürünün genç yüzlerinden aktirst-müzisyen Janelle Monáe’nin söyleşindeyiz. Dirty Computer albümü ile son dönemin en çok ses getiren ismi... Bize bilgelik dolu sözler söylerken oldukça açık sözlü Janelle, yarattığı “afrofuturistik funk”ın inceliklerini anlatırken prodüktörü Brian Wilson’ın ne kadar önemli olduğunu belirtiyor. Modern pop ikonu çalışmalarını kültürel açıdan anlamlı, sosyal olarak etkili olduğunu söyleyerek müziğin nasıl sosyal statüleri de ortada kaldırdığına şahit oluyoruz. Janelle, “Müziğimle bir deneyim ortaya koymaya çalışıyorum. Sanat yaptığımdan emin olmak, bunu hissetmek ve yaşatmak istiyorum. Müzik benim kadınlığımı kutladığım da bir alan. Dirty Computer albümü de bir kavram. Dünyaya atılmış bir virüs olmadığınızı gösteren bir olgu. Ben afro-Amerikan işçi sınıfından gelmiş genç bir kadınım ve değişimi sağlayarak kendi iş dünyamı yaratabildim. Müziğimi kalbimde hissederek hayalimi dizayn ettim. Baskılara şarkılarımla cevap verdim. Bunu sanatınız ile siz de yapabilirsiniz” diyor. Sadece bir akademiyi ziyaret etmiyoruz anlayacağınız, müziğin çabalar ve kendi kültürünüz ile harmanlanınca nasıl kitlelerce hissedebildiğine de tanık oluyoruz bu iki kadın müzisyenin konuşmasında...
 
Berlin’deki Red Bull Music Academy’nin 20. yılını kutlamak ve o ruhu İstanbul’da da hissetmeniz için Red Bull Music Festival özel bir gece organize etti. 29 Eylül günü Beykoz Kundura Fabrikası’nda 12 saat kesintisiz müzik ile Talaboman, Fennesz gibi birbirinden değerli müzisyenler setin başında olacak.