Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘İfade edilemeyenleri şarkılar söyler’

‘İfade edilemeyenleri şarkılar söyler’

19 Ağustos 2018 Pazar

Hafta başında efsanevi Oasis grubunun solisti Liam Gallagher ve Starsailor’ı İstanbul’da izleme şansına sahip olduk. Konser öncesi ise Brit pop’un önemli gruplarından Starsailor ile 8 yıl aradan sonra bir araya gelmelerini konuştum


Bazı konserlerde bağıra bağıra şarkı söyler, bazılarındaysa sadece sahneye kitlenirsiniz. O an onca kalabalığın içerisinde tek başınıza kalmış gibi hissedersiniz ve müzikle içinizdeki birçok duyguyu açığa çıkarırsınız. Konserler bunun için değil midir? Sevdiğimiz müzisyeni canlı kanlı görmenin dışında seninle aynı hislere sahip kocaman bir kalabalıkla bir olmak... Hafta başında BKM organizasyonu ile Küçükçiftlik Park’ta Oasis’in vokalisti Liam Gallagher ve Starsailor’ı izleme şansına sahip olduk. Liam konserine dair tarafsız bir eleştiri size sunamayacağım. Çünkü binlerce kişinin aynı anda ‘Wonderwall’, ‘Live Forever’ ya da ‘Whatever’ gibi hitleri bağırarak söylemesi, Liam’ın bize kıyak geçercesine Oasis’te telif haklarına sahip olduğu şarkıları bol keseden sıralaması, beni fazlasıyla duygusallaştırdı. Yıllardır beklediğimiz anı yaşıyor gibiydi... Günümüz müzik sahnesinin baş aktörleri İstanbul’a gelmeyebilir, o zaman biz de ergenliğimizin yıldızlarına tutunurduk. İşte bu kusursuz gecenin sabahında 2000’li yılların başında hit şarkıları ile hafızamıza kazınmış ön grup Starsailor ile bir araya geldim. Onlar da 8 yıl sonra bir araya gelip yeniden turne yollarına düşmüştü. Vokal James Walsh ve bas gitarist James Stelfox ile müziğin yarattığı o büyülü dünyayı konuştum..


Müzik grubu olmanın büyüsü var

8 yıl aradan sonra geçtiğimiz yıl ‘All This Life’ albümünü çıkardınız. Uzun zaman sonra da turnedesiniz. Bu sizi nasıl hissettiriyor? James Walsh: Kesinlikle yolda olmayı özledim. Biz bir arada çok iyiymişiz. Bu hissi de özlemişim. Bu aynı zamanda da kişilerin birbirleri ile iletişimiyle alakalı bir şey. Çünkü günün 24 saati berabersiniz. Grup ile iletişim halinde de olmanız gerekiyor. Birbirinize katlanmak zorundasınız. Ama grup olmanın bir büyüsü var.

James Stelfox: Biz sadece konserden konsere buluşan bir ekip değiliz değil mi? Biz aynı zamanda iyi arkadaşlarız da...

Bu yeni albümle beraber müzikal tarzınız da değişmiş. R&B, funky bir hal almış. Hatta James senin vokal tarzındaki değişiklik oldukça belirgin. Bu billinçli bir şey miydi?

James S: Bu bir seçim değil, doğal bir durum. Farklı tarzda müzikler yaratmak grup içinde birden çok faktöre bağlı oluyor. Bence başlıca neden hepimiz çok farklı tarz müzikler dinliyoruz bu da pratikte müziğimize yansıyor. Dinlediklerimizi ayrıştırarak müziğimize katıyoruz.

James W: Tabii ki kimi zaman ne dinlediğin etkiliyor. Bazen bir albüm yaparken dışarıdan fikirler alıyorsun ve ardından ortaya çıkan müzik kulağa inanılmaz güzel geliyor. Zaman geçtikçe bu şekilde düşünmenin hata olduğunu anladım. Gelişi güzel albümler yaratmak hataydı. Bir ilham ya da bir sound üzerinden gitmek gerekirdi. Sonuçta hepimizin albümden beklentisi farklı olabiliyor. Dışarıdan gelen fikirlerle yaptığımız şarkılara gelen yorumlar çok iyi olabiliyordu. Ama o parçalar bizim içimizden gelmiş olmuyordu. Biz bundan ders aldık ve son albümümüzü öyle ortaya çıktı. Gerçekten ne istiyorsak onu yaratmalıydık.


Şarkı yazıldıktan sonra artık senin değildir

Şarkı yazmak için sana neler ilham veriyor?

James W: İlham kaynağı hayatın kendisi, duygular, özel ilişkiler, ayrılıklar, bunlar hep kayıt yapmaya bizi teşvik etti. Hayatınızda bir şeyler olurken bunları da şarkı ile yorumlamak istiyorsun. Şarkılar duyguların patlamasını sağlıyor.

Bazı hüzünlü şarkıları tam da kalbimin derinliklerinden söylüyorsun gibi... Sahnede bu şarkıları söylerken neler hissediyorsun? James W: Bence bunun sebebi şarkıların duygusu. Çünkü onlar yazıldıkları zamanın duygularını veriyor. Duygularım da, ben de değişmedik. Hala aynı şekilde hissediyorum. Mesela Alcoholic parçası insanların kendileri ile daha kolay iletişim kurabildikleri bir şey oldu. O şarkının sözlerini bir günde yazdım. Orada farklı bir etkileşim vardı.

James S: Sen o şarkıyı yazdıktan sonra artık o şarkı senin olmuyor.

James W: Aslında bütün şarkılar, on yıl öncesini de ekle onunla bağlantılı. Sadece duygulardan bahsetmiyorum. O şarkıların içinde çok fazla sebep var. Kim olduğunla, nasıl hissettiğinle benimle alakalı bir dolu şey var. Bütün hayatımı müziğe vermemle alakalı...

Şarkı söylerken nefes aldığımı hissediyorum

Günümüzde duyguların fazlasıyla içinin boşaldığından konuşuyoruz. Sence dinleyici için müzik de eskisi kadar önemli bir duygu mu?

James W: Bence hep öyleydi, hala öyle. Şarkılar kişiyi değiştiren bir şey. Aslında biliyor musun insanların müziğin ne kadar doğru ya da ne kadar zor bir şey olduğundan konuşmalarından nefret ediyorum. Müziğin ne kadar sevimli olduğunu söylerler. Hatta bazı müzisyenler şarkılarına aşık olur. Şarkıları için ‘çocuklarım’ derler. Yaptığım müziği sebepsizce insanlara bir şey bağışlamak gibi görüyorum. Hatta şarkılarım kendi duygularımdan bağışladığım bir şey gibi... Mesela karımıza bazen onu ne kadar sevdiğimizi söyleyemeyiz ama bir şarkı bunun için bize yardımcı olur. Bir konserdesindir ve bütün izleyici bir anda bütün şarkılara eşlik eder. O an nefes aldığını hissedersin. Bütün hayatın boyunca kendini ifade etmekten korkuyorsundur. Ama o şarkı bir anda her şeyi anlatır. Ve yine sadece o an nefes aldığını anlarsın. Bir şarkıya eşlik ederken bir anda 14 yaşına geri dönersin. O an mutlu olursun. Her şeyin yolunda ve inanılmaz olduğunu düşünürsün. Bu hissi bir müzisyen olarak vermek de kolay değil.

Müzisyenleri atletlere benzetiyorum

Sizce Brit pop eskisi kadar güçlü mü?

James S: Hayır. O zaman da çok grup yoktu zaten. Olanlar da yıktı geçti, İngiltere’de ortalığı kasıp kavurdu. Sokağa çıktığında da o dönem bu müziği yansıtan bir akım ve tarz vardı.

James W: Şu an albüm yapmak çok kolay. Müzik şirketleri sanatçılara çok düşük ücretlerde albüm yapıyor. Daha önce endüstri sadece büyük grupların üzerinden dönüyordu. Sabahtan akşama kadar sana o stüdyoyu veriyorlardı ve harika kayıtlar ortaya çıkıyordu. Sanıyorum şu an çok kısa bir sürede kayıtları hallediyorlar. Hala o stüdyolarda bazı güçlü adamlar var. Hiçbir şey yapmasa bile albümleri satan. Ama onlar Brit pop değil, indie.

Kariyerinizde önemli bir anlamı olan Love Is Here ve Silence Is Easy albümlerinin sihrini nasıl açıklarsınız?

O albümdeki hit şarkıları yenebildiniz mi? James S: Hayır. (gülüyor) 18 yaşındayken bir grupta olmak istiyorduk, beraber takılıyorduk. Her sound ve her şey yeniydi. Çok iyi dönemlerdi. Gençtik. O dönemin başka bir ruhu vardı. Bunları harika şarkılar yapan bizim o dönemki ruhumuzdan çıkması. Çok iyi hitler ortaya çıkardık. Etrafta havalı takılan gençlerdik, o zamanın samimi duygularını da yansıttık. Dünyanın çevresinde dolaşan bir çete olarak görüyorduk kendimizi, bir müzik grubundan ziyade. Daha az baskı vardı üzerimizde. O yüzden daha rahat sanat eseri üretimi yapabiliyorduk. Belki de bu yüzden bu hit şarkılar oldu.

James W: Müzik garip bir şey. Çoğu zaman atletizm gibi… Atletler gibi her seferinde daha hızlı koşmalı ve daha iyiyi yapmalıyız. Aslında bir yandan düşününce fiziksel bir şey de… Çünkü eğer kondisyonun yerindeyse kendini zorlamaya ve daha iyiyi yapmaya devam edebilirsin. Aynı zamanda da bütün düşüncelerini bu işe vermelisin. Sihirli bir performans gibi hiçbir zaman dinlenemezsin, kendini zorlamaya devam etmen lazım. Bazen bu aşırı zorlama durumu seni daha da kötü hale getirebilir. İşte o zaman üstümüzde bu kadar yük yoktu. Dediğin gibi sihirli albümler yaptık.