Gazetevatan.com » Yazarlar » Festival kitlesini seçebilir miyiz?

Festival kitlesini seçebilir miyiz?

04 Mart 2018 Pazar


Ülkenin en kendine has festivallerinden biridir Cappadox. Son dönemde yurt dışındaki mecralarda da bu yazın otantik festivallerinden biri olarak gösterildi ve dikkatleri üzerine çekti. Bu yıl festivalin dördüncüsü gerçekleşecek. Festival öncesi, organizasyonu sağlayan ekip festivalin katılımcıları bir araya gelerek Cappadox’un ortaya çıkış hikayesini anlattı. Ayrıca katılımcıların festivale dair eleştiri ve önerilerini de aldı. Kapadokya’da 14-19 Haziran’da gerçekleşecek festivalin müzik, çağdaş sanat ve gastronomiyi de içinde barındıran programı nasıl daha verimli hale getirmek gerek konuşuldu.
 
Konuşma sırasında festivale en başından beri katılan bir izleyici parmak kaldırdı ve kitlenin değiştiğine dair bir eleştirisi olduğunu belirtti. Oraya ‘Çeşme ve Bodrum kitlesi’nin gelmemesi gerektiğini ısrarla dile getirdi. Kendini kültür sanatın bir parçası olarak gören izleyici, kendine festival kitlesi seçmeye çalışıyordu. Tırnak içinde dediği yerlere takılan insanları kendince aşağılıyordu. Peki, dahil olduğumuz festivalleri kitleye göre mi yoksa içeriğine bakarak mı seçeriz? Barselona’da gerçekleşen Primavera Sound’un katılımcılarının yüzde 60’ı kadar turist olurken, aynı şehirde iki hafta sonra gerçekleşen elektronik müzik festivali Sonar ise oldukça yereldir. Aynı şekilde Macaristan’da gerçekleşen Sziget festivalde neredeyse Macarca duyma şansınız bile yoktur. Yüzde 90’ı yabancıdır. Hatta çok ciddi bir Türk izleyici kitlesine sahiptir. Macar bir kişinin ‘Türkler de geldi festivale, her yeri bozdular’ dediğine hiç şahit olmadım. Ama bir kültür alımı yaparken kendimizi sıra dışı zannedip, çevremizdekilere üst perdeden bakıp ve gelen kitleyi eleştirmekten kendimizi alamıyorsak orada bir problem vardır. Bu kitle siz müzik dinlerken çok mu konuştu? Siz peynir tadarken, araya market peyniri mi karıştırdı? Size ne yaptı bu kitle? Bu kadar çemberin dışına sürüklemeye çalışıyorsunuz. İzleyicinin dert yandığı şeylerden biri, Çeşme ve Bodrumlu kitle geldikten sonra yemek kalitesinin düşmesine dairdi. Bu tamamen organizasyonun suçu sayılmaz mı? Bu arada festivali gerçekleştiren Pozitif’in Çeşme’de yıllar evvel Babylon’u açtığını unutmamak lazım ve bir dönem burada da festival düzenlediğini... O zaman Çeşmeliler de “İstanbullu ve kendini entel sananlar lütfen gelmesin, siz çok bozdunuz Çeşme’yi” mi desin!
 
Bu gibi sebeplerden dolayı yurt içi festivallerinde katılımcıların anı yaşamadığını düşünmekteyim. O kadar çevresi ile ilgililer ki kendine ait zaman dilimi ve eğlenceyi es geçiyor. Müziğin güzelliğine kapılıp dans etmek yerine sırf popüler diye o festivale gelmiş insanları eleştirmekten ana dair her şeyi es geçiyor. Ardından aylar önce planladığı ve konaklaması, bileti, uçağı ile binlerce lira yatırdığı festivalin amacını tamamen unutuyor.
 
Cappadox’un bu yıl teması ‘Sessizlik’. Son dönemde deneyim satın almayı tercih eden bir gençlik ile karşı karşıya kaldığımızı düşünürsek umarım bir gün konserlerde sessizlik deneyimini de yaşayıp sadece müziğe odaklandıkları zamanları da görürüz. Sonuçta her şey sanat için! Sayın izleyici umarım, çevrenizi kesmek yerine, artık festivalin içine odaklanırsınız temennisini de şuraya yazalım.