Gazetevatan.com » Yazarlar » İstanbul’un canlı müzik sahneleri

İstanbul’un canlı müzik sahneleri

22 Ekim 2017 Pazar


İstanbul müzik sahneleri her geçen gün daha iyi işler yapmak için uğraşıyor. Birçok mekan sezon başında değişime girerek, imza kimliklerini ortaya koymaya çalıştı. Bu sırada birçok konsere gitmeye çalışıp o mekanların içinde biz de var olmaya çalıştık. İşte birkaç anekdot ile Eylül başından bugüne İstanbul canlı müzik sahnelerinde gözüme çarpanlar.

- Zorlu PSM, sezonun en iddialı programlarından birini ortaya koydu. Ana sahnesindeki konserleri bir kenara koyarsak eğer PSM’de bulunan Studio’nun bu yılın en parlak yıldızlarından biri olduğunu söylemem gerek. İki farklı gece iki ayrı konser sonrası buradaki programa dahil oldum. Para babalarının kocaman şişe içki açmadıkları, topuklu ayakkabıları ile dans etmekten aciz olan kız çocuklarının arasında olmadığım, etrafa bakmaktan çalan müziğin ne olduğunu umursamayan insanların olmadığı işte aradığım dans mekanını bulmuştum. Mekana bir de balkon kısmı ekliyorlar. Alanı daha da büyütüyorlar. Sahne ışığı konusunda büyülü işler yapan ve bunun da bir sanat olduğunu bize bir kez daha hatırlatan Sadık Avcı’yı da bünyelerine kattılar. Avcı, mekanda yaptığı ışıklarla kocaman bir kaleydoskobun içinde olmamızı sağlıyor. Zorlu PSM girişine ayrıca Cheers adlı müthiş kokteyleri olan bir mekan açıldı. Başında bu konunun uzmanı Elif Erdost var. Studio’ya uğrayıp çalan müziğe kendinizi ve en önemlisi düşüncelerinizi bırakın derim. Önerim, 3 Kasım’daki Baths performansı.

- Salon İKSV, yarın çok önemli bir konser açıklayacak takipte kalın... Mekan yeni sezonda tanınmış isimler dışında, ruhumuzu aydınlatan bağımsız müzisyenlere de yer verdi. Malumunuz Agnes Olsen, Future Islands gibi gruplar kocaman festivallerde çalmadan önce burada sahne aldı. Anlayacağınız programlarındaki her isim keşif niteliğinde. Salon’un izleyici kısmı da program kadar naif ve saygılı. Yeni sezonda çizgilerini bozmamaları müzik sevdalıları için motive nedeni. Takvimlerinde en yakın Ólöf Arnalds konseri var.

- Garaj, Beyoğlu’nun ayakta kalan nadir mekanlarından. Programını tamamen farklılaştırdı, iç kıyafetini de değiştirdi. Türkü bar gibi duran o manasız VIP alanı kaldırdılar, girişini adeta Londra’daki kulüplerdeki gibi bir çehreye dönüştürdüler. Eski takipçilerini koruyup yeni müdavimler yaratmaya başladılar bile. Genel olarak Garaj’ın yeni tavrı oldukça ‘şimdiki zaman’a uygun. Burada heyecanla beklediğim konser Aralık’taki The Horrors... Biletleri tükenince üzülmeyin sonra.

- Farklı bir türden de bahsedeceğim Gizli Kalsın. Ünlülerin tüm vukuatlarının yaşandığı mekan. Üşenmedim sezon başında buraya da gittim. Öncelikle biz standart insanların buraya girmesi imkansız. Kapıdan çeviriyorlar, sanırsın Berlin’deki ünlü kulüp Berghain. Ben bir şekilde girdim... Öncelikle klostrofobiniz varsa ve benim gibi bir şekilde içeri girdiyseniz, evinize dönün, vazgeçin. Mekan fazlasıyla küçük ve standart kişiler ünlü kesmekten ufacık sahnede çalan grubun güzelim müziğinden eksik kalıyor. Pazar gecesi gitmiştim, Türkçe müzik yapan grubun bas gitaristi sahnede yer olmadığından bara oturarak enstrümanını çalabildi. Mekanın bana kazancı ise Deniz Sipahi’nin sesini keşfetmem oldu.

İstanbul sahnelerinden gözlemlerim devam edecek!