Gazetevatan.com » Yazarlar » Benim terapim müzik yapmak

Benim terapim müzik yapmak

10 Eylül 2017 Pazar

Dün gerçekleşen Soundgarden Festivali kapsamında The Drums sahnede hayranlarıyla buluştu. The Drums’ın vokalisti Jonathan Pierce, uzun bir depresyonun sonunda ortaya çıkardığı Abysmal Thoughts albümünden de şarkılar seslendirdi. Pierce, Amerika’da önemli bir müzikal figür olarak görülüyor. Kırılgan, içten ve bir o kadar da gerçekçi müzisyenlerden. Pierce ile bir araya geldik, hayatın son dönemde ona neler hissettirdiklerini açık yüreklilikle anlattı.


Verdiğiniz çoğu röportajda son lbümünüz Abysmal Thoughts’ın The Drums’ın dönüm noktası olduğunu vurgulamışsınız. Albümü yaratma süreci nasıl geçti?

Yeni albüme başladığımda, itiraf etmek zorundayım, oldukça karanlık bir yerdeydim ve albümü başlamaktan çok korktum. Son albümden bu yana biraz zaman geçmişti ve o dönem zor bir zamandan geçmiştim. Eşcinsel karşıtı dini görüşleri yüzünden ailemle konuşmayı bıraktım ve aynı zamanda evli olduğum insanla boşandık. Çok içki içmeye başladım. Kim olduğumu unutmak için kendimi gerçekten kötü durumlara düşürmeye başladım. Başka kimselerin olmasını istemeyeceğim bir yerdeydim. Tamamen yalnız ve çok korkmuş hissediyordum. Yeni albümde ifade edebileceğim çok şey olduğunu biliyordum, fakat kendimi, istediğim gibi ultra kişisel ve detaylı bir şekilde ifade edemeyeceğimi de biliyordum. Bunun ana nedeni o sırada Jacob’ın (Graham) hala grupta olmasıydı. Bu, Jacob’a yapılan bir saldırı değil. Jacob’ı ben önemsiyorum. Hep önemsedim. Ben sadece Jacob’un sanatsal olarak neyin uygun olduğuna dair fikrinin benimkiyle çok farklı olduğunu düşünüyorum. Umutlarım, korkularım ve arzularım hakkında gerçekten dürüst olmaktan geri durduğumu yıllarca hissettim. Daha genel bir anlamda yazardım. Cinsellikten ve seksten uzak dururdum. Taciz edilmekten veya uyuşturucu kullanmak hakkında konuşmazdım. Genel anlamda kalp kırıklığı ve sevinç hakkında yazardım. Jacob çok fazla spesifik olmamı istemezdi. Benim düşüncelerimin onu temsil etmesini istemezdi. Bu yüzden, “Abysmal Thoughts” yazmaya başladığımda gerçekten sinirleniyordum. Yazdığım ilk birkaç demo inanılmaz donuk hissettirdi. Materyalin çektiğim acılarla hiçbir ilgisi yoktu. Sanırım 6 veya 7 tam şarkıyı yazmıştım ve her boş şarkıyla birlikte bir sanatçı olarak giderek daha çok işe yaramaz hissettim. O sıralarda Jacob beni şaşırttı ve gruptan ayrıldı. Bana diğer tutkularını takip etmek istediğini söyledi. Bir dakika bile onunla tartışmadım. Bunun harika bir şeyler yapmak için benim şansım olduğunu biliyordum. İçimi dökmeye başladım. Otuz yıllık karmaşa dökülmeye başladı ve albüm kendini yazmaya başladı.

Haim ve Solange’ın indie ile alakası yok

Bu soruyu çok fazla işitiyorsunuzdur; Jacob Graham’ın gruptan ayrılması müzikal anlamda The Drums’ı nasıl bir değişimin içine soktu?

Bir grup olmak başka bir şey bir grubun “ruhunu” beslemek başka bir şey. The Drums’ın ruhu en başında en azından masumiyet ve mutluluk veya masumiyet ve üzüntüydü. Ben mutluluk ve üzüntü hakkında konuşmak istedim, fakat Jacop her zaman çocukça bir perspektiften bakmayı istedi. Gerçekten söylemek istediğim şeyi söylemeye iznim olmadığını hissettim, çünkü söylemek istediğim şey masum değildi. Ben gerçek dünyada yaşıyorum ama Jacob beni hayal dünyasında tutmak istedi. Beni yanlış anlamayın o zamanlar yönlendirmesini takdir ettim ve aynı zamanda grubun ilk zamanlardaki başarılarında büyük bir rol oynadığını düşünüyorum. Ancak artık bunu yapamam ve eski üyelerin tamamen gruptan gitmiş olmasıyla istediğimi söyleyebileceğimi biliyorum. Artık kendimi ifade edebileceğimi biliyorum ve bu siyaset, cinsiyet, başarısızlık, nefret, depresyondan bahsetmeyi de içeriyor. Evet, burada ve orada hala küçük bir umut var.

The Drums’ın indie janrasında değil de artık pop olduğunu özellikle vurguluyorsunuz. Pop müziğin matematiğini nasıl açıklarsınız?

“Indie” eskiden büyük bir müzik şirketine bağlı olmayan küçük bir müzik şirketiyle ya da kendi müzik üreten bağımsız bir sanatçı olduğunuz anlamına geliyordu. Şimdi “indie” bir ses ya da müzik türü haline geldi. Demek istediğim, insanlar Haim ve Solange’ı “indie” sınıfına koyuyorlar fakat onların indie ile alakası yok. Her ikisi de devasa maddi desteğe ve çok pahalı prodüktörleri işe almak için tüm kaynaklarını kullanıyor. Elbette, bunlar çok normal. Artık müzik şirketlerini umursamıyorum. Güzel pop şarkıları yazmak için bir tutkum var. Bence çoğu insan benim sound’umu “indie” olarak düşünüyor ancak şarkı yapım klasik bir poptan başka bir şey değil. Bu mantıklı geliyor mu?

İstanbul merak uyandırıyor

Sahne senin için ne ifade ediyor?

Sanırım sahnede her zaman ben olmaya çalıştım ama bazen başarısız oldum. Dürüstçe hiçbir zaman başkası olmaya çalışmadığımı söyleyebilirim. Gerçekten özendiğim, olmak istediğim hiçbir sahne personası yok. Bence geçen yıldan bu yana olan büyük değişiklik, yalnızca ben olmaya karar vermiş olmam. Eskiden herkesin hoşça vakit geçirmesini sürdürmek için sahnede ters takla atmak gibi şeyler yapmak için baskı hissederdim. Öğrendiğim şey, deli gibi olmak zorunda olmadığım ve dans etmek istediğimde sadece sesime ve dansa odaklanmam ve durmak istediğimde durmam gerektiği. Sonuç olarak insanlar benimle daha fazla ilişki kuruyor ve herkes mutlu bir şekilde ayrılıyor.

Kariyerinizde Abysmal Thoughts albümünü nasıl bir konuma koyuyorsunuz?

‘Abysmal Thoughts’ her zaman yapmak istediğim bir albümdü. Her zaman yapılacak başka bir albüm olduğunu da biliyorum, ancak bu yeni albümün verdiği mesajla gurur duyuyorum. Kendimin, kim olduğu ortaya çıkardığım ve hayatımın ne olduğu ortaya çıkarmak… Tek yol bu…

Siz son dönemde neler dinliyorsunuz?

Biraz Justin Bieber ve bolca 90’ların house müziklerini dinliyorum.

İstanbul’da çalmak size neler hissettirdi?

Daha önce İstanbul’da hiç çalmadım. İstanbul ile ilgili birçok sorum var. Çok merakımı uyandırıyor! Tüm popüler şarkılarımı sunmaktı amacım.

İlk albümde mutsuzdum

Son albümü kaydederken nasıl bir ruh halindeydiniz?

‘Derin’ sözcüğü gerçekten bu albümü hazırlarken hissettiklerimi özetliyor. Sanırım, hayatımın en karanlık günleriydi. Görüştüğüm arkadaşlarım muhtemelen iyi olduğumu düşündüler, ama ben gerçekten de acı çekiyordum. Kalbim kaybolmuştu. Çok fazla partiye gidiyordum ve her türlü kötü seçimi yapıyordum. İnsanlarla bağlantı kuramadım ve çok yalnız hissettim. Değer verdiğim bir ilişkiyi yok ettiğim için gerçekten aptalca hissettim. Buna ek olarak uzun zamandır arkadaşım ve grup üyesi olan Jacob’un ayrılışı. Hayatımdaki en önemli iki insan birkaç ay arayla ortadan kayboldu. Bu seferki büyük fark, dışa bakmak ve başkalarını suçlamak yerine içe bakmaya ve bazı sorunlarım için kendimi sorumlu tutmaya başladım. Bunu müziğe koymak çok terapötikti.

İlk albümünüzün gücü inanılmazdı. Dönüp baktığınız zaman bunun hayatınıza yansımasını nasıl hatırlıyorsunuz?

Çok teşekkürler. Güzel bir albümdü, ama o zaman mutsuz bir insandım. Bu yüzden o albümü çok fazla dinlemek benim için zor. Bana, kendimden nefret ettiğim ve kendimi tanımadığım bir zamanı hatırlatıyor. Aynı zamanda yeni albüm de eskiden kim olduğumun karanlık bir hatırlatıcısı olmakla birlikte, kendime ve dünyaya bakış açımdaki değişimi de işaret ediyor. Karanlık olduğu kadar öğrenme ve gelişmeyi de yansıtıyor.