Gazetevatan.com » Yazarlar » Hayal ediyor olmak sizi özgür kılar

Hayal ediyor olmak sizi özgür kılar

03 Eylül 2017 Pazar

Progresif rock/metal’in efsanevi topluluğu Dream Theater kariyerinin en önemli albümü “Images & Words”ün 25. yıl dönümünde bir daha tekrarı olmayacak çok özel bir konseptle İstanbul’a geliyor. Amerikalı grubun unutulmaz müzik ziyafeti 10 Ekim’de Volkswagen Arena’da gerçekleşecek. Grubun dahi klavyecisi Jordan Rudess ile müziğin hayatındaki önemini konuştuk...


Yaptığınız müziğin sınırları aşacağını ilk günden tahmin ediyor muydunuz?

Müziğin tutkum olduğunu biliyordum ve bunu paylaşmayı da severdim. Dünyanın dört bir yanında birçok kişiye müzik ile ulaşabilmek ise o kadar harika bir hissi...

Bu turnede çok da özel bir gösteri sunuyorsunuz. Hazırlık aşaması nasıl oldu?

Hem müzikal hem de yarattığımız konseptler bakımından çok çalışkan bir grubuz. Sahneye çıkmadan önce her zaman çok fazla plan yaparız. Sahnedeki gösterinin iyi düşünülmüş ve iyi provalandırılmış olmasından emin olmamız gerekiyor. Bunun için de çok ciddi bir hazırlık sürecimiz oldu.

Images&Words albümünün 25’inci yılını kutluyorsunuz. Bu albüm kariyerinizde nasıl bir noktada duruyor?

Dream Theater’ı ilk duyduğum albüm buydu ve çok sevmiştim. O zaman grupta çalmıyor olmama rağmen beni etkiledimişti.

Türk izleyicisi bizi hep destekledi

Sizin için sahneye çıkmak eskisi kadar heyecan verici mi?

Evet, dünde bugün de her zaman heyecan verici oldu.

Konser vermenin hazzını nasıl tarif edersiniz?

Bir müzisyen olarak konserler için seyahat etmeyi ve stüdyoda çalışmayı çok seviyorum. Her ikisi de tamamen farklı ama eş zamanlı olarak ödüllendirici olan yaratıcılığım için çıkışlar sunuyor. Fanlardan gelen geri bildirimler ise bu işin en harika kısmı. Türkiye’de bir sürü izleyicinin, yumruklarını kaldırmış şekilde bize doğru baktığı o ilk şovu hatırlıyorum. İnanılmaz derecede güçlü hissetmiştim kendimi. Bunu yaşamak bile paha biçilemez.

İstanbul hafızanızda nasıl yer etmiş bir şehir?

Harika bir şehir. Türkiye’de bizi her zaman destekleyen, güçlü bir dinleyicimiz olduğumuzu biliyoruz. Şehri gezdiğimizde birçok güzel insanla tanışmıştık.

Gençler artık gitar müziği değil de elektronik müziği tepeye taşıyor. Bu durumu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektronik müziğe olan ilgiyi anlıyorum. Ben de ilgileniyorum. Bence ne olursa olsun rock müziği her zaman yaşayacak. Ama bir besteci olarak benim gerçek ilgim Dream Theater ve ona mevcut tüm müzikal unsurları karıştırmak.

Çaldığınız grup aileniz gibi olmalı

Gruba dair anılarına dönüp baktığın zaman seni neşelendiren ve üzen anlar nelerdi?

Eski davulcumuz Mike Portnoy’un gruptan ayrılması çok üzücü bir olaydı. Anladığım kadarıyla bir noktada grupta kalıp kalmamasına dair bir karar verilmesi gerekiyordu ve bunu dile getirmek çok zorlayıcıydı. Muhtemelen de en mutlu olduğumuz an, grubun bir son yaşamak yerine daha da kuvvetlendiğimizi hissettiren Mangini ile tanışmamızdır. O inanılmaz bir davulcudur.

Grubu uzun yıllardır bir arada tutan hissi nasıl açıklarsın?

Aile gibi hissediyor olmamızdır. Bu da size birçok sorumluluk yükler. Hepimiz müziği hala seven müzisyenleriz. Her zaman birlikte dengeli bir enerji yakalamaya çalıştık. Yeni şarkılar yapmak için de hep istekli olduk.

Yeni şarkılar yaparken nelerin size ilham verdiğini fark ediyorsunuz?

Her zaman açık ve esnek fikirli olmaya gayret ediyorum. Hayal ediyor olmak ve bir şeyler yaratmak insanı özgür kılar. Zihninizin çevresinde dönen enerjiyi hissedip bunu notalara dökmek önemli bir şeydir. Eğer bir müzisyensen yapman gereken tek şey, içinden geçen hisleri en saf haliyle enstrümanına ve bestelerine dökmektir.

Sizce Dream Theater müzik tarihinde nasıl bir noktada duruyor?

Dream Theater, progresif metal’in dünyaya açılmasını sağladı. Progresif rock ve metalin mükemmel bileşimini göstermeye çalıştık. Tarzımız bizim haritamız yani yol göstericimiz oldu. Diğer gruplara özgürlüklerini tarzları ile de elde edebileceklerini gösterdik.