Gazetevatan.com » Yazarlar » Müziğimi tamamen duygular yönlendiriyor

Müziğimi tamamen duygular yönlendiriyor

16 Nisan 2017 Pazar

Bazı şarkıların her duruma ve her ana ayak uydurabildiğini düşünenlerdenim. Kanadalı grup Rhye’nin birçok şarkısı bazen huzurlu bir günün fon müziği olabilecek güce sahiptir, bazen de hüznünüzde elinizden tutar. Mike Milosh’un androjen sesi, fazlasıyla içsel şarkı sözleri Rhye’nin temellerini oluşturur. Rhye, 18 Mayıs’ta Babylon’da, 19 Mayıs’ta ise Cappadox Festival’deki Perili Ozanlar Vadisi’nde sahnesinde olacak. Milosh ile konserler öncesi gayet içten ve gerçekçi cevaplardan oluşan bir röportaj gerçekleştirdim.


Women albümünün ardından uzun bir zaman geçti. Birçok isimle ortak projelerde yer aldınız. Son olarak Bonobo ile yaptığınız şarkı beğeni topladı. Yeni albüm yapmama ve sessizliğinizi koruma nedeniniz nedir?

Yaratıcı süreçle ilgili bir karar değildi. Sadece albümlerimize çıkarmanın önünde sözleşmesel sorunlar bulunuyordu ve bu süreci yaşamak zorunda kaldık. Geçen Ağustos gibi de yeni bir albüm yapma özgürlüğüne kavuştuk ve ben de yeni albüm çalışmalarına başladım. Şimdi albümümüzü hangi plak şirketinden çıkaracağımız üzerine düşünmeye. Bu suskunluk kesinlikle bir seçim değildi ve yasal bir meseleydi. Yeni single’ımız bu yaza çıkacak.

Şarkılarınız çok duygusal ama umut da dolu. Bana göreyse libodosu ya da erotizmi bir hayli yüksek... Şarkılarınızın kimyasını siz nasıl tarif edersiniz?

Bu enteresan bir soru. Kendime göre tarif edecek olursam şarkılarım hayatımda yaşadığım gerçek durumlar hakkında ve ben bunlar hakkında şarkı söylüyorum. Tabii ki şarkılarda veya sözlerde çokça çift anlamlılık bulunuyor. Benim için şarkılarımı yazdığım zamanlarda yaşadığım, başımdan geçen şeyleri şarkıya geçirebilmek çok önemli. Bundan dolayı bu şarkıların içinde aşktan, gerçek hayattan unsurlar bulunuyor. Bütün bu şarkıların altında yatan temel temanın bir optimism, bir umut etme, hayatı sevme hali olduğunu söyleyebilirim. Ama biraz hüzün de var parçalarda ve bazen hüznün mutlu duyulmasını sağlıyorum. Bazense mutluluk varken onun hüzünlü duyulmasını sağlıyorum çünkü müziğini duyguları yönlendirebilmesini seviyorum.

Yeni albümde şarkılar daha organik ve canlı

Sesin özellikle Bonobo’nun Break Apart şarkısında çok daha vurucu bir hal almış. Müziğinizin son dönemde evrimini nasıl tarif edersiniz?

Hayatımın son dört yılında zor zamanlar yaşadım. Bu beni biraz etkiledi. Beni daha hüzünlü hissettiren zor şeylerdi. Mesela eğer Bonobo şarkısını dinlerseniz kesinlikle hüzünlü bir şarkı olduğunu fark edebilirsiniz. Bence hayatında başına gelenler konusunda dürüst olup onları kabullenerek yaşamak çok önemli. Ve bence müzik de aynı, o anda nasılsan müziğin de öyle olması lazım. “Tamam şu an böyle hissediyorum ve bunu ifade edeceğim” demen lazım ve bu yaklaşım benim müziğimi de çok etkiledi. Bunların yanı sıra, hayatımın yeniden bir anlamı varmış gibi hissediyorum ve bundan dolayı ortaya çıkan müzik çok dinamik oluyor. Şu sıralar yapmaya çalıştığım her çalışmanın altında yatan ortak tema her şeyin birazcık daha metanetli ve doğal olması. Mesela prodüksiyonda, önceki albümde elektronik davulu kullanırken yeni kayıtlarda gerçek enstrümanlar ve orkestra kullanıyorum. Bu, albümün kaydını etkiledi ve her şeyi biraz daha canlı, organik ve doğal hale getirdi.

Özellikle Women albümünün başarısı ile elektronik müzik yapan çoğu sanatçının şarkılarında vokal kullandığına şahit olduk. Siz bu albümle belli kalıpları da yıktınız mı?

Ben bu şekilde düşünüyor muyum emin değilim. Kendi yapmadığın şeyler için hak iddia etmek bana fazla kolay geliyor. Bazen müzik kültürünün içinde dahil olabildiğiniz belli dalgalar oluyor. Kalıpları yıkıp yıkmadığımı bilmiyorum. Sadece yaptığımı yapıyorum. Melodileri, vokalleri ve prodüksiyonu çok seviyorum. Şarkılarla hikayeler anlatmayı çok seviyorum. Bunu kendime has bir şekilde yapıyorum sadece. Bu kalıpları yıkıyor mu bilmiyorum, ben sadece kendim olarak görüyorum yaptığım şeyleri. Başkalarının bana kalıpları yıktığımı, maskülen rollere değişik bir şekilde bakmalarını sağladığımızı söyledikleri oldu. İnsanlar uzun bir süre bir kadın olduğunuzu düşünüyorlar ve birden erkek olduğunuzu fark ediyorlar. Ben bu farkındalık sürecini yaşamadım çünkü benim sesim zaten hep böyleydi. Kendimi hiç kalıpları yıkan biri olarak görmedim. Değişik isimler altında projeler yaptım ve yapmaya da devam ediyorum.

En erotik şarkımı daha kimse duymadı

Lirikleriniz aynı zamanda çok da şiirsel. Müziğin edebiyatla da bir bağı olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, yüzde yüz. Birkaç tane gizli tutkum var. Bazen benim bu tutkuları başarmamın yolunun müzikten geçtiğini düşünüyorum. Hazır hissetmesem de, bir kitap, bir roman yazmak istiyorum. Yazmayı çok seviyorum ancak hiç roman yazmaya çalışmadım. Sanırım muhteşem işler yaratmış yazarları görünce biraz ürküyorum bu fikirden. Müziğin, bu edebiyat dünyasına katkı sağlamanın bana özgü olan yolu olduğunu hissediyorum. Bir kitabı okurken aklınıza yaptıklarına bayılıyorum. Kafanıza gelen görüntüler, okuduğunuz kelimeler ve onların bazen nasıl ilkel deneyimleri ifade edebildikleri. Kitapta gergin bir andayken kalbinizin küt küt attığını hissedebiliyorsunuz ya da kahkahalara boğulabiliyorsunuz. Ben de müzik ile bunu biraz olsun başarabilmeyi umut ediyorum. İnsanlar sözleri duyduklarında akıllarında o kadar güçlü imgeler canlanabilsin ki o an için o duyguları yaşadıklarını hissedebilsinler. Yani sorunu kısaca cevaplamak gerekirse, yüzde yüz bağlılar. Müzik ve edebiyat birbirinin kardeşi.

Biraz kişisel bir soru ama size göre en erotik şarkınız hangisi?

Bilmiyorum. Evet biraz kişisel bir soru çünkü o şarkıları yazarken neler düşündüğüme kendi açımdan bakmam gerekiyor. En erotik şarkım sanırım daha kimsenin duymadığı bu yeni albümde olabilir. En erotik şarkımı daha dinleyiciler duymadı ama kaydedildi.

Bazen hayatımın soundtrack’ı olarak görürüm şarkılarınızı. Bunu sağladığınız için teşekkür ederim.

Bunu söylemen enteresan çünkü sanırım bu da benim hedefim, insanların bu şekilde senle bir bağ oluşturabilmesi. Bunu söylediğin için teşekkür ederim.

Kapadokya için çok heyecanlıyız

Kapadokya’nın mistik bir havası var. Sahne alacağınız Cappadox festivalin videolarına hiç denk geldiniz mi? Siz hem İstanbul hem orada nasıl bir performans gerçekleştireceksiniz?

Cappadox’un videolarını izlemedim çünkü çalacağım yerlerin videolarını önceden görmeyi sevmiyorum. Hiçbir beklentim olmasın istiyorum. Beklentim olmamasını gerçekten çok seviyorum çünkü anın içinde olabilmemi sağlıyor. Ama Kapadokya’ya gittim, beş altı yıl önce Türkiye’de bir ay geçirdim. Türk arkadaşlarımlaydım ve arabayla her yeri gezdik. Bana etrafı göstermek konusunda çok heyecanlılardı ve bir sürü güzel şey gördük. Tüm Kapadokya’nın doğası çok etkileyici. Sadece Göreme’de de kalmamıştık. Etrafta gezip yeraltı şehirleri ve muhteşem vadiler keşfettik. Orada fotoğrafçılık yapıyorduk ve etrafı keşfediyordum. O zamanki kız arkadaşım da orada arkeolojik bir alanda çalışıyordu. Grubumun yaşayacağı deneyim için heyecanlıyım, daha önce İstanbul’a geldiler ama Kapadokya’ya hiç gelmediler. Tek üzüntüm Kapadokya’da geçirecek çok fazla vaktimizin olmaması. Los Angeles’a geri dönmemiz gerekiyor, vaktimiz maalesef kısıtlı.

Konserlerde ne yapacağım konusuna gelirsek; sanırım ne yapmak istediğim hakkında temel bir fikrim var ancak ben seyirciye göre çalmaya çalışan biriyim ve eğer konser çok kalabalıksa sessiz bir izleyici kitlesine göre daha farklı çalarım. Sessiz izleyici kitlelerini genel olarak daha çok seviyorum çünkü sessizlik, konserde daha duygusal anların ortaya çıkmasını sağlıyor ve biz de daha sessiz, yumuşak ve hassas hale gelebiliyoruz. Ama benim için, ne olursa olsun, sahnede olmak her zaman eğlenceli, güzel ve biz de dinleyicilerin enerjisine göre hareket ediyoruz.