Gazetevatan.com » Yazarlar » Müziğe para ve zaman harcıyorum

Müziğe para ve zaman harcıyorum

02 Nisan 2017 Pazar


İlhan Erşahin, New York’taki kulübü Nublu ile bulunduğu bölgeye kültürel bir iz bıraktı. Erşahin ise bu noktada İstanbul ile de bağını koparmadı. Burada yer alan Wonderland ve İstanbul Session projeleri ile saksofonuna nefes vermeye devam etti. Erşahin ile Babylon’un kulisinde buluşuyoruz. Onun müzikten asla vazgeçmeyecek müzisyenlerden olduğunu anlıyorsunuz. Erşahin ile New York-İstanbul müzik hattını konuştuk.

Üsküdar Belediyesi, müzik dünyasının önemli ismi Ahmet Ertegün’ün ölümünün 10. yılı anısına saygı konseri düzenledi. Sen de Ertegün için sahnedeydin. Ahmet Ertegün hafızanda hep nasıl yer aldı?

1995 yılında New York’ta gündüzleri, bir kulüpte gerçekleşen brunch’larda çalıyordum. Bir gün birkaç limuzin araba kulübün önüne geldi ve 35 kişi birden mekana girdi. Ahmet Ertegün ve ekibiydi. Benim ismimi bir afişte görmüş ve Türk ismi olduğu için merak etmiş. Ardından beni evine davet etti. Arkadaş olduk onunla ve baba figürü oldu benim için. New York, Long Island ve Bodrum’daki ev partilerinde çaldım. Yaptığım müzikleri hep ona dinletirdim.

 

Müzikal anlamda size hiç yardımı dokundu mu?

Hayır, olmadı. Konser ya da plak şirketi ayarlamadı bana. Ama iyi arkadaştık. Böyle şeyler arkadaşlıkta pek önemli değildir. O bir ilham vericiydi bana. Nublu’ya geldi birkaç kere.

Nublu New York’ta tarihi bir yer oldu

İstanbul’da Nublu niye istikrar gösteremedi?

Ben öyle düşünmüyorum. Çok güzel geçti hepsi de. Beş kere ayrı ayrı yerlerde mekanı açtık. Ama hep mekan sahibi ile bir problem yaşadık. Kulüp olarak güzel geceler yaşadık. Benim mekan alacak param yoktu. O yüzden mekan sahiplerine isim hakkımız ve kültürümüzü verdik. Amerika’daki Nublu benimdir ve evimdir. Her şeyini ben yapıyorum. Buradaki Nublu’lar da kendi enerjisini yarattı.

Nublu için özel bir belgesel de çekildi. Ne hissettin ilk kez izlerken?

Benim için her gün Nublu ve müzik olduğu için normal geliyor. Dışarıdan baktım biraz da Nublu’ya…

Nublu sence nasıl bir kültür yarattı?

New York’taki East Village’ın devamı gibi… Orada hep önemli kulüpler vardı. Nublu da tarihi bir yer oldu. Bir sürü müzisyen, müzik dinleyicisi orada bir araya geldi. Benim müziğimin ismi de Nublu… Müziğimin içinde her şeyden olduğundan. Yaptığım işi tek bir janraya oturtmam gerekirse eğer onun da ismi Nublu olur. Şu anki çağ da öyle değil mi? Sabah klasik müzik ile başlayıp gün ortası pop, rock ve geceyi elektronik müzik ile bitiriyorsun.

Herkes müzikal bir arayışın içinde

Müzik dinlemekten sıkılan müzisyenlerden misin yoksa tam tersi mi?

Ben müziğe para ve zaman harcamayı seviyorum. Plak mağazalarına gidiyorum ve bilmediğim müzisyenleri keşfediyorum. Üç tane Nublu var Amerika’da. Oradan çıkmıyorum ve dinlediğim hiçbir müzikten sıkılmıyorum.

Nublu’da İstanbul’dan gelip çalan DJ’ler var mı?

Son zamanlarda yok neredeyse. Türkiye’den Amerika’ya turistik geziye gelenler ama eğlenmek için mutlaka uğruyor.

Şu sıralar müzikte yeni akımlar sence ne?

Herkes arayış içerisinde. Şimdi müziğin içinde her şey var. DJ’ler down tempolar ve slov müzik çalmayı çok seviyor. Arayış dönemindeyiz. Tek bir isim artık çok öne çıkmıyor. Ünlü olmak değil iyi işler yapmanın önemli olduğu bir dönem.

İstanbul her zaman cazibe merkezi

Sen neler dinliyorsun bu aralar?

Evde olduğum zaman kendi kayıtlarımı dinliyorum. Hep dinlemem lazım… Etnik ve DJ müzikleri de dinlemeyi seviyorum. Bir sürü kulübe gidiyorum ve yeni DJ’ler keşfediyorum.

Müziğin son dönemde yerinde mi sayıklıyor yoksa hep gelişim içinde mi?

Her türlü şey benim müziğimi etkiler. Hep bambaşka müzikler yapmaya çalışıyorum. Bazı seneler daha çok yazıyorsun, bazen daha suskun kalabiliyorsun. Haftaya mesela Brezilyalı arkadaşlarımla rock soundlu bir albüm yaptım o çıkacak. Ardından sonbaharda caz ağırlıklı bir albüm daha çıkıyor. İşler bitmiyor.

İstanbul müzik sahnesini nasıl görüyorsun?

İstanbul ne olursa olsun sanatçılar için hep cazibe merkezi oldu. Gaye Su Akyol, Dilara, Yasemin Mori gibi çok yeni isimler var. Türk sanatçılarının gelişimi çok heyecanlı. Büyük şehirler dalga gibidir. Mesela New York çok iyi şu aralar. Ama birkaç sene önce oradaki kulüpler çok sıkıcıydı. Şu an İstanbul sakin gibi ama bir iki sene sonra yeniden aynı heyecanına geri dönecektir. Büyük şehirlerin genelinde vardır bu.

İstanbul sana hala ilham veriyor mu?

Ben İstanbul’u çok seviyorum ve buradaki insanlar da ‘cool’.