Gazetevatan.com » Yazarlar » Tutku dolu müzik sahneleri

Tutku dolu müzik sahneleri

06 Kasım 2016 Pazar


Geçtiğimiz gün bir konser çıkışı yıllardır konserlere giden, sahne arkasında röportajlar yapan, hatta bir dönem müzik dergisi yapan arkadaşlarımla aynı masada toplandık. Geçmiş festivallerin enerjilerinden, nasıl tutkuyla bir röportajın arkasından koştuğumuzu, müzik ile oluşan anılarımızın artık çok daha değerli olduğuna kanaat getirdik. Yeni nesil bizden çok daha ‘cool’. Konserlerde sırılsıklam olana kadar dans etmek yerine sağa sola bakmayı tercih ediyor. Yeni şarkılar keşfetmeyi Spotify ya da Youtube kanallarına bırakıyor. Araştırmak onlar için galiba külfet belki de zamanları bizimkinden çok daha değerli... Sanki o tutku dolu festivaller dönemi bir daha olmayacakmış gibi hissetsem de umudumu bir türlü kıramıyorum. Koca bir ergen olmamdan kaynaklı da olabilir bu durum! O zaman elimizdeki konser mekanlarını ne kadar iyi değerlendiriyoruz ona bir bakalım...

Ahali kavramını hayatımıza sokan Babylon, köklerinden biraz kopuyormuş gibi geliyor. Bu yıl oldukça vasat ve kolaycılığa kaçan bir program ile karşımıza çıktılar. Mesela daha Babylon’da sezonu açıp bir konser izlemişliğim yok. Jay Jay Johanson ve Kabus Kerim içeren mekan programlarından gerçekten sıkıldık... Biliyorum buradan yazması kolay ama Babylon’un yenilikçi tavrı değil miydi hep hayran kaldığımız. Ama konumlandığı bomontiada’da enteresan ya da olması gereken bir kültür etkileşimi söz konusu. Oradaki restoranları bir gün iş çıkışı ya da bir Pazar kahvaltısında deneyimlemenizi öneririm. Yan masanızda aklınızı açacak bir sohbetin içine aniden dahil olacağınız kesin.

Kolektif bir birleşim

Geçtiğimiz gün de Zorlu PSM’deki aynı anda üç mekanda birden performansın olduğu bir güne şahit oldum. Önce ana sahnedeki Kadebostany konserine uğradım. Müziği pek benim tarzım değil, ama karşımdaki kalabalık beni şaşırttı.  Bu tarz ana akım olmayan ama çok ciddi hayranları bulunan grupları Türkiye’ye getiren organizatörler net karlı çıkıyor o işten. Hatırlatırım Chet Faker ve Oscar and The Wolf gibi iki isim İstanbul’da çaldıkları mekanları tamamen doldurmuş, karşılarındaki kalabalığa onlar da şaşırmıştı. Konserin yarısından çıkıp drama sahnesindeki Fenesz konserine geçtim. Fenesz, seslerle adeta bir sanat eseri ortaya çıkartıyor. Zaten onun elektronik müziğinin sırrı da bu. O müziği tanımlamak ve üzerine hayaller kurmak da size kalıyor. Bu konser sonrası saat 03.00’a kadar açık olan Studio kısmına uğradım. Dans etmek için Zorlu ideal bir mekan yaratmış. Buraya dair tek sıkıntı, Studio’dan çıkar çıkmaz sizi karşılayan tipik bir AVM dizaynı... Evet, Zorlu PSM zaten bir AVM’nin içinde ama Studio’dan çıktıktan sonra biraz daha sokak izlenimi veren bir mekan içi tasarımı daha güzel yapmaz mıydı alanı?

Anadolu yakası için de önerilerim var. Bant dergisinin ekibinin açtığı Kadıköy’deki Havuz’a mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Mekan tam anlamıyla kültür sanat mabedi haline gelmiş durumda. Havuz’da her an karşınıza enteresan bir konser etkinliği çıkabilir. Kolektif ruh ile bir araya gelmek her zaman ilham vericidir. Yılların değişmeyen Peyote’sini de es geçmemek lazım. Teras katında müzikler hala çok güzel, orta katta da keşfetmenizi bekleyen müzisyenler sahne alıyor. İlk aşkımız Taksim’i unutmamak lazım!