Dünya Bankası'ndan Türkiye açıklaması!

AA |  09 Nisan 2020 Perşembe - 14:08 | Son Güncelleme : 09 04 2020 - 14:15

Dünya Bankası tarafından yapılan tahminde, "Türkiye ekonomisi 2020'de 0,5 büyüyecek." denildi.


Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin bu yıl sonunda baz  senaryoya göre yüzde 0,5, gelecek iki yılın sonunda ise yüzde 4 büyüme  kaydedeceği tahmininde bulundu. 
 
Dünya Bankası’nın İlkbahar 2020 Avrupa ve Orta Asya Ekonomik  Güncelleme raporunda Türkiye’nin 2020’de yüzde 0,5, 2021 ve 2022 yıllarında ise  yüzde 4 büyüme kaydedeceği öngörüsüne yer verildi.
 
Raporda, Türkiye'de enflasyonun bu yılın sonunda yüzde 11, gelecek  yılın sonunda yüzde 9, 2022 yılında ise yüzde 8,5 seviyesinde olmasının  beklendiği belirtildi.
 
Dünya Bankası raporunda, Türkiye’de cari açığın GSYH’ye oranının   2020'de yüzde 2, 2021'de yüzde 3,2, 2022'de yüzde 3,4 olarak gerçekleşmesinin  öngörüldüğü ifade edildi.
 
Türkiye’nin geçen yıl özel tüketimdeki ivmelenme ile pozitif bir  büyüme kaydettiği ifade edilen raporda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19)  salgınının büyümede istikrarı ve hanehalkının gelir beklentilerini tehlikeye  düşürdüğü öngörüldü.
 
Raporda, Kovid-19 salgınının kötüleşmesini ve devam eden jeopolitik  gerilimleri Türk ekonomisi için büyük riskler olarak sıralanırken, düşük petrol  fiyatlarının ülkenin ithalat faturasındaki düşüşü destekleyeceği belirtildi.
 
Bununla birlikte, Türk ekonomisinin büyümesinde önemli rol oynayan  ihracat ve turizmin Kovid-19 salgını yüzünden şoklara karşı savunmasız kaldığının  belirtildiği raporda, Türk hükümetinin risklerin bazılarını azaltmak için  şirketlere kısa dönemli likidite sağlayan 21 Maddelik Ekonomik Tedbir Paketi  açıkladığı belirtildi.
 
Kovid-19’un ekonomik etkileri ile ilgili projeksiyonlarda önemli  belirsizlikler mevcut
 
Dünya Bankası'nın raporunda, sağlık sistemlerine yapılacak yatırımlara  öncelik veren ve özellikle en kırılgan gruplar olmak üzere insanlar için güvenlik  ağları sağlayan kararlı politika önlemlerinin bölgede Kovid-19 pandemisinin  etkilerini azaltmada kritik önem taşıdığı kaydedildi.
 
Bölge ülkelerinin geçici işletme kredileri, vergi indirimleri veya  vergi ödemelerindeki ertelemeler yoluyla özel sektörü destekleyerek ekonomik  faaliyetin sürdürülmesine yardımcı olabileceği vurgulanan raporda, etkilenen  KOBİ’lerin hedefli kamu sübvansiyonlarından önemli ölçüde yararlanabileceği ifade  edildi.
 
Raporda, Kovid-19’un ekonomik etkileri ile ilgili projeksiyonlarda  önemli belirsizliklerin mevcut olduğunun altı çizilerek, şu değerlendirmelere yer  verildi:
 
“Rapor kapsamında, pandemi sonucunda ortaya çıkabilecek büyüme  sonuçlarının hangi aralıklarda olabileceğini göstermek için simülasyon  uygulamaları hazırlanmıştır.Senaryolar koronavirüs pandemisinin etkisiyle  bölgesel büyümenin 2020 yılında resesyona girerek yüzde eksi 4,4 ile yüzde eksi  2,8 arasında daralacağını, sonrasında ise politika önlemlerinin uygulamaya  konulması, küresel emtia fiyatlarının kademeli olarak toparlanması ve ticaretin  güçlenmesi ile birlikte 2021 yılında yükselişe geçeceğini göstermektedir.
 
Kovid-19 pandemisinin Avrupa ve Orta Asya bölgesinin kırılganlıklar  yaşadığı bir dönemde ortaya çıktığına yer verilen raporda, “ Avrupa ve Orta Asya  bölgesinin yükselen piyasalarında ve gelişmekte olan ekonomilerinde 2019 yılında  büyüme hızı yavaşlayarak yüzde 2,2’ye inmişti. Şubat ayından bu yana bölge hem  acil sağlık krizi hem de küresel pandeminin getirdiği uzun vadeli zorluklar ile  baş edebilmek için giderek yoğunlaşan bir mücadele yürütüyor.” ifadesine yer  verildi.
 
Rapora göre, ihtiyaç sahibi kişilere, ailelere yardımcı olmaya yönelik  nakit transferleri ve işletmelere sağlanacak geçici işletme kredileri ve vergi  indirimleri gibi destekleyici önlemler krizin etkilerini hafifletmede ve işlerin  korunmasında kritik önem taşıyacak.
 
Raporda görüşlerine yer verilen Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya  Bölgesi Başekonomisti Aslı Demirgüç Kunt, sosyal mesafe ve gerekli olmayan  işletmelerin ve okulların kapatılmasının pandeminin kontrol altına alınması ve  hayatların kurtarılması için gerekli önlemler olduğunu vurgulayarak, “Aynı  zamanda, uygulanacak politikaların bu önlemlerin ekonomik maliyetlerini düşürmeyi  ve pandemi sona erdikten sonra uzun bir toparlanma süreci yerine hızlı bir  toparlanma sağlaması hedeflemesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.