Gazetevatan.com » Yazarlar » Dedenin yedikleri torunu şişmanlatır

Dedenin yedikleri torunu şişmanlatır

12 Nisan 2014 Cumartesi


Malezya’daki Dünya Obezite Kongresi’ndeydim. Küresel bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite oranı Amerika’da yüzde 70’e, Avrupa’da yüzde 58’e çıkarken, Türkiye’de de yüzde 30’u geçti. Etrafımız lezzetli ve ucuz yiyeceklerle dolu, özetle modern yaşam şişmanlatıyor. İşte sorunun kaynakları ve çözüm yolları...

Geçen hafta Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının toplandığı harika bir kongredeydim. 4 gün boyunca heyecanla yeni bilgileri kapmak için o salondan bu salona koştum; notlar tuttum, röportajlar yaptım. Tıpta öğrenmenin sonu yok; dünyada o kadar güzel araştırmalar yapılıyor, o kadar çok bilgi yağıyor ki! Bu kongreye Türkiye’den katılarak tıp doktoru -medikal gazeteci- sıfatıyla tek izleyen bendim. İşte Dünya Obezite Kongresi’nden sizin için seçtiklerim...

Yediğiniz toksikler genetiğinizi etkiliyor

Prof. Lilienthal Heitmann Danimarka, Frederiksberg Hastanesi:

- Toksik kimyasalların etkileri çok küçük dozlarda bile görülebiliyor. Hormonal yapımızı bozuyorlar.

- Biz bu kimyasalları plastik, teflon, giysi, kozmetik gibi yerlerden alıyoruz. Ana giriş yerleri yiyecekler.

Hamileler dikkat!

- Toksik maddelere hayatımızın kritik bir döneminde maruz kalırsak etkileri çok daha fazla oluyor. Örneğin; anne karnındaki dönem. Bebeğin doğal kilosunda kalıcı etkiler yaratabiliyor.

- Anne sütüyle beslenmenin bebeği ileride aşırı kilolu bir yetişkin olmaktan koruyor ve sağlıklı kılıyor.

- Yediğimiz toksik kimyasallar vücudumuzun epigenetiğini de değiştirip diğer kuşaklara da kalıcı değişikliklere sebep olabiliyor.

Gen değişikliği var

- Toksikler nesiller boyunca gen değişikliği yapıyor. Yani torununuzun çocuğu siz toksik maddelere maruz kaldınız diye şişman olabilir!

- Toksik maddeler kadınlarda erkeklere oranla daha çok toplanıyor.

Stres ve diyet şişmanlığı tetikleyebiliyor!
Prof. Andrew Steptoe Londra Kolej Üniversitesi:

- Deney ortamında fareyi strese soktuğumuzda yaptığı ilk iş yemeyi kesmek! İnsanda öyle olmuyor. Aksine ‘Rahatlamak için yemeye yöneliyor. Genelde seçtiği de çok daha yağlı ve kalorili yiyecekler!

- Stresle şişmanlığın ilgisi var mı? Evet, var! Stresle birlikte davranış ve fizyolojimizdeki değişiklikler de obeziteyi tetikliyor.

- Aşırı diyete dikkat! Aşırı diyet sonrası strese giren kişi, diyet

öncesine göre çok daha fazla yiyor.

- Çalışma süresi uzayan kişi doymuş yağdan zengin, şekerli ve kalorili yiyecekleri artırıyor.

Virginie Lecomte New South Wale Üniversitesi:

- Bir büyükbabanın sürekli çok yağlı beslenmesi kız torununda pankreas hücrelerinin işleyişini bozuyor. Farelerle yaptığımız deneylerde bu genetik ilişkiyi rahatlıkla gözlemledik .

- Ayrıca büyükbabanın yağlı beslenmesi kız torunda metabolizma sorunlarını programlıyor.

- Dedesi kötü beslenen torunlarda beslenme problemlerinin yanı sıra yağlı beslenme sonucu gelişen metabolik hastalıklar da çok daha kötü seyrediyor.

Fakir aile çocukları daha şişman oluyor

Tim Lobstein Obezite Çalışma Birliği Yöneticisi/İngiltere:

- İngiltere, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde çocuk obezitesi 2003’lerden beri kontrol altında. V ar ama ilerlemiyor.

- Yapılan araştırmalara göre zengin aile çocuklarında şişmanlık oranı azalmış. Fakir aile çocuklarında şişmanlık aynen devam ediyor.

- Sosyal eşitsizliğin fazla olduğu ülkelerde (zengin fakir arasındaki fark artıkça) zenginler ve fakirler arasındaki obezite oran farkı da artıyor.

- Zengin fakir arasındaki farkın az olduğu ülkelerde çocuklarda şişmanlık da daha az görülüyor.

Diyet yaparken kaslarınızı zayıflatmayın

Prof. Jean Michel Oppert Piere ve Marie Curie Üniversitesi:

- Kilo verebilmek için haftada 2,5 saat egzersiz ve 2 kez de ağırlıkla çalışma gerekiyor.

- Kilo almayı önlemek içinse haftada 4 saatten fazla egzersiz yapmalısınız.

- Şişman hastaları nasıl harekete yönelteceğiz? İşte bizim gerçek sorunumuz!

- Diyet yaparken vücut kompozisyonunun nereye gittiği çok önemli. Kas dokusunu korumak için hareket etmek gerekiyor.

- Diyet yaparken protein tüketimini de aynı şekilde artırırsak daha az kas kitlesi kaybederiz.

- Pedometre ile egezersiz yapan insanlar daha fazla yürümeye başlıyor. Günlük adım sayısını artırıyor.

İki şeye dikkat: Kalori ve enerji balansı

Prof. Wim Saris Maastricht Ün. Beslenme Araştırma Enstitüsü, Hollanda

- Modern yaşam şişmanlamaya katkıda bulunuyor: Her yer lezzetli ve ucuz yiyecekle dolu.

- Günde 30 dakika orta şiddette egzersiz diyabet ve kalp hastalığı riskini önlemede etkili, ama kiloyu önlemede değil.

- Kişi şişmansa yüksek proteinli diyet işe yarıyor; kilo veriyor. Ancak normalse aksine bu protein diyetiyle kilo alıyor.

- İki grup 10 hafta süreyle 600 kalorilik diyete sokulmuş. Birine çok yağlı birine çok az yağlı beslenme biçimi uygulanmış. Sonuç: İkisi de aynı kiloyu vermiş.

- Kalorinin nereden geldiği önemli değil. 1 kalori 1 kaloridir. Bu besin kaynağından bağımsız. Kilo almamak için dikkat edilecek nokta; fazla kalori almamak ve enerji balansını sağlamak.

- Tekrar kilo almayı önlemek için günde 60-90 dakika orta şiddette egzersiz yapılmalı.

- Şişmanlıkla mücadelede ilaçlarla destek gerekiyor. Yeni ilaçlar işimize yarayacak.

Obezite ve diyet hapı geliyor!

Prof. Dr. Max Lafontan Kalp-Damar Hastalıkları Enstitüsü, Fransa

Profesör Lafontan, yıllar önce Paris’te bir konferensta anlattıklarınızla beni büyülemiştiniz. Şişmanlığa gerçekten çare yok mu hâlâ?

İnsanlar şunu anlamalı artık; yağ hücrelerimizi çok erken yaşlarda oluşturuyoruz. 20 yaşına geldiğimizde yağ hücrelerimizin neredeyse tamamı oluşmuş halde. O yüzden önemli olan mümkün olduğunca erken önlem almak. Her yağ hücresi 300 kattan fazla genişleyebiliyor. Bu nasıl bu kadar kilo alabildiğimizin açıklaması işte. Sığacak çok yer var!

WHO’nun mart başında ‘1 günde aldığınız kalorinin yüzde 10’dan azı şekerden gelmeli' açıklaması çok tartışıldı. Çoğumuz buna ulaşılması zor , fazla zorlayıcı bir rakam olarak görüyoruz. İnsanların günde 12 çay kaşığından az şeker tüketmeleri zor, keyif kaçırıcı...

Şişmanlıkta sorun yasaklı ürünü yemek değil. Sorun çok fazla yememiz. İçeriye giren kalori fazla. Obezite karmaşık bir sorun. Tek nedeni yok. Genetik, çevre, psikoloji, hareketsiz yaşam, aşırı kalori almak, sosyal durum... Hepsi etkiliyor.

Önemli olan insanları sağlıklı alışkanlıklara nasıl yönlendireceğimiz. Anneler çocukları için yemek pişirmeli.

BU HAP İNSÜLİNDEN ÇOK DAHA ETKİLİ!

Sizce bu kongreden çıkan manşet, en bomba gelişme ne?

Japonların buluşu! Ne yazık ki açıklama yapacak profesör gelip sunumunu yapamadı. (Malezya uçağının kaybolmasından ürktü, gelemedi haberi dolanıyordu.)

Japonlar obezite ve diyabete bir hap bulmak üzere! Adiponektin bir hormone var; diyabete karşı gelen bir yararlı bir hormon bu... Şişman diyabetli kişilerde bu hormon azalıyor. Japonların geliştirdiği hap bu hormonu taklit ediyor.

Şu anda kullanmaya başladılar mı?

Henüz hayvanlar üzerinde deneyler yapılıyor. Bu deneylerde büyük ölçüde başarı sağlandı.

İnsanlarda ne zaman kullanılabilir?

3-5 yılı bulur. İnsülinden çok daha iyi bir tedavi yöntemi olacak elimizde. Tıp için çok önemli bir adım!

En ideal beslenme Akdeniz tipi!

Prof. Susan Webb Oxford Üniversitesi

- Çok fazla şişman hasta var. Ne yazık ki bu kadar insanı tedavi edecek yeterli diyet ve spor elemanı yok.

- Obeziteyle savaş konusunda uzun süreli başarı konusunda karamsarlık var.

- Şişman insanların yedikleri yiyecekleri daha tatmin edici hale getirebilirsek fark yaratabiliriz.

- Yağ fakiri diyetler ne yazık ki işe yaramıyor.

- Deneylerde Akdeniz tipi beslenen insanların kilo kontrolünde çok daha başarılı olduğunu gördük.

- Kilo vermek isteyen insanların kesinlikle motivasyona ihtiyacı var, daha fazla eğitime değil!

- Bu işi ticari olarak yapan kişilere başvurmak kilo verme oranını artırıyor.

- Diyet+ egzersiz her zaman daha çok işe yarıyor. İlk 2-3 ayda sadece diyet yapanla, diyet+ egzersiz yapan arasında çok fark yok, ama 12’inci ayda diyet + egzersiz çok büyük fark yaratıyor.

- Belki de verilen kiloyu uzun süre korumak için 2-3 yılda bir veya 5 yılda bir programa girilmeli.

Atıştırarak yemekten vazgeçin!

Prof. Andrew Hill Leeds Üniversitesi

Prof. Hill sizi Lizbon’daki Çocuk Obezitesi Kongresi’nde tanıdım.

Bu konuda en önemli uzmanlardan birisiniz. Çocuklarda yeme bozluklukları yayılmaya başladı. Anne-babalar panikte. İlk belirtiler nedir?

Yeme bozukluğu olan çocukta birçok saklı stres oluyor. Bozukluklar bu baskıyla ortaya çıkıyor. İlk belirtilerden biri çocuğun kendi kendine zarar vermesi... Örneğin; vücudunu çizmesi, yaralaması gibi...

Kilo değişikliği oluyor mu?

Eğer çocuk aniden çok fazla kilo alırsa bu da önemli bir işaret olabilir.

Tedaviye ne zaman başlamalı?

Belirtileri görür görmez!

Şişmanlık bir zihinsel sorun mu aynı zamanda?

Hayır. Şişmanlık yeme bozuklukları için bir risk faktörü. Çocuklukta ve erişkinlikteki şişmanlık atıştırırcasına yeme bozukluğu riskini artırıyor. Ayrıca genel olarak psikiyatrik bozukluk riskini de!

Kime atıştırırcasına yiyor (binge eating) diyebiliriz?

İki kriter olmalı: 1) Miktar çoktur ve yeme çok hızlıdır. 2) Kontrol ortadan kalkmıştır.