Gazetevatan.com » Yazarlar » Sürekli pasta-börek yapanın dişi çürüyor

Sürekli pasta-börek yapanın dişi çürüyor

07 Aralık 2013 Cumartesi


Unlu gıdaları çok seven bir toplumuz. Börekler, kekler, kurabiyeler, şerbetli tatlılar; bunlarla önemli oranda boş kalori alıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü haritasında dünyanın en şişman kadınları arasına girmişiz. Erkekler de nasibini alıyor. Şişmanlığa sürüklemenin dışında bu yiyecekler bir de diş çürüğü yapıyormuş! Diş Hekimi Ülkü Koloğlu’ndan öğrendiğime göre pastacı çürüğü diye de bir çürük bile varmış!

Pastacı çürüğü nedir?

Un ile çok temasta olunan ortamlarda, havadaki un partiküllerinin diş yüzeyine yapışması ve bu partiküllerin bakteri yoluyla aside dönüşmesiyle mine yüzeyinde çürük odağı oluşur. Buna pastacı çürüğü diyoruz.

Diğer çürüklerden farklı mı?

Diğer tip çürükler; arkada, temizlenemeyen fissürlerde ve ara yüzlerde oluşur. Doğal olarak dişin dudağa bakan geniş parlak, temizlenebilen yüzeyinde çürük nadir görülür. Dişlerin dudağa bakan yüzeyinde çürük gördüğümüzde unla meşgul olunan bir meslekle mi uğraşıldığını merak ederiz.

Yani biz pasta-börek yaparken un havalanıp yapışıyor dişlerimize?

Evet. Ya da un solunum yoluyla alınabiliyor. Eğer bulunduğumuz ortamda sürekli unla uğraşılıyorsa, havada un çoksa... Tabii bu çürük stili protein azlığına da işaret ediyor. Her ne kadar ortamda un partikülleri olsa da ardından tüketilen süt, yoğurt, peynir çürüğü nötralize eder. Pastacı çürüğünün varlığı bize bu gıdalardan da fakir beslenildiği bilgisini veriyor.

Anadolu’da bazı köylerde çok genç yaşta insanların bile dişlerini kaybettiğini gözlemledim. Bunun nedeni nedir? Yeterli protein almamak mı, un mu?

Çürük yaygınlığı ekonomik ve kültürel seviyeye göre de değişiklik gösteriyor. Çok fakir çevreler; şekere, pastahane ürünlerine, bakkal kültürüne erişemedikleri için, bunun yanında doğal beslenmek zorunda kaldıklarından (meyva ve sebzelerin işleme tabi olmadan doğal tüketilmesi, karbonhidratlı gıdaların en ilkel halleriyle kullanımları) çürük açısından şanslı gruba giriyorlar. Ekonomik seviye yükselip, bakkal, market, pastahane gibi yerlerdeki şekerli ve lezzetli ürünlere ulaşılabilirlik arttıkça çürük oranı da artıyor. Maddi zenginliği kültür ve bilinç desteklemezse ağız sağlığı tehdit altına giriyor.

Bir de biberon çürüğü diye bir çürük varmış. O nedir?

Biberon çürüğü de şu: Yatarken biberonla uyutma alışkanlığı yine ön dişlerin dudak yüzeylerinde çok erken zamanlarda çürümelere neden oluyor. Hele bir de süte şekerli gıdalar ilave edilmişse... Aynı etkiyi bebeği oyalamak için şekerli gıdalara batırılmış emzikler de yapıyor.

Siz diyorsunuz ki ‘çürük bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır’

Evet. Son yıllarda “çürük bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır” bilgisine erişildi. Dolayısıyla ailede birkaç kişinin çürük konusunda temkinli, duyarlı olması çürükten korunması için yeterli olmuyor. Yaygın çürüğü olan birey, diğer aile bireylerine de çürüğünü bulaştırıyor. İlk olarak annenin bebeğine verdiği emziği ağzına alması veya aynı kaşığı kullanmasıyla bebeğe çürük bakterisi ekilebiliyor. Sonra tüm aileye bulaşıyor.

Diş çürüğü genetik midir peki?

Diş çürüğü genlerle geçmez. Fakat yukarıda anlattığım yeme şekilleri, alışkanlıklar, davranışlar, kültür ve bulaştırma şekli aile içinde benzer olduğu için bir ailede çürük hiç yokken diğer ailede çok yaygın görülebiliyor.

Son yıllarda moda olan diyetler var. Sadece sebze-meyve suyu içmeye dayalı programlar bunlar... Sadece sıvılarla beslenmenin diş üzerindeki etkisi nedir?

Gıdaları çiğneyerek tüketmek; dişetleri ve dişler açısından çok gerekli. Dişler bulundukları ağız ortamında çene kemiği içinde bulunuyorlar. Çene kemiğine de ligamanlar (bağlar) vasıtasıyla tutunuyorlar. Çiğneme olmadığında bağlar kuvvet kaybediyor. Ardından kemik desteği ve dişeti desteği kalktığı için dişlerde sallanmalar başlıyor. Ayrıca çiğneme ağız ortamında mekanik temizlik sağlıyor. Lifli ve sert gıdalar bakteri plağı oluşumunu engellediği için çürük ve dişeti hastalığının da önüne geçilmiş oluyor. Kısaca; çiğnemek, ağız sağlığının vazgeçilmezi...

Dişe en iyi gelen yiyecekler hangileri?

Şekerden fakir, proteinden zengin, lif içeren gıdalar faydalı. Süt ve ürünleri, et çeşitleri (özellikle balık), çiğ sebze ve meyvalar (havuç, elma), işleme tabi olmamış karbonhidratlı gıdalar (doğal pirinç, bulgur ve un.) İşleme tabi olmamış gıdaların ağızda metabolize olma süresi uzayınca asit oluşumu mümkün olmuyor.

Diş sağlığı için ‘Dikkat , uzak durun’ dedikleriniz?

Yumuşak, yapışkan, çiğneme gerektirmeyen şekerli gıdalar (kek, pasta, şeker, lokum) Asitli ve kolalı içecekler. Asit ve şeker oranı yüksek meyveler (narenciye) Tüketildikten sonra mutlaka ağız çalkalanmalı. Asitli gıdalardan sonra hemen diş fırçalama yumuşayan minenin kaybına neden oluyor.

Dişe en faydalı mineral kalsiyumlu gıdalar + florür mü?

Evet. Örneğin; Türk çayı yoğun florür içerdiği için Karadeniz bölgemizde çürüğe daha az rastlıyoruz. Gıdalardan en yoğun olarak deniz ürünlerinde rastlıyoruz bu minerale. Özellikle de deniz ürünlerinin kabuğunda, kılçığında... Florürün diş çürüğünü önleyici etkisi nedeniyle bazı ülkelerde okul suları, sütleri florürleniyor. Bu ülkelerde neredeyse çürük unutuluyor.

Sararmalara karşı dişlerimizi eskisi gibi karbonatla ovalım mı? Karbonatın ağartıcı etkisi var. Ama aşındırdığı için sonrasında daha derin kalıcı sarılık oluşuyor. Bu nedenle karbonat değil, diş macunlarını tavsiye ediyoruz.

Tansiyonunuz yüksekse portakal suyu için!

Portakal suyunun içinde bol hesperidin var. Bu özellikle narenciye grubu meyvelerde bulunan bir flavanoid; yani antioksidan bitkisel bileşik. Fransız araştırmacılar hesperidinin etkisini araştırmışlar. Orta yaşta kilolu erkekleri alıp portakal suyu içirmişler. Az da değil; her gün yarım litre! Dört hafta sonra tansiyonlarının düştüğünü görmüşler. Kanda hesperidin konsantrasyonu arttıkça küçük damarların mukozasının (iç duvarı) çok daha sağlıklı hale geldiğini saptamışlar. Hesperidin portakalın en fazla kabuğu ve kabuğun altındaki beyaz, halkımızın ekmek dediği kısmında var. O yüzden portakalı soyarken üzerinde bu beyaz kısımların kalmasına dikkat edin ve suyunu süzerek değil, bol posalı için.