Gazetevatan.com » Yazarlar » Biz İngilizlerden daha mı zenginiz?

Biz İngilizlerden daha mı zenginiz?

30 Kasım 2013 Cumartesi

İngiltere’deki evimizde mutfakta üç adet çöp kutusu duruyor:


1-Sebze-meyve, çay poşetleri artıkları için.

2-Kağıtlar için.

3-Genel atık (teneke kutu vs.) için.

İş adamı eşimi hiç üşenmeden yoğurt kaplarını elinde yıkayıp kurulayıp özenle çöp kutusuna yerleştirirken ilk gördüğümde “Ufff, amma uzun iş, kim uğraşır bununla” demiştim. Bana belediyeden gelen dergiyi gösterdi. Toplanan atıklarla neler kazanıldığını, ne kadar Pound kazanç sağlandığını fotoğraflarla anlatan, her eve yollanan aylık bir dergi. Bunu da görünce pes dedim: “Biz bu İngilizlerden daha mı zenginiz?” Adamların kişi başı milli geliri 39 bin dolar, bizimki 10 bin dolar. (2012 verileri!) Yani bizden dört kat daha zenginler! Bu refahı ülkeyi daha havadan gördüğünüzde bile anlıyorsunuz zaten... Ben böyle üzülürken imdadıma Ataşehir Belediyesi yetişti, yüzümü güldürdü!

Kampanya başlatmışlar; Ataşehir’de çöpleri çiçeklere dönüştürüyorlar.

“Çöpler Çiçek Olsun” kampanyası ile evsel atıkların organik kısımları ayrıştırılarak, bahçelere ve saksılara dikilecek çiçekler için organik gübreler üretiliyor. Bana da bu ürettikleri gübreden yollamışlar, hemen çiçeklerime serptim. Kampanya için yörede yaşayanlara seminer ve kapı kapı bilgilendirme çalışmalarıyla çöpleri ayrıştırmanın önemi anlatılmış. Ardından site sakinlerine evsel atıklarını ayrıştırabilmeleri için özel atık kutuları hediye edilmiş. İTÜ’den Doç. Dr. Orhan İnce, bu projeye özel bir kompost makinesi tasarlamış ve üretmiş. Site sakinlerine verilen kutularda biriktirilen organik atıklar, bu kompost makinesinde özel bir işlemden geçirilmiş ve gübre haline getirilmiş.

Ne mi kazanmışlar? Bir ayda 76 adet yetişkin ağacı kesilmekten kurtarmışlar; bir arabanın temelli olarak trafikten çekilmesine eşdeğer oranda karbondioksit salınımını azaltmışlar. Bir ay boyunca ayrıştırılan metal atıklarla 73 bin 600 litre su tasarrufu sağlanmış. Darısı hepimizin başına!

Oktay Usta'nın Omega 3 deposu Somon Güveci

Oktay Usta’nın “Yeşil Elma” programına konuktum. Yaptığı somon güvece bayıldım. Hem çok lezzetli, hem çok pratik. Sunumu da çok şık, ortaya kocaman bir güveçle getiriyorsunuz. Aileye de misafirlere de gider. Somon yağlı bir balık; Omega 3’ lerden en zengin balıkların başında geliyor. Omega 3 yağları da kalp-damar hastalıklarından koruyor, kanı akışkan hale getiriyor, cildi güzelleştiriyor. İçindeki sebzelerden de bol C vitamini alıyorsunuz. Şu soğuk günlerde protein ihtiyacınızı da, C vitamini de, paket gibi Omega 3 yağlarını da alabileceğiniz harika bir yemek tarifi!

Malzemeler: - 1 kg somon - 1 soğan - 5 diş sarımsak - 1 kase mantar - 2 domates - 3 yeşil biber - 1 kırmızı biber - 1 tutam biberiye - Tuz - Karabiber - Zeytinyağı

Hazırlanışı: - Somonu kuşbaşı doğrayın. - Sebzeleri iri kıyın.

- Aynı anda somon ve sebzeleri ayrı tavalarda zeytinyağında çevirerek pişirin.

- Hepsinin iri bir güveç kabına alın.

- Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişirin.

DR. BRADLEY’NİN LIGHT MUTFAĞI

İş yerinde beş çayı için light kurabiye tarifim

İstanbul trafiğinde çalışanların eve varması akşam saat 20-21’leri buluyor. Akşam yemeği için çok geç bir saat! Eğer ara öğünde bir şey yememişlerse bu saatte aç kurt gibi saldırıyoruz ve çok kilo alıyoruz. Bu yüzden eve geç varanlara özellikle beş çayını kaçırmamalarını öneriyorum. İşte bu saatte keyifle atıştırabileceğiniz sağlıklı light bir tarifim var. Hafta sonu bir tepsi yapın, tüm hafta yiyin.

Malzemeler: - 15 yemek kaşığı yulaf ezmesi - 5yemek kaşığı buğday kepeği - 1 kase light yoğurt - 1/2bardak kaynamış su

- 4 yemek kaşığı toz tatlandırıcı

- 2 yemek kaşığı tarçın

- 2 avuç kuru üzüm

- Süslemek için fındık

Hazırlanışı: - Tüm malzemeyi iyice yoğurun.

- Dondurma kaşığıyla alarak fırın tepsinize dizin.

- Üzerlerine birer fındık yerleştirin.

- 150 derece fırında pişirin.

Avusturya elçisinden notlar: TÜRKLER OBUR DEĞİL

Ogier Ghiselin de Busbecg Osmanlı’ya Avusturya sefiri olarak İstanbul’a gelmiş. 1554’den 1562’ye kadar kalmış. Gözlemlerini uzun mektuplar halinde arkadaşı Nicholas Michault’a yazmış. Busbecg’in mektupları ilk kez 1939’da yayımlanmış. Benim sahaflarda bulduğum kitap Tercüman Gazetesi Yayınları’ndan “Türkiye’yi Böyle Gördüm” adıyla çıkmış. İşte ilginç detaylar:

"Türkler obur değillerdir. Gayet az yerler. Sofra zevkine pek az düşkündürler. Bir parça ekmekle beraber tuz, soğan ve yoğurt bulurlarsa yemek için başka şey aramazlar. Yoğurt bir çeşit ekşimiş süttür. Galen’in ‘oxsgala’ dediği şey. Süte nazaran akıcı değildir. Türkler buna su ilave ederek için ekmek doğruyorlar. Hararet için çok iyi bir sıvıdır. Hem besleyici hem de hazmı kolaydır. Kervan sarayların hepsinde bu yoğurt mutlaka bulunur. En mükellef ziyafetlerde bile hamur işi börek ve tatlılardan pahalı şeyler bulunmaz. Bir de pirinçten yapılan yemekleri vardır. Üzerine koyun ve kuzu eti de koyarlar. Hadım edilmiş horozu bilmedikleri gibi sülün ardıç kuşu gibi kuşlardan haberleri bile yoktur. Bal yahut şerbet onlar için mükemmel bir içkidir."