Diyanet açıkladı! "Kredi kartı kurbanın..."

AA |  13 Ağustos 2018 Pazartesi - 13:08 | Son Güncelleme : 13 08 2018 - 13:08

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman, "Bedelin kredi kartıyla ödenmesi kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez ancak kredi kartı borcunu, ödeme tarihinde ödemek ve gecikmeden kaynaklanan faizli işleme düşmemek gerekir." dedi.


Prof. Dr. Ahmet Yaman, Kurban Bayramı öncesi merak edilen konuları AA muhabirine  değerlendirdi.
 
Kurban ibadetinin zorunlu ihtiyaçların ve borçların dışında belirli  miktarda mala sahip kişiye vacip olduğunu belirten Yaman, temel ihtiyaçların ve  borcun dışında 80,18 gram altın, bunun değerinde para veya eşyası bulunan kişinin  dinen zengin sayıldığını ve kurban kesebileceğini ifade etti.
 
Yaman, bu miktarda bir mala sahip olmayan kişinin kurban mükellefiyeti  bulunmadığını ve etraftan borç alarak kendisini ve başkasını zor durumda  bırakmaması gerektiğini söyledi.
 
Bu borcun bankadan kredi çekilerek alınması durumunda, faiz verme  yasağının işleneceği için günaha girilebileceğini aktaran Yaman, "Maddi durumu  iyi olmayan kişinin böyle yöntemlere başvurması yerine kurban kesmemesi daha  uygundur." diye konuştu.
 
Peşin, vadeli veya taksitli olarak verilebilir
 
Yaman, kredi kartıyla kurban kesilip kesilemeyeceğine ilişkin de  değerlendirmelerde bulundu.
 
Kurban kesecek kişinin, satın alacağı hayvanın bedelini peşin olarak  verebileceği gibi vadeli veya taksitli olarak da ödeme yapabileceğini kaydeden  Yaman, şunları söyledi:
 
 "Bedelin kredi kartıyla ödenmesi kurbanın sıhhatine engel teşkil etmez  ancak kredi kartı borcunu, ödeme tarihinde ödemek ve gecikmeden kaynaklanan  faizli işleme düşmemek gerekir. Kredi kartıyla taksitli kurban alırken, taksit  yapma karşılığında bankaya ilave bir ücret ödenmesi durumunda ise kesilen kurban  geçerli olmakla birlikte faizli işlem sebebiyle ayrı bir günah söz konusu olur."
 
Satım işlemi, kesimden önce gerçekleşmeli
 
Kurbanlık hayvanın kesilerek tartıldıktan sonra fiyatının  kesinleştirilmesinin caiz olup olmadığını da değerlendiren Yaman, kurbanlık  hayvanın kilo birim fiyatının belirlenmesi suretiyle canlı olarak  satılabileceğini aktardı.
 
Yaman, toplumda herhangi bir aldatma, kargaşa ve ihtilafa yol  açmayacak şekilde yaygın bir uygulama varsa, kurban edilecek hayvanın  kesilmesinin ardından etinin tartılarak parasının ödenmesi yoluyla da  satılabileceğini belirtti.
 
Bu şekildeki satışın geçerli olması için kesimden önce taraflar  arasında satım işleminin kesinleşerek, hayvanın müşterinin mülkiyetine geçmiş  olması gerektiğini söyleyen Yaman, "Kesimden sonra aşağı yukarı ne kadar et  çıkacağının tahmini olarak zikredilmesi, böylece etin miktarındaki ve dolayısıyla  hayvanın fiyatındaki belirsizliğin aldatmaya ve ihtilafa götürmeyecek şekilde  giderilmesi gerekir. Henüz kesilmeden önce hayvan ölecek olursa, müşterinin malı  olarak telef olmuş sayılır. Satım sırasında tahminen belirlenen kilosu üzerinden  satıcıya hayvanın bedeli ödenir." ifadelerini kullandı.
 
Mal ile yapılan ibadetlerde vekalet caiz
 
Yaman, kurban, hac ve zekat gibi ibadetlerin mal ile yapıldığını, bu  ibadetlerde ise vekaletin caiz olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
 
"Vekalet yoluyla kurban kestiren kişi kendi bulunduğu yerde birisine  vekalet verebileceği gibi başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet  verebilir. Vekalet, sözlü veya yazılı olarak ya da telefon, internet, faks ve  benzeri iletişim araçlarıyla verilebilir. Vekalet verilen kişi ya da kurumların  güvenilir olması ve kurban ibadetinin eda şeklini iyi bilmesi gerekir. Bundan  dolayı vekil tayin edilen kişi veya kurum aldığı vekaleti gereği gibi yerine  getirmelidir."
 
İbadetlerin şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi hikmetlerinin,  amaçlarının ve yasama gerekçelerinin bulunduğunu ve ibadetlerdeki bu özelliklerin  birbirinden ayrı düşünülmeyeceğini vurgulayan Yaman, bedelinin infak edilmesi  suretiyle kurban ibadetinin yerine getirilmeyeceğini kaydetti.
 
"Hiçbir dini dayanağı yok"
 
Kurban ibadetiyle ilgili toplumda yanlış uygulamalar ve bidatlerin  bulunduğuna dikkati çeken Yaman,   "Bunların başında kesilen kurbanın kanını,  kişinin yüzüne veya ev ya da aracının bir yerine sürmek gelmektedir. Hiçbir dini  dayanağı olmayan bu uygulama yabancı  kültürlerden ve inançlardan  kaynaklanmaktadır. Kaldı ki akan kan dinimize göre necistir yani maddi bir pislik  hükmündedir. Her bakımdan temiz olması gereken Müslüman'ın bu pislikten de uzak  durması gerekir." diye konuştu.
 
Yaman, diğer bir yanlış uygulamanın ise Hazreti Muhammed adına kurban  kesilmesi olduğunu belirterek, İslam'da böyle bir uygulama bulunmadığını, bunun  yapılması gereken bir ibadet gibi görülmesinin doğru olmayacağını vurguladı.
 
Prof. Dr. Yaman, şunları kaydetti:
 
"Allah ve Resulü'nden nakledilmeyen bir uygulamayı ibadet gibi telakki  etmek ve ona dinilik vasfı vermek bidattir. Kurban kesenlerin bir de kurban  namazı adıyla iki rekat namaz kılmaları uygulamasına değinmek gerekir. Esas  olarak kurban namazı diye bir namaz yoktur. Bu namazın dini bir gereklilik olduğu  inancı veya kanaati yanlıştır."
 
 

ETİKETLER