Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Siyasi başarı olarak tarihe geçti!

AA |  23 Ekim 2019 Çarşamba - 10:12 | Son Güncelleme : 23 10 2019 - 12:57

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Barış Pınarı Harakatı sürecinde beş gün içinde dünyanın en büyük iki gücüyle masada anlaşmaya vardığını belirterek, bu mutabakatların, Türkiye'nin ulusal güvenliği açısından öneminin diplomasi ve siyasi başarı olarak da tarihe geçtiğini söyledi.


Çavuşoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin  açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Suriye konusunda Türkiye ile ABD ve Rusya Federasyonu arasında varılan  mutabakatları değerlendiren Çavuşoğlu, "Türkiye beş gün içinde dünyanın en büyük  iki gücüyle masada bir anlaşmaya varmıştır. Mutabakat sağlamıştır. Bu mutabakat  bizim ulusal güvenliğimiz için çok önemlidir ama diplomasi ve siyasi başarı  olarak da tarihe geçmiştir." dedi.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ABD ve  Rusya ile Türkiye'nin meşru talepleri doğrultusunda ve endişelerini giderecek  şekilde mutabakatın sağlanmasının önemli olduğunu belirterek, "Genelde tüm  çabalarımızı küçümsemeye çalışanlar, özellikle içeride, dış politikamızın ya da  Suriye politikamızın Rusya ile ABD arasına sıkışıp kaldığını söylüyorlardı. O  bakımdan bunu özellikle vurgulamak isterim." diye konuştu.

 
Türkiye'nin, tıpkı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarında olduğu  gibi Barış Pınarı Harekatı ile de teröre karşı bir operasyon başlattığını  vurgulayan Çavuşoğlu, "Bu süreçte hepsinden çok daha fazla tepki oldu, aşırı  tepki oldu. Biz buna tabii ki cevabımızı verdik. Büyük bir oyunu bozduğumuz için  orada kurulacak bir terör devletini engellediğimiz için bu tepkiler şiddetli  gelmeye başladı. Buna da en çok İsrail ve Fransa gibi ülkeler bozuldu."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Uluslararası tepkiler bu şekilde iken, Türkiye'nin içinde yüzde 90'ın  üstünde bir bütünlük olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Türk milletine ve Mehmetçiğe  teşekkür etti.
 
"Barış Pınarı Harekatının meşruiyeti beş gün içinde kabul edildi"
 
Çavuşoğlu, "Barış Pınarı Harekatımızın meşruiyeti beş gün içinde hem  ABD hem de Rusya tarafından kabul edilmiştir." dedi.
 
Türkiye'ye "Sizin meşru endişeleriniz var, bunu anlıyoruz" diyenlere  "Endişemiz meşruysa uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanarak  başlattığımız harekatta meşrudur" mesajını verdiklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle  devam etti:
 
"Bu anlaşma ile dünyanın en büyük iki ülkesi, iki gücü bizim  harekatımızın meşruiyetini kabullenmiştir. Dikkat ediyorsanız, hem ABD ile hem de  dün Soçi'de (Rusya ile) vardığımız mutabakatta Türkiye'nin Tel Abyad ve Rasulayn  bölgesindeki harekatının meşruiyeti kabul edilmiştir."
 
Çavuşoğlu, Suriye'nin sınır ve toprak bütünlüğüne Türkiye'nin  herkesten daha çok bağlı olduğunu vurgulayarak, "Burada bu statüko şu anda  muhafaza edilecektir. Siyasi bir çözüme kadar." diye konuştu.
 
 
Mutabakatı harita üzerinden değerlendirdi
 
Rusya ile varılan mutabakatı harita üzerinden değerlendiren Çavuşoğlu,  "Her şeyden önce burası zaten bizim muhafaza edeceğimiz bölge. Tel Abyad ile  Rasulayn bölgesi." dedi.
 
Çavuşoğlu, ABD ile varılan mutabakatta o bölgeye ilişkin aynı kanıya  varıldığını belirterek, "(ABD) Dün akşam tamamen çektik dediler, ama burada onlar  YPG'lileri tamamen çektik diye yazılı bir şekilde de bildirdiler. Sözlü olarak  Pompeo da bildirdi. Biz buradayız zaten. Herhangi bir terörist unsuru karşımıza  çıkarsa, olur da kalmış, çekilmemiş, zaten onu bizim ABD ile vardığımız  mutabakatta da böyleydi, onları etkisiz hale getiririz." değerlendirmesinde  bulundu.
 
YPG/PKK'dan ve DEAŞ'tan temizlenmiş alanlara şu ana kadar 365 bin  kişinin döndüğünü söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
 
"Dün Soçi'de vardığımız mutabakata göre ise Fırat Nehri'nden Aynularab  (Kobani) dahil, Rasulayn'ın doğusu olan, Kamışlı'nın doğusu dahil, Irak sınırına  kadar bir bölge güvenli bölge olacak. Buralarda Aynularab (Kobani) dahil, YPG'li  teröristler Rusya ve rejim unsurları tarafından 30 kilometrenin altına  gönderilecek, silahları da dahil buradan temizlenecek."
 
M4 kara yolunun bazı yerlerde içeri girdiği, bazı yerlerde ise daha  aşağıda kaldığını belirten Çavuşoğlu, 30 km'nin esas alınacağını vurguladı.
 
Çavuşoğlu, "30 kilometrenin altına çıkarılacak. Ne zaman çıkarılacak?  150 saat içerisinde. ABD ile vardığımız mutabakatta, 120 saat içinde, dün akşam  saat 22.00'de doldu." diye konuştu.
 
Türk ve Rus askerlerinin 150 saatin sonunda ortak devriyelere  başlayacağını belirten Çavuşoğlu, bunun Türk sınırına sızmaların önlenmesi ve  teröristlerin bugüne kadar inşa ettiği tünel gibi altyapıların temizlenmesi  bakımından da önemli olduğunu söyledi.
 
Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
 
"Fırat Nehrinden Irak sınırına kadar 10 kilometre derinlikte ortak  devriyeler 150 saatin sonunda başlayacak. Bir istisnası var, Kamışlı. Başından  beri burada rejim var, Kamışlı şehrinde. Rejim unsurlarıyla karşı karşıya  gelmemek bakımından burada Rusların da tavsiyesi ve ricası üzerine ortak devriye  konusunda Kamışlı'yı hariç tuttuk. Ama bu, bu bölgeden de YPG'lilerin  çekilmeyeceği anlamına gelmez. Burada Fırat Nehrinden Irak sınırına kadar 30  kilometrenin altına tüm YPG'liler indirilecek. Kamışlı dahil."
 
Münbiç yol haritasını hatırlatan Çavuşoğlu, Zeytin Dalı Harekatından  sonra bazı YPG'lilerin Tel Rıfat bölgesinde kaldıklarını söyledi. Çavuşoğlu,  "Orda taciz atışları da yer yer yapıyorlar. Ruslarla vardığımız mutabakata göre,  6. maddede bunu görebilirsiniz, Münbiç ve Tel Rıfat'tan da YPG'liler tüm  silahlarıyla beraber arındırılacak. Buradan tamamen çıkarılacak. Bu bizzat Sayın  Putin'in sözüdür." dedi.
 
Türkiye'nin güvenli bölgeyi oluştururken bölgeyi teröristlerden  temizlemek ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak olduğunu söyleyen Çavuşoğlu,  harekatlar ile terör devleti kurulmasının da önüne geçildiğini ve Suriyelilerin  kendi ülkelerine dönmeleri konusunda önemli bir adımın atıldığını kaydetti.
 
Çavuşoğlu, "Bu harekat, bu çalışmalar esasen bu teröristlerin kurmak  istediği terör devletinin de önüne geçmiştir, engellemiştir." dedi.
 
 
Çavuşoğlu, "terör örgütü YPG/PKK'nın Barış Pınarı Harekatı sahası  dışında 30 kilometre çekileceği alanda kontrolü kimin sağlayacağına" yönelik soru  üzerine, Türkiye'nin bulunduğu bölgede bu durumun yerel halkla oluşturulacağını  kaydederek, "Buralarda şimdi Rusya olacak. Buralarda rejim sınır muhafızları da  var. Buralarda her halkın katılımıyla yerel yönetimler oluşacak. Bu konuda bizim  hiçbir endişemiz, tereddüdümüz yok." ifadesini kullandı.
 
"Önemli olanın buralarda terör yapılanmalarının ortadan kalkması"  olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, "Burada önemli olan teröristlerin buradan  çıkmasıydı." değerlendirmesinde bulundu.
 
Türkiye'nin bulunduğu yerde zaten nüfusun büyük bölümünün, yüzde  80'inin üzerindeki kesimin Arap olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Onun dışında  Türkmenler var, Hristiyanlar var ve de diğer azınlıklar var. Buraları YPG kontrol  ediyor diye tamamı Kürt gibi yorumlanıyor, 'Kürtlere saldırıldı.' deniyor ve  maalesef Batı medyası ve siyasetçiler dürüstlükten çok uzak." dedi.
 
Çavuşoğlu, bu bölgede nüfusun çoğunluğunun Arap olduğuna dikkati  çekerek, "Çoğunluğu Arapsa bu yönetimlerin içinde Araplar olacak. Kürt  kardeşlerimizin olduğu yerlerde ise onlar da ağırlıkta olacak." diye konuştu.
 
Mevlüt Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Türkiye'deki 350 bin civarındaki (Suriyeli) Kürt kardeşimiz de buraya  dönecek. YPG bu kişilerin dönüşlerine izin vermediği için bu kişiler dönemiyor.  Dolayısıyla demografide de raylar yerine oturacak. Bozulan sistem ve tüm Suriye  içindeki, bu bölgedeki demografik mühendislik de sona ermiş olacak. Anlaşmaların  ve harekatımızın, sadece bizim için değil, Suriye geleceği için de o kadar  faydaları oldu, o kadar dönüm noktaları oldu ki tarih bunu gerçekten yazacak."
 
"Bizim şu anda rejimle doğrudan bir temasımız yok"
 
Çavuşoğlu, Adana Mutabakatı'na ilişkin şunları söyledi:
 
"Suriye, bunu (Türkiye'ye yönelik terör tehditlerini) engelleyemezse o  zaman Türkiye tek başına teröristlerin yok edilmesi için gereğini yapar. Bir,  bizim şu anda rejimle doğrudan bir temasımız yok. İstihbari düzeylerde temaslar  olabilir, her zaman olur. Bu doğaldır. Özellikle terörle mücadele dahil. İki, şu  andaki rejimin, Şam'daki rejimin Adana Mutabakatı'nı istese de uygulama  kapasitesi yok. Buralarda otoritesi yok, boşluklar var."
 
Rejimin şu anda ülkenin tamamını yönetme konumunda olmadığına işaret  eden Çavuşoğlu, "Suriye rejimi şu anda Adana Mutabakatı'ndaki yükümlülüklerini  yerine getiremiyor. O nedenle de rejimin garantörü olan Rusya bu anlaşmanın  uygulanması noktasında Rusya kolaylaştırıcı rol üstlenecek." ifadelerini  kullandı.
 
Çavuşoğlu, Anayasa Komisyonunun bu ayın sonunda ilk toplantısını  yapacağını belirterek, komisyonun, Birleşmiş Milletler (BM) liderliğinde fakat  Türkiye, Rusya ve İran'ın sayesinde kurulduğunun altını çizdi.
 
Bakan Çavuşoğlu, Suriye'de barış ve istikrar istediklerini dile  getirerek, "Ancak bu süreçten sonra yine Suriye'de kurulacak bir hükümetle, o  zamanki şartlarda Adana Mutabakatı'nı güncelleyelim mi, genişletelim mi, nelere  ihtiyaç var, o zaman oturulur konuşulur. Her iki tarafın yararına uygulanabilecek  bir hale getirilir." diye konuştu.
 
Çavuşoğlu, Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü konusunda, bu kişilerin  kendini güvende hissettiğinde dönüş yaptığını kaydederek, "Biz bir taraftan da  komşu ülkeler olarak, Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak olarak mültecilerin geri  dönüşüyle ilgili bir konferansa ev sahipliği yapmak istiyoruz ve bunun birçok  boyutu var." dedi.
 
Suriyeli göçmenlerin kendini güvende hissedebilmesi için özellikle  rejimin kontrolü altındaki bölgelerde rejimden garanti alınması gerektiğini dile  getiren Çavuşoğlu, bu durumun denetim altında olmasının önemine işaret etti.
 
Bakan Çavuşoğlu, göçmenlerin dönmesi konusunda da Rusya ile  çalışacaklarını vurgulayarak, "Mülteciler için gerekli altyapının oluşturulması  bakımından da belki bir donörler toplantısının da düzenlenmesi gerekiyor çünkü bu  tek başına Rusya ve Türkiye'nin yapacağı bir şey değil." diye konuştu.
 
Avrupa'nın Suriyeli mültecilere ilişkin tutumunu eleştiren Çavuşoğlu,  "Önümüzdeki günlerde (İngiltere Başbakanı) Boris Johnson'ın da Cumhurbaşkanımıza  teklif ettiği gibi NATO içinde birçok Avrupa ülkesiyle bir araya gelme  ihtimalimiz var. Bunları konuşuyoruz. Buraya gelmek isteyenlere herkesin yardım  etmesi lazım." dedi.
 
Çavuşoğlu, muhtıranın uygulanması ve gözetilmesi konusunda şunları  kaydetti:
 
"Her şeyden önce sahada askerlerimiz var. Askerlerimiz burada önemli  rol üstlenecek. Diğer taraftan istihbaratımız da üzerine düşeni yapacak. Bunun  bir de diplomasi ayağı var. Dışişleri Bakanlığı olarak biz de buna katkı  sağlayacağız. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bu süreci beraber yürütüyoruz,  birbirimize destek oluyoruz. Herkes üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya çalışıyor.  Biz de sahada ve masada üzerimize düşeni birlikte yapacağız. Önemli olan iyi  niyetin olması, herkesin verdiği sözleri tutması ve mutabakata bağlı kalınması.  Ondan sonra biz Suriye'nin geleceği için çabaları daha da birlikte  yoğunlaştırırız."

Rusya ile varılan Soçi mutabakatında Barış Pınarı Harekatı alanının  batı ve doğusunda 10 kilometre derinlikte Kamışlı ilçesi hariç Türk-Rus ortak  devriyelerinin başlayacağını anımsatan Çavuşoğlu, "İhtiyaç duyulduğu sürece 10  kilometre derinlikte şehir içi ya da şehir dışı ortak devriyelerimiz zaman  sınırlaması olmaksızın yapılacaktır." şeklinde konuştu.

Çavuşoğlu, Suriye'de seçimler de dahil kalıcı çözüme ulaşıncaya kadar  bu devriyelerin devam etmesi gerektiğinin altını çizerek "Teröristler buradan  çekildi ama önemli bir kısmı Afrin, Cerablus ve El Bab bölgelerinde hepsiyle  mücadele ediyoruz. En son Barış Pınarı Harekatı'nda bunları etkisiz hale  getirdik. Ancak sahada halen teröristler var. Bunlarla da mücadelemiz sürecek."  ifadesini kullandı.

Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu  yok etmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin gerekli  bilgilendirmeleri yaptıklarını anlatan Çavuşoğlu, ülkeler ve uluslararası  örgütlerin temsilcilerine harekatın gerekliliğini ve hukuki zeminini  anlattıklarını belirtti.

Çavuşoğlu, "Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararları, Adana  Mutabakatı dahil çok güzel şekilde anlattık. Anlamak istemediklerini de gördük.  Burada oyun bozuldu. Suriye sorununun başlamasından beri anlatıyoruz. Güvenli  Bölge meselesini Sayın Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) o kadar güzel  anlatıyordu, yaşayarak anlatıyordu. O karşı çıktı, bu karşı çıktı. Sonra (ABD  Başkanı) Trump en sonunda kendisi teklif etti." dedi.

"Sahada ve masada güçlü olmanın neticesi"

Dengeleri son bir buçuk yıldır değiştirdiklerini anlatan Çavuşoğlu,  "Fırat Kalkanı Harekatı, Zeytin Dalı Harekatı ve en son Barış Pınarı  Harekatı'mızla artık dengeler tamamen değişti. Bu, sahada ve masada güçlü olmanın  neticesidir." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Avrupalılar da dahil tüm tarafların tepki göstermelerine  rağmen sonrasında bu harekatın meşruiyetini kabul ettiğine işaret ederek "Sahada  varsanız, masada da varsınız. Masada güçlüyseniz, sahadaki kazanımlarınızı da  kaybetmezsiniz." ifadesini kullandı.

Türkiye'ye yönelik harekat sebebiyle yürütülen kara propaganda  faaliyetlerine değinen Çavuşoğlu, "Biz siviller konusunda çok hassasız. En son bu  'kimyasal silah kullandılar' tiyatrosunu oynadılar. Gerçekten bunların da içine  düştüğü acziyetin göstergesidir. Sadece YPG/PKK teröristlerini söylemiyorum. Bu  konuda Batı'nın da çifte standart ve ikiyüzlülükten dolayı içine düştüğü acziyeti  bu süreçte gördük." dedi.

Çavuşoğlu, Kürtlerle teröristlerin iyi ayırt edilmesi gerektiğinin  altını çizerek dün ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile bir telefon görüşmesi  gerçekleştirdiğini söyledi. Pompeo'nun, ABD'nin Türk askeri makamlarına söz  konusu bölgeden YPG/PKK'lı teröristlerin ayrıldığını yazılı olarak teyit ettiğini  belirten Çavuşoğlu, bu süreçte de ABD ile varılan mutabakat çerçevesinde konuyu  takip edeceklerini vurguladı.

Bakan Çavuşoğlu, "Biz ABD'den gelen bu yazılı teminatı kabul ederiz.  Ancak sahada karşımıza YPG/PKK unsuru çıkarsa da temizleriz. Geride bıraktıkları  silah ve mühimmat konusunda da gerekli işlemler yapılıyor." ifadesini kullandı.

"YPG/PKK kimle iş tutarsa tutsun gereğini yaparız"

Bundan sonraki süreçte ABD ve rejimin rolüne ilişkin  değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"YPG/PKK kimle iş tutarsa tutsun biz gereğini yaparız. Bu teröristleri  her yerden temizlemek milletimize sözümüzdür, boynumuzun borcudur. FETÖ ile de  DEAŞ ve YPG/PKK ile de mücadelemizi sürdürüyoruz. Rejim, YPG ile iş birliği  yapabilir mi? Evet yapabilir. Şu 9 yılda da çok denemesi oldu. Esasen dönemin  Başbakanı Riyad Hacib'i dinlerseniz, Salih Müslüm'i Kandil'den çağırıp destek  veriyor, Türkiye'ye yönelik terör saldırılarını başlatın diye. Riyad Hacib'in  kendisi daha iyi anlatıyordu bunların nasıl bir terör örgütü olduğunu."

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, "Biz YPG/PKK'ya güçlü  ültimatom vereceğiz. Çekilmezse siz gereğini yaparsınız." dediğini aktaran  Çavuşoğlu, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov'un, YPG/PKK’nın sınırdan çekilmemesi  halinde Türk ordusunun "üzerlerinden geçeceği" yönündeki açıklamasını memnuniyet  verici bulduklarını dile getirdi.

Bakan Çavuşoğlu, ABD'nin gelecek süreçte bölgedeki rolünün ne  olacağına ilişkin soruya ise şöyle yanıt verdi:

"ABD, gördüğümüz kadarıyla bu bölgelerin tamamından çekiliyor. Ama  güney bölgesine ya da Irak'ın batısına geçecekleri görülüyor. Zaten Irak  sınırları içinde yapılanmaları var. YPG'ye verdikleri silahları da Irak üzerinden  verdiler. Burada YPG/PKK terör örgütünü korumalarında... 'İran buralara  gelmesin'. Bunu da kim istiyor? İsrail. İsrail bu süreçte en çok hayal  kırıklığına uğrayan ülkedir. Onu da söyleyelim. Trump, tamamen çekileceklerini  söylüyor. Ancak bu konuya karşı yoğun bir kampanya yürütülüyor. Ancak şu  görülüyor ki bundan sonra da YPG/PKK ile yoğun bir iş birliğini  sürdüremeyecekler."