Dink Başmüfettişi’ne ‘İki ismi silin’ baskısı!

14 Nisan 2017 Cuma - 2:30 | Son Güncelleme : 14 04 2017 - 2:30

Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişi Ayşegül Genç 2008’de Hrant Dink suikastıyla ilgili hazırladığı rapordan tutuklu FETÖ’cü polis müdürleri Ali Fuat Yılmazer ile Ramazan Akyürek’in isimlerini çıkarması için baskı yapıldığını anlattı...


Hrant Dink cinayetine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı 2’si tutuklu 35 sanıklı davaya devam edildi. Duruşmada, tanık olarak dinlenen ve 2008 yılında Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu hazırlayan müfettişlerden Ayşegül Genç,  o dönem İstihbarat C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in kendilerine yardımcı olmadığını belirterek “Bize, ‘Başbakan sizi göndereceğine Ergenekon davalarının arkasında dursun’ dedi. Şaşırdık” dedi. Genç, raporu kurula sunmadan önce Teftiş Kurulu Başkanı Muttalip Ünal da “Bizden Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in isimlerini çıkartmamızı istedi. Biz olmaz” diye konuştu.

Başmüfettiş Genç: 20 rapor geldi

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada dinlenen Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişi Ayşegül Genç,  cinayet sonrasında Rakel Dink’in başvurusu üzere görevlendirildiklerini belirtti. Trabzon ve İstanbul Emniyeti’nde ve İstihbarat Daire Başkanlığında çalışma yaptıklarını ve savcılıklardan da bilgi aldıklarını söyleyen Genç, jandarma da dahil olmak üzere kurumlardan toplamda 20 rapor geldiğini belirtti. O dönem Trabzon’da da Faruk Sarı ile görüştüklerini anlatan Genç, “Faruk Sarı bize terörle mücadele biriminde bir yer verdi. Bilgisayar istediğimizde, Trabzon ile İstanbul arasında çekişme olduğunu, bilgisayarların dışarıdan müdahale edilmemesi için merkeze çekildiği söyledi. Dink’e yönelik 2003’te Sidney’de suikast yapılacağı bilgisi olduğunu bize söyledi. İstanbul’a gittiğimizde bunu sormamızı istedi” dedi.

 McDonals’ın bombalanması gibi konulara odaklandıklarını belirten Genç, şunları söyledi: “Yasin Hayal’in McDonalds olayı öncesinde Başbakan’ın uçağına yönelik yaptığı bomba ihbarının GBT’sine girmediğini tespit ettik. Ayrıca Engin Dinç’in, Erhan Tuncel’i dinlemeye aldıktan sonra tayininin çıkarılması kafama takıldı. En ilginci bombalamadan sonra Yasin’in İstanbul’da çok kolay  yakalanmasıydı. Soru işaretleri çoğaldı.”  

Yılmazer yardımcı olmadı

Susurluk İnceleme Komisyonu’nda da çalıştığını da belirten Genç, “Devlet içinde yürütülen soruşturmada mutlaka devlet görevlisi, bir başka devlet görevlisine şifahi bilgi verir. Hukuki bir metin alamasanız da olayın önü açılır. İstanbul’da Ali Fuat Yılmazer bize yardımcı olmadı. İlk görüşmede bize ‘Başbakan sizi göndereceğine Ergenekon davalarının arkasında dursun’ dedi. Şaşırdık. Böyle bir tepki beklemiyorduk. O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla çalıştığımıza ilişkin emri gösterdim. Yine aynı tavrı gösterince ‘Bize işimizi öğretemezsiniz. Bu konuyla alakalı ne varsa gösterin’ dedik. Sonra sessizlik oldu. Çıktı. Yardım etmedi oysa Terörle Mücadeleye gidince müdür Selim Kutkan, her şeyi önümüze yığdı” diye konuştu.  

Genç, şöyde devam etti: “Raporu sunmadan önce Teftiş Kurulu Başkanı Muttalip Ünal, bizden Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in isimlerini çıkarmamızı istedi. Biz bunun olamayacağını söyledik. Raporu 10 Ekim 2008’de teslim ettik, 7 Kasım’da bize iade edildi. İade edilmesi bizi demoralize etti. Ama raporumuzda ısrarcı olduk. Değiştirmeden Teftiş Kurulu Başkanlığı’na verdik.”

Fiziksel olarak da dikkatli olun!

Ayşegül Genç, iki yıl önce Hizbullah üyesi oldukları iddiasıyla raporda imzası olan Tuğçe İnan ile birlikte usulsüz olarak dinlendiklerini öğrendiklerini belirtti, nasıl tehdit edildiğini anlattı: “Silahlı dört kişi odama geldi. Tehditvari konuştu.” Başmüfettiş Genç, sözlerine şöyle devam etti:  Başkanımız Muttalip Ünal bize, ‘Kendinize dikkat edin’ dedi. Arkadaşım Mehmet Akın ‘Dinlesinler, kimseden saklımız yok’ yanıtını verdi. Bunun üzerine ‘Fiziksel olarak da dikkat edin’ deyince Mehmet Bey, ‘Sizi arayan mı oldu?’ diye sordu. Muttalip Bey de, ‘Ramazan Akyürek aradı. Çok sıkıntılı şeyler söyledi. Anlatamayacağım şeyler, ajandama not aldım, ne olur ne olmaz siz de dikkatli olun’’ dedi. Mehmet Bey de, ‘Biz Susurluk’ta da çalıştık. Ne yaparlarsa yapsınlar’ diye konuştu. 1988’den beri müfettişlik yapıyorum. Sağcı da solcu da dediler, ama hiçbir zaman tamamen yanlı bir şeyle karşılaşmadım. Ergenekoncu yapmaya çalıştılar. Masada CD bile bırakmıyorduk. Bizim bağımsız olabileceğimizi düşünemediler sanırım.

MİT: Tuncel bizden değil

Başmüfettiş Ayşegül Genç, “Erhan Tuncel’in MİT tarafından kullanıp kullanılmadığını ilişkin resmi yazıyla sorduk” dedi, ekledi: MİT ‘Elemanımız değil’ dedi. Cezaevindeyken 16 saat görüştüğümüz Erhan Tuncel ‘Koğuşumun karşısında Kemal Yıldız isimli biri geldi. ‘Beni burada öldürecekler’ dedi. Yasin Hayal’in arkadaşları ise ‘Yasin net, yalanı olmaz, Erhan ise sinsi’ dediler. Bombalamadan sonra Yasin’i gizlendiği inşaattan beyaz bir ekip arabasının aldığını söylediler. Ama netleştiremedik...