Gazetevatan.com » Yazarlar » Romantizm derken?

Romantizm derken?

04 Aralık 2013 Çarşamba


Şimdiii...

Bir danaya, “Sence en romantik yer neresi?” diye sorsanız, yüzde 99’u aynı cevabı verir:

“Yatak odası.”

Tabii yanında yalakalık yapacağı bir kadın yoksa! Siberalem sitesi “Hayalinizdeki en romantik yer neresi?” diye bir anket yapmış. İlk sırada “Ev“ sonra Kız Kulesi, Büyükada geliyor; Maldivler, Santorini de yurt dışı ayağı...

Belli ki, evin bölümlerini anket şıklarına koymamışlar!

Kız Kulesi, Büyükada falan diyenler de belli ki kadınlar... Bu haberi okurken, romantizmin erkeklerde bir karşılığı olup olmadığını düşündüm.

Yani mesela bir erkek, kız arkadaşını alıp Kız Kulesi’de yemek yemeyi gönülden ister ve bunu romantik bulur mu?

Zorunluluklar...

Ben de kendi çapımda küçük bir anket yaptım.

Evet, yüzde 99’u “Yatak” cevabını verdi. Bazılarının cevabı biraz daha uzundu:

“Yatak odası...”

Aslında haksızlık etmemek lazım, kimi de “romantik” sayılabilecek cevaplar vermedi değil! Mesela o internet klasiğini uyarlayan bile vardı:

‘Komünizm para kazanıncaya / Feminizm koca buluncaya / Ateizm uçak sallanıncaya kadardır.’

Romantizm?

Yatağa gidinceye kadar!

Çok komik!

Onlara komik!

Komik veya zorunluluk!

Kız Kulesi’nde yemek, Ada’da fayton gezintileri falan uymaları gereken ritüellerden başka hiçbir şey değil(miş.)

Pekii... Kız Kulesi’nde yemek yerken o akşam birlikte olamayacağını anlayan dananın aklına ilk gelen ne?

“Hadi bee... Bu kadar hesabı boşuna ödedim!”

Kar yağarken...

Alın size yaşanmış başka bir örnek:

Aynı “romantik” sahneyi iki taraftan da dinleyelim.

Önce kız tarafı:

“Hiç unutmam, akşamüstü kar yağmaya başlamıştı. Akşama doğru o kadar güzel oldu ki, her yer bembeyaz, lapa lapa kar yağıyor. O anda karar verdik; yatağımızı salona taşıyacaktık. Sokak lambasının ışığında yağan karı seyrederek uyumaya... Gençlik işte!”

Şimdi aynı hikâyeyi olayın kahramanlarından erkek anlatıyor:

“Evet yaa... Öyle sevişelim dedik! Kar yağarken!”

Buyurun. Olay bu.

İyi-kötü veya doğru-yanlış demiyorum.

Sadece “Olay bu!” diyorum.

Galiba onlarda romantizmin bir karşılığı yok!

Ne tuhaf!