Gazetevatan.com » Yazarlar » “Yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...”

“Yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...”

11 Mayıs 2016 Çarşamba


Türk edebiyatında dönüm noktalarından biri sayılan Sait Faik Abasıyanık, bir mektubunda kendisiyle ilgili “Hikâyelerimde şiir kokusu var diyorsunuz. Bir iki tane de şiir yazdım. İçinde hikâye kokuları var dediler. Demek ki ben ne hikâyeciyim ne de bir şair. İkisi ortası acayip bir şey. Ne yapalım beni de böyle kabul edin.” diyor. Kişiliği ve ortaya koyduğu eserlerle arasında güçlü bir bağ hissedilen Sait Faik’i tam da ‘bu acayipliği’ için seviyoruz belki de...

“Sait Faik’i Yaşatamadık”

Onu bilmeyenler, derinliğine vakıf olamayanlar için okul yıllarında okunacak bir yazar algısı var. Oysa ilerlemiş akıl yaşında da bir “hişt” denilmeyi öyle hak ediyor ki... “Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...” demiş demesine de, yaşadığı dönemde bu anlamda yüzü gülmemiş.  11 Mayıs 1954’te henüz 47 yaşındayken hayata gözlerini yuman yazarın cenazesiyle ilgili, dönemin Dünya Gazetesi’nde Adnan Benk şu satırlara yer vermiş. “Sait, ansızın öldü. Ölüm haberi bile vaktinde alınamadı. Cenazeyi evininin bulunduğu sokaktan geçirdiler. Bakmayın gazetelere ağlayan tek kişi yoktu. Yalnız yaşlı bir kadın, o da her tabutun arkasından ağlayan cinsten. Şişli Camii’nde, yüz kişi kadardık. Nasıl bir yağmur!... Revakın altına sığındık, sigara üstüne sigara içtik. Haldun’u o gün ilk defa dudağında sigara ile gördüm; onu da bitiremedi ya, düşürdü. Mezarın başına geldiğimiz zaman, biz daha azalmış, yağmur daha çoğalmış, imam da hızlanmıştı. Öylesine çabuk okudu ki, kimse âmin demek fırsatını bile bulamadı. Sonra... Araba bulmak için koşuşmalar, itişmeler. Dönüşte, şoför: ‘Kimdi bu, ağabey?’ dedi. ‘Sait Faik’ dedik. Anlamadı. Üstelemedi de. Biz de bir şey anlamadık ya.”

Filmcilik arzusu!

Abasıyanık’ın hastalanmadan önce Burgaz Film Şirketi’ni kurma planları yapıyordu. Kendisi senaryolaştırılacak öykü yazacak arkadaşı Mengü Ertel de filmleri çekecekti. Hatta daha öncesinde “Alemdağ’da Var Bir Yılan kitabındaki” üç öyküden sürreal bir film yapma  niyetindeydi. “Benden hikayesi!” diyecekti ama olmadı. Olsun, ölümünden 62 yıl sonra bile ona “hişt” diye sesleniyoruz ya, olmuş demektir...